Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Düşten Düşe…

Ta imtihan bitsin dışarısını sel alırdı aynı böyle zamanlardı, nöbet yerleri sırılsıklam aylardan mayıstı ki son günlerini yaşamaktaydı…

Şaşırır kalırdı talebeler o birdenbire boşalan yağmurda dışarıya çıkmanın mümkünü yoktu, lisenin koridorları dolup taşardı beklemeye duran talebelerden.

Kış değildi bir şey değildi bu yüzden beklenmedik yağmurlara karşı kimse önlem almayı düşünemezdi nasıl olsa bir yağacak bir duracaktı…

Girne Kapısı’nın çeşitli noktalarında duran seyyar satıcılar paniğe kapılırdı, arabalar gök gürültülüleri eşliğinde alelacele toparlanırdı kimisi yağmura yakalanmayacağı kuytuluk bir yere çekilir, kimisi o günün yevmiyesine boş verir alır arabasını giderdi.

Ama yağmurlar duracak, güneş açacak, Lefkoşa kısa kollu gömleğini üstüne geçiren bir delikanlı gibi sokakları ile birlikte tekrar canlanacaktı…

“Sosyalizm” in yeni yayıldığı dönemlerdi yurt dışına giden üniversiteli öğrencilerin valizlerinde adaya taşıdıkları birkaç adet “Sosyalizmin Alfabesi” adlı kitap belirli gruplar içinde elden ele dolaşır, okuyanlar okumayanlara anlatırlardı, öyle dönemlerdi, o sol kitaplar yasaktı!

Meselenin alfabesini kavrayanlar gök gürültülerine aldırmazlardı; zaten şimşekler zihinlerde çakmaya başlardı, belki de bu yüzden!

Tatlıcı Rüstem’in kardeşi Salih her zamanki gibi Girne Kapısı çemberinde heykel misali durur, yanından gelip geçenlere aldırış etmez, paltosunun yakalarını ensesine çeker, kimselere seslenmez, kırlaşmış saçlarında yağmur damlaları birikir,  cigarası dudaklarının arasında yannama durur, ucu yarım yanardı.

Böyle zamanlardı sene 1968 Beatles “Revolution” parçasını yapmıştı ve “hepimiz dünyayı değiştirmek isteriz” derken işte o şimşekler o yıldırımlar milyonların zihninde çakardı.

Gerçekten dünya değişecek miydi?

Yağmurdan sonra sokaklar serin rüzgarlara kalır lise talebeleri de evlerine, kışlalarına çoktan dağılmış olurlardı.

Böyle havalarda kışlanın, tabanı tahta döşenmiş ve kalın sarı kesme taşlarla örülü geniş salonlarının birinde, bandocular çalgılarının bakımını yapar Zeki Taner Hocanın şefliğinde provaya hazırlanırlardı.

Her çalgının bakımı kendine özgüydü ki çeşitli nefesli çalgılar bulunmakta, bunların aksanları teker teker sökülüp, ayrı ayrı yağlanıp silinmekteydi, Zeki Taner Hocanın kulağına yanlış bir ses gelmemeliydi.

Prova başladığında bahçede duran görkemli ağaçların yaprak hışırtısı çalınan marşlara şarkılara karışırdı, sanki her yaprak bir notaydı.

Mayıs, memleketi böyle havalarla hazirana hazırlardı…

Çok güzel dönemlerdi aşk ve sosyalizmin düşten düşe sürüklendiği zamanlardı…