Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vur abalıya…

Akaryakıttaki fiyat indirimine her nedense sadece arabaya koyduğumuz benzin olarak bakarız.

Oysa bizi asıl etkileyen, iğneden ipliğe her türlü tüketime yaptığı etki çok daha önemlidir.

Başbakan, akaryakıt fiyatlarında yapılan indirimi açıklarken, “önemli olan bunun tüketicilere yansıması” dedi.

Bekliyor muyuz peki?

Hayır, ben beklemiyorum…

Bu ülkede öylesine başı bozuk, öylesine vahşi bir piyasa var ki, yarı yarıya da düşse, etiketlere yansımaz. Çünkü adamlar bir, denetim açısından rahatlar, ikincisi “halk mecbur” görüşündeler.

Haksız mılar?

Değiller tabii…

Düşünün hala, bu dövize rağmen güneyde çok ucuza olan emtia var. Ama tüccar da biliyor ki, güneye geçebilen insan sayısı, devede kulak.

Gerisi MECBUR…

Hani kaç ay oldu. Maliyet fiyatlarıyla satış fiyatları karşılaştırılacak, ceza falan kesilecekti. Siz hiç duydunuz mu böyle bir açıklama?

Bundan sonra duymayacaksınız da…

Çünkü raftakine yaptığı zam vurgunu geçti, onu yedik. Şimdi sorsanız, raftakiler yeni fiyattan.

Kaç kez akaryakıt indirimi oldu. Tek bir üründe dahi ucuzlama gördük mü?

Köpeksiz köy olunca, vur abalıya da korkma…

 

 

“ZAMAN DARALIYOR, UZLAŞIN”…

Güneyde yayınlanan Alithia gazetesi, BM Genel Sekreteri’nin özel görevlisi Jane Holl Lute’un liderlere Genel Sekreter Antonio Guterres’ten, ”zaman daralıyor, görev tanımında acilen uzlaşın” mesajı getirdiğini yazdı.

Aslında bunu açıklayan Rum Sözcü Prodromou.

Görev tanımında, yine gazeteye göre hem prosedürün nasıl olacağı, hem de masadaki konuların ne olduğu bulunuyor.

Anastasiadis Lute’a bir kez daha “gevşek federasyonu” anlatmış.

Kadıncağız anlayamamış, bu “desantralize federasyon” fikrinin iki bölgeli iki toplumlu federasyondan farklı mı olduğunu anlamak için sorular sormuş.

Bence bunların cevabını, Akıncı ile görüşmesinde almıştır.

Bizim taraf, “görev tanımı” ya da yol haritasıyla ilgili olarak şu anda iki konuyu öne çıkarıyor.

Biri  sürecin takvimle ilerlemesi…

Diğeri yönetime eşit katılım…

Yani gevşek federasyon derken, daha önce kazanılmış yetkilerden de olmamak.

Cumhurbaşkanı Akıncı bu noktanın üzerinde özellikle durmuş. Kıbrıs konusunda derin bilgiye sahip olmayan Bayan Lute için gerçekten anlaması zor bir konu. Öyle bir kaç tutanak okumakla, tarafların yönetim ve güç paylaşımından ne anladıklarını kavraması kolay değil.

Aslında bilmesi de gerekmiyor…

Çünkü BM yeni turu aklına koymuş, başlatacak.

Açıklamalara göre, Lute bir kez daha geleceğini söylemiş.

Kıbrıs konusunu bilenler, bunun her kopan süreç sonrasında izlenen klasik yöntem olduğunu bilirler.

Bu noktada tek olumlu husus, getirdiği mesaj.

“Zaman daralıyor, müzakerenin şartlarında uzlaşın”…

İçinde hem takvim var, hem de niyet…

Haydi iyi niyetli düşünelim; zamana oynamanın getireceği tehlikeleri işaret ediyor olabilir mi?

Defalarca “Bitti, artık eskisi gibi olmaz, bu son” denilmiş olsa da, anlaşılan yeni bir sürece daha giriyoruz…

 

YERİN KULAĞI VAR

ÖZERSAY İNANMIYOR:

Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, DHA’ya verdiği mülakatta, Kıbrıs Rum liderliğinin ne yönetimi, ne de zenginliği paylaşmaya hazır olduğunu, bu zihniyetle de bir federasyonun kurulup, yaşatılabileceğinin, kendisine çok gerçekçi gelmediğini söylüyor. Bana da öyle geliyor da, ben Dışişleri Bakanı değilim. Sayın Bakan şunu da söylemeli, o zaman bu süreç niye başlıyor?..

 

BAŞÇERİ TECRÜBELİ:

Türkiye’nin yeni Büyükelçisi Murat Başçeri göreve başladı. Sayın Başçeri, Kıbrıs’ta daha önce görev yapmış Dışişleri mensubu olarak, Elçi atanan ender diplomatlardan.  En büyük avantajı, Kıbrıs konusunu mutfağından biliyor olması. Meslek yaşamının büyük bir kısmı Kıbrıs’ta geçti. Kendisine hoş geldin diyoruz. Umarız güzel gelişmelerin yaşandığı bir görev dönemi olur…

 

YENİ FENOMEN TATAR:

Son günlerin modası Ersin Tatar adeta sosyal medyada fenomen oldu. Tatar’la bir fotoğrafı olan herkes bunu paylaşma yarışına girdi. Ne kadar çok seveni varmış diyeceğim ama, daha düne kadar kuyusunu kazanlar bile arşivden çıkardıkları Tatar’lı resimleri paylaşıyorlar. Aslında bu tiplerin dosyalarında herkesle çekilmiş resimleri vardır. Günü gelince kullanırlar…

 

KURULTAY BİTTİ, SIRADA GENEL SEKRETERLİK VAR:

Öyle ya da böyle UBP kurultayı kavgasız gürültüsüz bir şekilde tamamladı. Şimdi sıra, Genel Sekreter’in kim olacağına geldi. Taçoy’un Tatar’a destek karşılığı Genel Sekreterliği istediği iddiaları ortada dururken, bir başka isim Resmiye Eroğlu’nun da bu makama talip olduğu iddia ediliyor. Kurultay öncesi her an Tatar’ın yanında duran Çaluda ve Pilli’yi de unutmamak lazım. Bu konuda Tatar’ın işi oldukça zor. Yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal misali…

 

DOSTALAR ALIŞ VERİŞTE GÖRSÜN:

Bence günün en ilginç habaeri bu olmalı. Ticaret Odası’nın başlattığı “indirim kampanyası”yla ilgili olarak, market sahipleri ciddi bir şaşkınlık yaşıyor. Gıda sektöründeki hiçbir firmadan indirimle ilgili bir bilgi gelmediğini söylüyorlar. Zaten bu kampanya dün de yazmıştım şovdan başka birşey değil. Yarın ellerinde kalan malları, kampanya diye millete kazıklamaya çalışırlar…

 

ÖNEMLİ BİRŞEY DEĞİLMİŞ:

Meclis Başkan Yardımcısı ve UBP milletvekili Zorlu Töre, Akıncı’nın görevi süresince çözüm adı altında herhangi bir şey yapamadığını söyleyerek, “Aplıç ve Derinya kapılarını açmış olacak ama o da çok önemli bir şey değil zaten” dedi. Töre ve onun zihniyetinde olanlar için önemli olan kapı açmak değil, olanları da kapatmaktır herhalde…

 

ZİRVEDEKİLER

Eşref Çetinel: “Yol yapmayın istemez!  Okul da yapmayın, sonra yaparsınız! Hastahane falan, kalsın! Mağusa limanı beklesin! STÖ’leri nasılsa her hafta bir yeri temizliyorlar, çevre kirliliği de dert değil varsın devam etsin, falan!. FAKAT! Ne olursunuz  artık şu Mel Gibson’un oynadığı, ‘nükleer savaş sonrası dünyasında insanların çılgınlar gibi arabalarını, akla gelen her aracı çarpıştıra çarpıştıra öldükleri Mad Max filmine nazire’… Bizi de trafikte arabalarımızla çarpışa çarpışa can vermekten kurtarın!”…

 

DİPTEKİLER

Hepimiz Suçluyuz: Kimseye kızmaya, suçlu aramaya hakkımız yok. Memleketin bu hale gelmesinde hepimizin eşit derecede suçu var. Siyasetçisinden en sade vatandaşa kadar hepimiz bu suça ortak olduk. Siyasetçiler üç maymunu oynayıp, “görmedim, duymadım, konuşmuyorum” diyerek, vatandaş ise duyarsız ve tepkisiz kalarak ortak oldu. Toplum olarak el birliği ile yarattığımız bu düzenle ne kadar gurur duysak azdır…