Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İşveren’in Hiç Mi Sorumluluğu Yok? Ceza Yasası Değişmeli Artık…

Geçtiğimiz gün, bir Dağyolu kazası daha oldu.

Her tarafından skandallar döküldü…

Kaçak işçiler… Çalışma izni iptal edilenler, hiç kaydı olmayanlar. Ve altlarında canavar gibi beton mikseri.

2016 Kasım ayında sağ şeride geçip, okul otobüsüyle yüz yüze çarpışan, 3 kişinin hayatını kaybettiği, 10’dan fazla yaralının olduğu kazada da aynı şekilde ihmaller, kaçaklar, yasa dışılıklar vardı.

Hatırlayın, o kazada, yargılanan sadece şöför olmuştu.

16 davadan yargılandı, 6 yıl, 8 ay hapis cezası aldı.

Ama şöförün sadece kendisinin sorumlu olmadığı suçlar da vardı.

Aracın seyrüseferi ve dolayısıyla muayenesi yoktu.

TIR aracın B işletme izni yoktu.

Dorseyi kayıt belgesiz, geçerli seyrüsefer ruhsatı olmadan ve sigortasız kullanıyordu.

O şöförün altına, ruhsatsız, muayenesiz, izinsiz aracı veren şirket ne yazık ki yargılanmadı.

Şöförün ağır vasıtayla ilk kazası olmadığı ortaya çıktı. Kazadan 4 ay önce de Girne’de bir beton mikserini hurdaya çevirmişti.

Ayrıca, çalışma izni yoktu. Aynen geçen günkü gibi…

Bunların tümü işverenin kusuruydu aslında.

Baktım, işveren, sadece çalışma iznini çıkartmadığı için 2 bin lira cezaya çarptırılmış, o kadar.

Ölümlü kazadaki sorumluluğu nedeniyle hiç dava açılmamış.

Böyle olunca da, işverenler aynı suçu işlemeye devam ediyorlar.

Sadece çalışma izinsiz, kaçak adam çalıştırma olsa amenna, ama sokağa canavar salıyorlar. Muayenesiz, ruhsatsız, izinsiz…

Ve insanların canıyla oynuyorlar. Bundan büyük suç var mı?

Bu son kazada da işverene verilen ceza yine Çalışma Dairesi tarafından, üç asgari ücret….

Oysa yanında kaçak işçi çalıştıran, çalışanların iş sırasında işleyecekleri suçtan da sorumlu olmalıdır.

Şu anda, Haksız Fiiller Yasasına göre, hukuki olarak yanında çalıştırdıklarının verdiği zarardan sorumludur… Ama şuçtan değil…

Geçen yılki olayda kaçak çalıştırdığı için işverene 2 bin lira cezayı kestik, bu defa da 3 asgari ücret. Aynı konudan bir de soruşturma başlatıldı. Bitti mi?

Ceza Yasası değiştirilip bu şekilde kaçak işçi çalıştıranların, işçilerinin iş sırasında işledikleri suçlardan aynı derecede sorumlu olarak yargılanmaları da sağlanmalıydı.

Diğer taraftan, o adam o izinsiz aracı keyfinden mi aldı, yoksa öyle olduğunu bile işveren mi verdi?

Tabii ki işveren verdi.

Sürücünün buna hayır deme şansı var mıydı? İşten atılmayı göze alırsa, evet…

İşte bu noktada, ceza yasası işverenin de çalışanla aynı derece sorumlu tutulacağı şekilde değiştirilmelidir.

Hatalardan ders alıp, yasalardaki boşlukları zamanında doldurmayı beceremiyoruz ne yazık ki.

Onun için de bu acı olaylar kaderimiz olup çıkıyor.

Yolları canavarlara teslim ediyoruz…

Düşünün dünya kadar eylem yapıldı, ama çocukların öldüğü olaydan bile ders almadık.


YERİN KULAĞI VAR

İŞTE BUDUR:

Yabancı öğrencilerin çalışma izni alabilmesi için, birinci sınıfı bitirmiş olmaları şeklinde bir düzenlemeye gidiliyor. Bakanlık genelge yayınladı. Yani, bundan böyle, bir sömestrlik kayıt ücretini yatırıp adaya öğrenci kisvesi altında işçi getirmek imkansızlaşıyor. Ne güzel. Demek ki yapılabilecek şeyler vardı. Ayrıca, öğrencilerin inşaat, gece kulübü, bet ofis gibi yerlerde çalışmaları da yasaklanıyor. Daha ne olsun. Bir de üniversitelerin üstüne gidip, takip sistemi çalıştırılırsa, sorunlar asgariye inecek.

GÜNÜN HABERİ:

Günün haberi, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’dan geldi, “yakında bazı milletvekillerinin dokunulmazlığı kalkabilir”… Bunu Bakan, Özgürgün’ün malvarlığı ile ilgili bir soru üzerine söyledi. Mal beyanı süresinin dolduğunu, görevin Meclis Başkanı’nda olduğunu da belirtti. Ayrıca başka bazı iddialarla ilgili de sonuca varmak üzere olduklarının altını çizdi, böylece suçlu olanın ortaya çıkacağını, suçsuz olanın da aklanacağını belirtti.

HELAL HOŞ OLSUN:

Asgari ücrete 190 liralık artışa karşılık vekil maaşlarına gelen 900 liralık artış tepkilere neden oldu. Vallahi 900 değil, 9 bin lira artış yapsınlar hiç şikayet etmem. Tek şartla, aldıkları paranın hakkını sonuna kadar versinler yeter ki. Vekilliği bir iş olarak değil, topluma hizmet yeri olarak gördükleri, toplumun refahı için çalıştıkları sürece aldıkları para helal hoş olsun…

KÖTÜ YÖNETİMİN SONUCU:

Yenierenköy belediye çalışanları, işten durdurma kararını geri alınması için Başbakan’ın devreye girmesini veya işten durdurulmaları halinde kendilerine kamuda bir iş olanağı sağlanmasını istiyor. Tamam, kimse işsiz kalmasın, herkes evine ekmek götürebilsin ama, kötü yönetimin faturasını neden hep devlet ödesin. KTHY ve ETİ’de de durum aynı oldu. Keşke bu arkadaşlar, belediyeye siyaseten aşırı isthdamlar yapılırken de seslerini çıkarıp, haklarına sahip çıkabilselerdi…

ATI ALAN ÜSKÜDARI GEÇTİ:

Yerel seçim startının verildiği bu günlerde adaylar da yavaş yavaş belirlenmeye başladı. Bu konuda en rahat parti UBP. Neredeyse tüm adaylarını belirlemiş durumda. En disiplinli parti diye bilinen CTP’de ise aday belirleme çalışmaları krize neden oldu. Bazı bölgelerde birden çok adayın çıkması ve ön seçim yapılacak olması krizin başlıca nedeni. Bu şekilde gidilecek bir seçimde CTP’nin başarı şansı ne olur bilmiyorum ama, olumsuz bir etkisi olacağını şimdiden söyleyebiliriz…

ALLAH KORUSUN:

İkisi de AB ülkesi olan Romanya ve Moldova birleşme niyet mektubu yayınlamışlar. Halkların kendi kaderlerini belirleme hakkı var. Ama benim kafam takılan soru şu. Yarın Güney Kıbrıs, kendi gibi AB üyesi olan Yunanistan’la birleşmek isterse ne olur? Biz de otomatikman birleşmiş mi oluruz yoksa, bizde kendi kaderimizi tayin edip Türkiye ile birleşme yoluna mı gideriz. Düşünmesi bile insanı korkutuyor…


ZİRVEDEKİLER

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı: “Bir daha ucu açık, sonuçsuz takvimsiz bizi aynı şekilde sürüncemede bırakacak, yıllarca sürecek yeni bir sonuçsuz müzakere sürecinin parçası olmayız. Bu adada bir şekilde barışçı ilişkiyi adı ne olursa olsun tesis etmek durumundayız. Bu, toplumlara karşı sorumluluğumuzdur, onun için birbirimizi dinlemeliyiz…”.

DİPTEKİLER

Hem Suçlu Hem Güçlü: Tüfekçi Ltd. Direktörü Tüfekçi; “ İzin almak için, kayıt yapmak için birçok prosedür var, tüm bunların ağır aksak işleyen devlet bürokrasisinde yapılmasını beklerken çalışmayacak mıyız? Benim vicdanım çok rahat, isteyen istediğini yazsın…” .