İlkokul çocukları her sabah bahçede toplanır, dersler başlamazdan önce “God Save The Queen” (Tanrı Kraliçeyi Korusun) marşını söylerlerdi.
Dönem İngiliz İdaresi dönemiydi…
…
İngiltere’nin, daha doğrusu Birleşik Krallık’ın (UK) ulusal marşıydı bu ve denildiğine göre dünyanın ilk ulusal marşıdır.
Şimdiki Kraliçe kadın olduğundan marş “Kraliçe” ye adanır, erkek olduğunda “Kral” a adanır, onun adına söylenir…
…
Marşın Türkçeleştirilmiş sözlerinin bir bölümü şöyle:
Tanrı nazik kraliçemizi korusun
çok yaşa asil kraliçemiz
Tanrı Kraliçeyi korusun
onu muzaffer
mutlu ve şerefli
bizi uzun süre yönetmeye göndersin
Tanrı Kraliçeyi korusun
…
Türk, Rum, Maronit, Ermeni çocukları her sabah “Tanrı Kraliçeyi Korusun” diye marş söylerlerdi!
…
2016 yılında İngiltere’deki İşçi Partisi bu ulusal marşın değiştirilmesi gerektiğini söylemiş.
Çünkü uluslararası futbol müsabakalarında Birleşik Krallığa bağlı İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler kendi marşlarını okuyormuş zaten.
İşçi Partisi meselenin halka gitmesini de önermiş…
…
İngilizler marş değişikliğini tartışırken yeni marşı bile bulmuşlar.
Önerilen marşın sözleri İngiliz şair William Blake’e ait “Kudüs” adlı bir şiir.
Bu şiirden bir çeviri de şöyle:
“Akıl savaşından vazgeçmeyeceğim/ Kılıcım da elimde uyumayacak/ Ta ki Kudüs’ü kurana kadar/ İngiltere’nin yeşil ve tatlı toprağında…”
Onların bileceği iş ama önerilere bakılacak olursa (özür dileyerek söylüyoruz) bok değil de gaggali derler bizde!
…
Kudüs’ü kurana kadarmış!
Kılıcı da elinde uyumayacakmış!
…
Her ülkenin ulusal marşı vardır.
Ama hiç biri “Ben İngiliz’im” diye başlamıyor ya da “Ben Almanım…” diye.
Birçok ulusal marş kahramanlıklar içerebilir, milliyetçi temalara dayanabilir.
İngiliz dönemindeki arşivlere bakılırsa Kral ve Kraliçe’nin yaş günleri kutlanırdı bu ülkede.
Lefkoşa’da Sarayönü’nde törenler düzenlenir, Victoria Sokak süslenirdi.
Aynı şekilde Polemitya İngiliz Kampında törenler düzenlendiği gibi, Mağusa’da da düzenlenirdi…
…
Bir yere kazık bağladınız diye sizden olmayan halklara, topluluklara “”God Save The Queen” marşını okutursanız, nedir bu?
Alttan alta homurdanmalar başlar, giderek başkaldırılar başgösterir…
…
Türk ve Yunan bayraklarının yasaklandığı, Kraliçe marşlarının söylendiği dönemlerde, her evde bayrak vardı neredeyse; kadınlar evlerde bayrak dikerlerdi.
Bu bayraklar sandıklarda saklanır, günü geldiğinde bir yerlerde dalgalanırdı.
Kraliçe Marşına karşılık İstiklal Marşı ve Yunan Marşı ezbere bilinirdi; sessiz söylense de…
…
Diyeceğim, kendi üstünlüğünüzü sizden olmayan halklara dayatmanın sonu hüsrandır.
Nitekim İngiliz şapkasını alıp kaçmış, yasaklanan bayraklar özgürleşmiş, ancak çizmelerini 99 milkarelik bir alanda bırakmıştı!
…
Bir Türk veya Rum çocuğuna “Tanrı Kraliçeyi korusun” dedirtmekle onları İngilizleştiremez, o sömürge idaresini onlara yutturamazsınız…
…
Andımız’ı da bu yazı çerçevesinde bir kez daha değerlendirmek mümkün…
































