Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kıbrıs üzerine yeni oyunlar mı?

Kıbrıs TMT Mücahitler Derneğinin” üç dört gündür, “Bir Yol Ayırımına Gelmiş Bulunuyoruz” başlığı altında yayımladığı Kıbrıs siyasi sorunuyla ilgili seri bildirisini okuyorum.

Bizim kuşağın yaşadığı için bildiği… Fakat   bazı siyasetçilerimizin propagandaları etkisinde kalan bazı gençlerimizin, geçmişi bilmediği için mevcut siyasi durumu değerlendiremediği dolayısıyla  doğru düşünemediği gerçekte… Mücahitler Derneğinin bu “manifesto” esamesindeki uyarı içerikli yayımını ciddiye alıyorum.. Fırsat buldukça bu “bildirinin” içeriğine döneceğim..

GÜNEY’le artık bir yol ayırımına geldiğimiz” teması üzerine kurulan bildirinin “giriş” bölümünde, Kıbrıs’ın  da  Amerika’nın “Ortadoğu Projesi” kapsamında olduğu iddia ediliyor..                                                                 Ortadoğu’da “parçala, dağıt, böl, sonra “kur”  politikasına dayanan gelişmelere baktıkça, “Doğu Akdeniz’in hele şimdilerde “hidrokarbon” yataklarıyla daha büyük önem kazanmış Kıbrıs’ın, siyaseten turistik ve cennetlik bir ada olarak  yapılandırılacağını sanmak doğrusu safdillik olacaktı!

Nitekim bildirinin girişinde de vurgulandığınca ada tümden AB’nin üyesi olurken, Türkiyesizleştirilip,  ağırlıklı olarak Rum yönetiminin egemenlik alanı içinde olacağı bir federal sisteme dönüşecektir..

Hazırlıklar  Irak ve Suriye’nin ardından geliyor!  Amerika’nın bu ülkeleri nasıl darmaduman ettiği, yanı sıra Ortadoğu’yu nasıl ateşlerde yakıp kanlar akıttığı büyük felâketten sonra geliyor. Çünkü Amerika ve Rusya İŞİD bahanesiyle girdiği Ortadoğu’da yıllardır PKK ile dövüştürülen Türkiye’yi etkisizleştiremedi! Aksine Türkiye bölgede (Kıbrıs’taki askeri ve siyasi varlığıyla) 3. bir güç haline geldi..                                                                 Bu nedenle    hem  Rusya hem Amerika TC’nin bölgedeki “hızını” kesmek için  Kıbrıs’tan kopartılması üzerine yeni senaryolar oluşturuyorlar…                                                          Dolayısıyle bir kez daha tekrar edeceğiz: Tüm bu siyasi oyunların amacı Kıbrıs’ı tümden Rum’un çoğunluğuna dayalı  bir federal sistem içine sokup AB’ güvenliğini AB’ye devrettikten sonra Türkiye’yi garantörlüğüyle birlikte adadan koparmaktır!..

TAM bu sırada Sn. Akıncı da Rum tarafına dönük  bir açıklama yaparak,  “Guterres çerçevesinde  stratejik bir  paket” hazırlanmasını önerdi!                                              Crans Montana’da gömdük dediğimizi mi yoksa bir başka yenisi mi bilmiyoruz ama belli ki Sn. Akıncı Guterres’den (BM’den) hâlâ medet umuyor!

 


 

      GALİBA İŞ YAPMAK HİÇ NASİP OLMAYACAK!

Erhürman koalisyon Hükümeti nehirleri, denizleri aşıp geçecekti ama bakıyoruz dereyi bile geçemiyor!.

Nitekim geçen gün merak ettim 10 Şubat 2018’de Meclis’te okunup kabul gören   47 sayfalık hükümet programına bir göz attım.

       EVET, bu kısa sürede mesela öncelikle ele alınması kaçınılmaz olduğu için gündeme sokuşturulan “Müşavirler sorunu” halledildi gibi ama halledilmedi! Şimdilik geldiği gibi gidecek ta ki yeni Kamu Görevlileri Yasası çıkana kadar.

CARİ açığın kontrol altına alındığı, bütçede disiplin sağlandığı iddia edildiydi ama şu sıralarda döviz vurgunu ile uğraşılıyor ki alındığı söylenen tedbirler de bir işe yaramadı..

 AB dışından adaya gelen yabancı  uyruklulara araba sürüş ehliyetlerinin kriterlere bağlanması hususu vardı, teste tabi tutulacaklar  haberleri çıktıydı ama sonrası bir gelişme görülmedi.

       Programa  bet ofisler de girdiydi.  Azaltılacak dendi. Azaltıldı mı bilmiyoruz!

Gece kulüpleri serüveni de devam ediyor.

“Yurttaşlık ve çalışma yasalarında değişiklikler” olacaktı henüz bir haber yok.

KISACA sözü verildiği için, “ele alındı konuşuldu” falan denilen  bazı icraatların kapıları açıldı ama henüz  esasa geçilip  sorunları çözecek bir girişim görülmedi!

Biz bunları düşünür ve henüz  Bakanların makamlarını bile ısıtmadıkları gerçekler yaşanırken,  araya, hemen tümünün burunlarına kadar borca battıkları gerçeklerde, Yerel  Seçimler sokuşturuldu!

       Kİ unutmuyoruz: O “burunlarına kadar borca battılar” dediğimiz belediyeler de bizatihi bozuk düzenlerin üstesinden gelemeyen ancak her yıl bir “yenisi” gelirken “eskisinin”  gittiği hükümetlerin eseridirler! Ki Hükümet,“kurumları” karşısında ne kadar yenikse, zaten o kurumlardan biri olan  “belediyeler” de vermeleri gereken hizmet ve sorumlu oldukları beledi bölgeler karşısında o kadar yeniktirler!


     KISACA TAKILDIĞIM: (BİR DE MAĞUSA’YA BAKIN!)

“Durumuna”  demek istedim! (Hep Girne Lefkoşa demekten usandınızsa!)

Bağırmaya yıllar öncesinden başladıktı. “Gelin Mağusa’nın nazım planını yapın!  Çünkü hızla gelişen bu kentin  yeni yollara, yeni okullara, yeni hastanelere gereksinimleri vardır. Bunlar için de arazilere..                       Peki   ne oldu o “araziler” sorabilir miyiz?

Daha geçen gün taktıydım! Kalmadığı için kent içinde, başladılar gölü doldurup üzerlerine apartmanlar dikmeye!

LİMAN olayı: Mağusa limanı  gümrüğü,  KKTC’nin darphanesi gibidir.  Para basar adeta.

Böyle bir velinemeti baş tacı yapmaz mısınız?  O limanı bu nedenle onarmaz, mamur hale getirmez misiniz? Oysa nedir Mağusa limanı? Viran harap bir mezbelelik!

Büyük Sanayi bölgesi de ayni! Paçalarınızı sıvar da girerseniz içine!

Bu nedenle diyoruz: Evet   Mağusa belediyesine talep var da “umut” var mı?      Zamanında yapılması gerekenler savsaklanır ve öncelikli hizmetler dikkate alınmazken şimdi “hadi tu baştan” denilecek de  bir şans da kalmadı çünkü kent doymaz bir iştahada  tıka basa yüksek binalarla dolduruldu!

HEM de Deniz’e sıfır bir kentte!  Sahili kilometrelerce uzar giderken halkı  denizi görmez!

…Sözünü ettiğim “bayındırlıktır!” Gelecekleri düşünmeden plansız programsız yapılaşmadır! Görkemli gibi gözüken yüksek binaların tarihle iç içe yaşayan bu   sahil kentini nasıl çirkinleştirdiğinin  ispatının Mağusa’da vücut bulmasıdır!