Türkiye Cumhuriyeti’nin 95 yıl önce kurulduğu ilkeler, prensipler hala güncel…
Çünkü çağdaş… Çünkü dönemine göre çok önde bir vizyon…
Zaman zaman duraksasa da, hep yaşayacak. Çünkü olması gereken bu…
Riyaseti Cumhur Filarmoni Orkestrası 1924’de, Cumhuriyet’in kurulmasından sadece 1 yıl sonra Ankara’da ilk konserini veriyor. Atatürk tabii ki orada.
Konser bitiyor, Çankaya’ya gidiliyor. Halide Edip soruyor; “Atam galiba başardınız, bu halk artık oldu. Konser nasıl kalabalıktı, her kesimden insan vardı”…
Gazi yanıt veriyor; “Yanılıyorsunuz, hiç bir şey bitmiş değil, devam edecek. Durduğunuz anda, herşey derhal eskiye dönebilir”…
Bence en önemli öngörülerinden biri bu.
Ama maalesef başta eğitim olmak üzere devrimler özellikle Anadolu’da duruyor, kökleşemiyor…
SURLARİÇİ DOKUSU GELİŞTİRİLMELİ, AMA DOKUSU KORUNARAK…
Lefkoşa Belediyesi, Türizm Bakanlığı’nın katkılarıyla Selimiye Meydanı’nı canlandırma projesi gerçekleştiriyor.
Selimiye Meydanı Canlandırma Projesi kapsamında meydanda herkese ücretsiz internet sağlanacak, bölgeye ışık sistemi yerleştirilecek ve eski bir yapının dış cephesinin kaplaması yapılacak.
Yeter mi, tabii ki yetmez. Ama bir adım.
Aslında, rahmetli Denktaş’ın cenazesine geldiğinde, zamanın Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bölgeyi gördükten sonra yanındakilere “Buranın adam edilmesi lazım. Proje yapın, para benden” demişti…
Aklımda kaldığı kadarıyla o günlerde 144 milyon liraydı telaffuz edilen.
O proje bir türlü yapılamadı. Ben merakımdan, aradan geçen 4 hükümete defalarca sordum… “Yahu ne oldu o proje” falan dedim, ama kimse de ne olduğunu açıklamadı.
Surlariçi bir kaç yıldan bu yana, özellikle gençlerin ciddi yatırımlarıyla bir dönüşüme girdi.
Belediye’nin yayalaştırma projesinin bunda katkısı büyük.
Ancak sorunlar da dağ gibi. Düşük gelirlilerin yerleşim bölgesi olması, binaların her geçen gün çökmesine sebep oluyor. Restorasyon içinse çok para gerekiyor.
Gençler orasından burasından yenileştirirken, aniden fiyatlar fırlıyor.
Vakıflar’a ait dükkanlar için halihazırda kiracı olanlar, hatta dükkanı boş tutanlar korkunç hava paraları istiyor. Başkan Mehmet Harmancı konuyu biiyor. Bir konuşmamızda, boş tutulan emlakın vergilerinin yükseltilmesi gereğinden söz etmişti. Öyle ya, bölge spekülasyona, ranta teslim edilmiş, günden güne çürüyor.
Şimdi bahsedilen daha büyük bir tehlike var.
Bölge bir parça canlandı, cazibe merkezi oldu ya, büyük sermayenin gözü de buraya dönmüş. Sahilleri bir bir kapatanlar, şimdi de bu bölgedeki emlaki yok paralara kapatmanın derdindeymişler. Dahası, hükümetle de bu konuda bir çalışma içinde oldukları iddia ediliyor…
Düşünsenize, Girne’ye yaptıklarını surlariçine de yaparlarsa, o bölgenin Kıbrıslı kimliği tümden ortadan kalkar, başka bir şey olur.
Aman dikkat. Bugünkü iktidarın böyle bir karara onay vereceğine inanmak istemiyorum…
YERİN KULAĞI VAR
ADAYI ÖZGÜRGÜN DEĞİL:
Kıbrıs Postasına konuşan UBP Onursal Başkanı Derviş Eroğlu “karar üyelerin” dedi ama, “Her tarafta bir değişim sesi duyuyorum” diyerek, kurultayda Hüseyin Özgürgün’ü desteklemediğini ima etti. Kafasındaki isim Tatar mı, Sucuoğlu mu, yoksa Atun mu belli değil? Herhalde kurultay ikinci tura kalırsa kime desetk vereceğini öğreneceğiz…
ADAYLAR YENİ ŞEYLER SÖYLEMEDİLER:
Siz bu satırları okuduğunuzda, UBP’nin yeni dönem başkanı ya da ikinci tur için iki aday belirlenmiş olacak. Propaganda döneminde söylenenlerin, vaad edilenlerin geçmiştekilerden bir farkı yoktu aslında. İlginç olan, Özgürgün’ün bir sonraki genel seçimleri hedef almasıydı. Partisini tek başına iktidara taşıyamazsa, istifa edeceğini söylüyordu. Sucuoğlu, parti içinde oylara “hükmeden” çevreler olduğunu ima etti. Ersin Tatar, kendisinden korktukları için geçen dönem Maliye Bakanlığı yapılmadığından yakındı. Atun ise hükümeti “devirmekten” söz etti. Bakalım üyeler bu sözlerden etkilenecekler mi, yoksa Gezici anketinde ortaya çıktığı gibi “bana yakındır” kriterine göre mi oy verecekler…
KONFEDERASYON İDDİASI:
Rumca gazeteler, Türkiye ile Güney Kıbrıs’ın, adada konfederal bir çözüm konusunda “en az iki kez görüştüğü” iddiasında bulundu. Konfederal çözüm ilk kez rahmetli İsmail Cem’in Dışişleri Bakanlığı döneminde gündeme getirilmişti. Gazeteler, Türkiye’nin konfederal bir çözüme sıcak baktığını da iddia ediyorlar. Yıllardır federal bir çözümü tartıştık durduk ama geldiğimiz noktada gevşek federasyon ve konfederasyon ciddi ciddi masaya geldi…
YERLİ İTHALİ YENDİ:
Ve sonunda ithal tavuk raflardaki yerini aldı. İthalata buradaki tekeli kırmak için izin verildiyse söyleyecek sözüm yok. Yok eğer vatandaş et pahalı alamıyor onun için ucuza tavuk yesinler diye ithaline izin verildiyse yanlış olmuş. Çünkü marketlerde yerli taze tavuk kilosu 15.51 TL’den satılırken, ithal donmuş tavuğun kilosu 16.25 TL’ye satılıyor…
DAYANACAĞIZ:
Hükümet Ocak 2019’a kadar yani 3 aylık hayat pahalılığını durdurdu. Sendikalar bu karara tepki gösterirken, hükümet kararının arkasında duruyor. Hazinenin durumu ortada, bu kriz ortamında Türkiye’den de para gelmiyorsa yapacak birşey yok aslında. İki ay daha dişimizi sıkacağız. Memur öyle veya böyle idare ediyor da, esas sesi çıkması gereken asgari ücretli ne yapacak… Hayat pahalılığı için verilen her puanın, dolaylı vergi olarak geri döneceğini de akılda tutmak gerek.
DENETLESEN OLMAYACAK:
Yıllardır denetim denetim diyerek bir yerimizi yırtıyoruz ama ne söylesek boş. Adam turist olarak gelmiş, parası bitince de, geri dönebilmek için çalmış. Eğer siz ülkeye girişte nerede kalacağını, cebindeki parayı sorabilseydiniz, 3 aylık ikamet yerine, parasına göre bir haftalık bir turist vizesi verseydiniz, bu adam çalmak zorunda kalamayacaktı belki de. Sonuç ortada ama biz hala başka şeylerle uğraşıyoruz…
ZİRVEDEKİLER
Bülent Kanol: “Herkesi aldı bir gaile.. Türkiye para yollamazmış.. İmzacı yokmuş! Bir taraftan da %20-30-40 maaş artışı talebi… Yahu bir kez de ayağımızı yorganımıza göre uzatmayı deneyelim.. Fakirleşeceksek fakirleşelim ama onurumuzla gururumuzla.. Bir şeyleri kendi kendimize yapmanın erdemiyle.. Bir taraftan ‘ne paranı ne memurunu’ deyip diğer taraftan ‘bulacaksın, bulamazsan gideceksin’ sorumsuzluğuna artık bir son vererek”…
DİPTEKİLER
Sanayi Bölgesine Hastane!: Sağlık Bakanı Filiz Besim, Lefkoşa’da yeni bir hastanenin temellerinin 2019’da atılmasına karar verildiğini söyler söylemez, tepkiler geldi. Nedeni, BRT binasının arkasındaki alanın düşünülmesi. Şehir Plancılar, Lefkoşa İmar Planı uyarınca bölgenin inşaata kapalı olduğunu, kirli sanayi bolgesine yakın hastane yapmanın, bilimsel akıldan uzak olduğunu, dahası yeni hastane için eskisinin bulunduğu alanda yer ayırıldığını söylüyorlar ve Bakan’ın bürokratlarca yanlış yönlendirildiğini iddia ediyorlar. Umarız proje aceleye getirilmez…
































