İlk görüşmeler 1968 yılının haziran ayında başlamıştı.
Buna “ikili görüşmeler” deniyordu ki çok geçmeden “Beşli görüşmeler” olacak ve bu süreç 1974 yılına kadar sürüp hiçbir sonuç alınamayacaktı…
…
Orta yerde çözülmesi gereken ufak tefek işler vardı o dönemler.
Ama iki toplum birbirini çoktan kırmıştı, bu yüzden güvensizlik hat safhadaydı…
…
Mesele büyüyerek sürecek, her defasında aynı şeyler konuşulacak, ufak tefek teklifler olacak, ara sıra karşılıklı iyi niyet gösterileri ete kemiğe bürünüp bazı iyileştirmeler yapılacak, nihayetinde her iki tarafa gidiş gelişlere konan yasaklar da kalkacak fakat mesele olduğu yerde duracaktı…
…
Tabii bütün bunlardan bize ne!
Kanıksanmış ve artık herkesin ezberinde olan bir şey üzerinde kafa patlatmanın ne yararı olabilir ki?
Kalkıp bir lider “desantralizasyon” demiş!
…
Buyurun tartışın!
…
Dedi!
Bundan sonra başka şeyler de denecek…
…
Diyeceğim şu:
Bütün olup bitenler ayrılığın kökleşmesine yönelik.
Bugüne kadar biriktirilen bütün deneyimler buna hizmet ediyor fikrimizce.
Al birini vur ötekine…
…
Galiba Kıbrıslılar Kıbrıs’ta yaşamıyorlar!
Bu Kıbrıs başka bir Kıbrıs!
Hayal edilen, düşlenen ya da ne bileyim özlenen Kıbrıs sadece nostaljide yaşıyor!
Zaman zaman geçmişe karşı duyulan hasret belki de bu yüzden…
…
Havalar günlük güneşlik ve serin; şu kasım aylarında kendine gelir mutlu olur insan, ya da bana öyle geliyor, o çekilmez yaz aylarına inat.
Neresinden bakarsan bak memleketin her bir yanı mavi ve yeşil, hani şiirde söylendiği gibi “yeşilmişik sazmışık…” böyle mevsimlerde.
Şu kasım günlerinde.
Şimdi dağlarda ovalarda keklikler öter, serçe kuşları bir şimşirden bir şimşire konar, şinyalar ciklaları korumaya hazırlanır, dağlar döküm döküm denize varır, her bir yanında adanın denizler mutedil dalgalı, parçalı bulutlar uçurganlar gibi nazlı nazlı sürüklenir, ara sıra yağmur yağar tekmil surlarda ot ve toprak kokusu, sürülmüş tarlalar yeşillenmeye ve nergisler sürgün vermeye durur, evlerin panjurları kış güneşine gındırık, ağaçların yaprakları leylim leylim titreşir durur…
…
Ne diyelim, kimisine keklik sesi zurnadan beter!
Kıbrıs’ta yaşamak unutulmuş!
Belki de bütün mesele bu!
































