Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

NE YAPACAKLAR, ALLAH AŞKINA…

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Özyiğit ile cenazede karşılaştık.

“Çok yoğunum” dedi.

“Takip ediyorum, biraz da stres var galiba” dedim.

Acı bir tebessümle yanıt verdi.

“Okul müdürleri mi abarttı yoksa sosyal medya mı” diye sordum.

“Okul müdürleri çok kızdırdılar beni, konuştum, söyledim” yanıtını verdi sitemkar bir ses tonuyla.

“Temizlik malzemelerini bir tamam okullara gönderdik. Birçoğunun deposunda da vardır” diye bilgi verdi.

“Temizlik malzemelerini anladım da listede tıraş köpüğü de vardı, onu anlamadım” diye üsteledim.

Öfkeyle “işte o facebook yalanıdır. Montajdır. Yok öyle bir şey” dedi.

Cenaze ortamında konuyu daha fazla ileriye götürmek mümkün değildi.

Bu nedenle Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Özyiğit ile detaylı düşüncelerimi paylaşamadım.

Aslında paylaşmaya gerek de yoktur çünkü Özyiğit konuyla ilgili düşüncelerimi çok iyi biliyor.

Ben de onunkileri.

***

Özyiğit, uzun yıllar, çeşitli ilkokullarda müdürlük yaptı.

Atatürk İlkokulu’nda, fakir çocuklara yardım amaçlı bir komite kurmuş ve birlikte çalışmıştık.

Şehit Ertuğrul İlkokulu’nda tam gün eğitime geçilmesi için büyük emek harcamıştı. Destek vermiştik.

Anlayacağınız, Cemal Özyiğit okulların durumunu ve müdürlerin sorunlarını çok çok iyi biliyor.

Çünkü yaşayarak deneyimledi.

Peki, daha önce hiç olmamış bir şekilde (ve adeta rezil olurcasına) müdürlerin “ihtiyaç listesi” dağıtması ve bu listelerin sert eleştiri almasını hak etti mi?

***

Mesele gelip aynı yerde düğümleniyor.

Sadece bu konuda değil birçok sorunda mesele gelip gelip bir yerde düğümleniyor ve çözülmüyor.

Cemal Özyiğit’in elinde çözüm formülü vardır.

Diğer sorunlarla ilgili de çözüm formülleri mevcuttur.

Ama her ne halse bu çözüm formülleri bir türlü yürürlüğe girmemektedir.

***

Okul müdürleri nerdeyse üçlü kararname ile atanan üst kademe yöneticileri pozisyonundadırlar.

Gerek maaş, gerekse barem açısından üst kademe yöneticilerine yakındırlar.

Okulların günlük idamesi ve eğitimin sorunsuz sürdürülmesi görevleri vardır fakat bütçeleri yoktur, yetkileri kısıtlıdır.

Cemal Özyiğit, sendika başkanlığı yaptığı dönemde de ve sonrasında da desenteralizasyonu yani merkezden uzaklaşmayı, yerinden yönetimi savunuyordu.

Okullara bir bütçe verilmesini, okul müdürlerinin bu bütçeyle günlük ihtiyaçlarını karşılamasını ve bakanlığın da bu işlerden kurtularak eğitim planlamasına daha fazla vakit ayırmasını savunuyordu.

Doğrusu da budur.

Fakat bu doğru bizde bir türlü hayata geçirilmemektedir.

***

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Şefik, adli yıl açılış konuşmasında “mahkemelerin mali özerkliğinden” bahsetti.

Sanırım aynı konu mahkemeler için de geçerlidir ve derhal yerine getirilmelidir.

Çünkü bu düşünceye inanan bir hükmet vardır.

Düşüncelerini hayata geçirmezlerse ne yapacaklar Allah aşkına…