Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ANASTASİADİS’E TEŞEKKÜR ETMEK GEREKİR…

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in son dönemde yaptığı açıklamalar, bizim tarafta “garip” bir reaksiyon ve öfkeyle karşılandı.

Anastasiadis’in açıklamalarını propaganda maksatlı kullanma ve o meyanda sert demeçler verme bir yere kadar anlaşılır olabilir.

Kıbrıs sorunu, sonuçta, bir propaganda sorunudur da.

Ta başından itibaren taraflar hertürlü propaganda fırsatını tepe tepe kullanıyorlar.

“Bakınız onlar anlaşma istemez, anlaşmaya sadık olan biziz” demek için hiçbir masraftan kaçınmıyorlar.

Burada amaç, karşı tarafı ikna etmek değildir.

Amaç, Kıbrıs sorunuyla ilgilenen büyük güçleri ikna etmektir.

İkna edip, onların gücünden nemalanma hedefidir.

Bu da bir yere kadar anlaşılır olabilir.

Fakaaatttt…

***

Anastasiadis, yaptığı açıklamalarla bize şunu anlatmaya çalışıyor;

“Yüzde 19 gibi çok azınlık bir nüfusla devletin eşit ortağı olamazsınız. Eşitlik adı altında devletin bütün kurumlarına kurulup oturamazsınız. Eşitlik deyip de geriye kalan yüzde 79’u tahakküm altına alamazsınız. Hele yüzde 19 ile devletin başına hiç oturamazsınız…”

Anastasiadis’in mealen söyledikleri budur.

Ve bu söyledikleri Rum tarafında büyük çoğunluğun görüşlerini yansıtmaktadır.

“Federasyon bizim için acı uzlaşmadır” şeklindeki temel düsturu çok ama çok iyi ifade etmektedir.

Ve bu düstur nerdeyse Rum halkının büyük kısmını kapsamaktadır.

 

***

Durum böyle olunca aslında öfkelenmek yerine “gerçeğe intikal etme” modunda olmalıyız.

Anastasiadis’in söyledikleri ve yapmaya çalıştıkları Rum tarafındaki gerçekleri anlatan bir durumdur.

Belki de bunu dile getirdiği için kendine teşekkür etmeliyiz.

Çünkü, yıllarca, gerçek düşüncelerini perdeleyip de eşitlik temelinde federasyon martavalları okunmasına maruz kaldık.

Ve sandık ki Rumlar bizi eşit görüyorlar.

Biraz daha toprak verirsek tam eşitliği kabul edecekler ve mutlu-mesut olacağımız bir federasyon kuracağız.

 

***

Anastasiadis bunu yıktı-geçirdi.

Perdeyi eyledi viran.

Şimdilerde nasıl yeni bir perde eyleyeceğimizin derdine düşmeliyiz.

Yoksa öfkelenip de sinirli sinirli konuşmalar yapmak sadece psikolojimizi rahatlatır.

İhtiyacımız olan bu değildir.

İhtiyacımız olan, bu topraklarda, özgür, kendi kendimizi yöneten, refah içinde bir geleceği çocuklarımıza miras bırakmaktır…