TRANS Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı projesi (TANAP) Azerbaycan’dan çıkarak Türkiye üzerinden (Yunanistan’ı baypas ederek) Bulgaristan’a, oradan da 2019’da AB ülkelerine ulaşacak “enerji nakli” geçtiğimiz günlerde Eskişehir istasyonundaki vananın törenle çevrilerek açılmasıyla resmen gerçekleşmiş oldu..
Erdoğan ve dört ülke Cumhurbaşkanının katıldığı ve asrın projesi denilen törene KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Akıncı da katıldı.. Diğer iki Cumhurbaşkanı Aliyev ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Poroşenko’ydu..
RASTLANTI MI? Böyle dünyasal bir enerji nakli olayında, üç Türk devletinin Cumhurbaşkanlarının ayni tören karesinde yan yana yer almaları bir rastlantı mıydı? Mesela Sn. Akıncı davet edilmeyebilirdi. Yahut Bulgaristan, “tanınmamış devletin lideri de nereden girdi aramıza” diyerek şerh koyabilirdi!
Oysa hep birlikte ve “büyük bir törenle” yaşandı katılımlar hatta Sn. Akıncı konuşma bile yaptı törende…
İŞTE POLİTİKA: Ve işte ülkeler arası ilişkilerde tanınmamış devlet olmasına karşın “tanınmış devletler” arasında yerini alan KKTC..
Tabi bunun nedeni “sürtüşme konusu” olduğu için çatışması da olabilecek Rumun Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarına tek yanlı sahiplik koyması da olabilir, politik misilleme de! Fakat sonuçta Azerbaycan odaklı bu yeni “gaz akımı” olayı bir kez daha göstermiştir ki Türkiye’nin elimizi tutarak bizi bu tip “dünyasal” olaylara taşıması; tanınmış devlet oluşumuza zemin oluşturabilecek kadar önemli siyasi tutumlardır
ÖTE yandan ben “Türk kökenli üç devletin yan yana ayni karede yer almasını da önemsiyorum. Nitekim yıllardır sorguluyoruz “neden Azerbaycan bizi tanımıyor” diye! Böylesi uluslar arası ilişkilere katılımı bu yönüyle de değerlendirmek gerekir. Belki de dünya yuvarlığında geleceğin büyük Türk lobisi oluşumunun sancılanmalarıdır da bu dirsek temasları..
***
BUGÜN ŞEKER BAYRAMI. (ESKİDEN VE ŞİMDİ NEYDİ “1BAYRAMLAR!)
Seker Bayramı ama dün baktımdı, medyanın manşetlerinde “zehir zıkkım” haberler uçuşuyor!
Ki uyuşturucudan trafik kazalarına, döviz vurgunuyla artan paha karşısında vurgun yiyen yurttaşların acı feryatlarına kadar..
Bu toplum 1963 “Kanlı Noel” olaylarından sonra da çok acı bayramlar yaşamak zorunda kaldıydı ama onların “akıl mantığa” sığan bir izahları, mazeretleri vardı. Rum Yunan askerleri Türk halkına acımasızca saldırır, evleri barkları yıkar insanları göçe zorlarken “bayram mı kutlanırdı!”
BUNA karşın kutlamaya çalışmıştık hep. İster mevzide olalım ister göç yollarında..
Bugün durum farklı ama! Rumun gazabından kurtulduk bu kez kendi gazabımıza yenik düştük! Ki bu bayramın da tadı tuzu yok! Eskiden bir iki şehidi olmayan aile yoktu. Şimdi trafik kazasında Allahın rahmetine kavuşmuş, yakınlarının ardından yas tutmayan aile kalmadı!
Eskiden bir lokma bir hırka yeterdi! Şimdi deveyi hörgücü ile yutuyoruz da doymuyoruz!
Eskiden arabası olanlar sayılacak kadar azdı ama ne ölümlüsü vardı trafik kazalarının ne de sorunu vardı trafiğin! Şimdi oldu “canavar!”
Eskiden hele bayramlarda sırt baş olmayabilirdi. Cep telefonu ile mesajlı kutlamalar olmadığı gibi! Ama et vardı et! Hem de en ucuzundan. Şimdi her şey var ama ucuz ve makul fiyata et yok et!
Eskiden çevre pisliği, uyuşturucu falan yoktu. Şimdi ne kafası uçuk olmayan kaldı ne de temizlik tertip!
Eskiden “sistemler” aranmazdı çünkü herkes kamuda ve özelde kendi işiymiş gibi çalışırdı. Şimdi sistemi olmayan karpuz kavun bile kalmadı ama “çalışan” yok!
Eskiden ve gerçekten “işsizlik” vardı. Şimdi “iş” var ama çalışacak kıç kalmadı kimsede!
Eskiden bayramlarda aileler aile yakınlarını ziyaret ederler, bayramlaşırlardı. Şimdi bayramlarda dış ülkelerde turladıklarından memlekette bayramlaşacak ne aile kaldı ne eş dost!
…VESSELAM “eskiden bayramlar” kendi yatağını bile doldurmayan şırıl derecikler gibi akarlardı hayatlarımızdan.. Şimdi kabarıp kabarıp taşıyorlar kaplarına sığmadan ama hep taşkınlarıyla felaketler yaratarak! Demek devlet olduk!
Şeker bayramınız şeker gibi olsun…
































