Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HUKUK-İ ŞAHANE

Ankara’ya da,

Lefkoşa’ya da yağmur yağıyordu,
Aynı zamanda, aynı anda…

O havada,
Genç tabutlarla birlikte,
Çelenkler geliyordu cenaze alanlarına,
Ki bir tanesi ülkenin Başbakanına aitti,
Bunu görenler dayanamadı,
Çelengi ters çevirdiler,
-Ne çelenk gelsin ne tabut dediler…

Bir gencin ölen onca insanın ardından isyanı geziniyordu sosyal medyada,
-Politikanız da batsın, dininiz de…

Kıbrıs İngilizlere verilmezden önce,
Abdülhamit kötü günler yaşıyor,
Neredeyse cinnet geçiriyordu.
Ruslar Yeşilköy’e kadar dayanmış,
İngiliz, bunu fırsat bilerek Abdülhamit’e sokulmuş,
Yardım elini uzatmış ama küçük bir ricası olmuştu.
Yardım etmek istiyorlardı ama Kıbrıs onların idaresine verilecekti…

Acze düşen Osmanlı,
Kıbrıs’ı böyle verdi.
Hesapta Abdülhamit şerh düşmüş,
Hukuki şahanesine halel gelmemesini istemişti…

Ama gelecek ve ne hukuku kalacaktı ne de şahanesi…

O yıllar için şahane yıllardı denemez.
Ama diyenler var!..

Bir zamanlar imamı destekleyen Zaman gazetesinin yazarlarından biri,
Bu hukuki şahaneyi hatırlatarak,
“Kıbrıs, Kıbrıslılara bırakılmayacak kadar önemli” diye yazıyordu…

Bu kafalar için Kıbrıs’ta zaman, her zaman durur vaziyettedir.
Kıbrıslı yoktur, hukuki şahane vardır.
Sözde çözüm isteyen bademlerin beslendiği kök budur…

Vatandaş o “şahane” çelengi ters çevirdi.
Görmeye bile tahammülü yoktu…

Ankara’ya da,
Lefkoşa’ya da yağmur yağıyordu.
Aynı zamanda,
Aynı anda…

Ahşap radyoların hakim olduğu yıllardı,
Henüz Cumhuriyet kurulmamış,
EOKA ile İngiliz kavgaya tutuşmuştu.
Herkesin kulağı Ankara Radyosunda.
Sadece haberler değil,
Şarkılar, skeçler de dinleniyordu Ankara radyosundan.
Bazı köylerde radyolar kahvehane önüne çıkarılır,
Köy ahalisi hep birlikte haberleri dinlerdi.
Ankara ağladı mı,
Kıbrıs da ağlardı.
Ankara sevindi mi,
Kıbrıs da sevinirdi.
Böyle yıllardı…

Kıbrıslı Türkler için Ankara sevdası bir başkaydı.
Yüksek öğrenim için de en çok Ankara tercih edilir,
Ayrancı, Bahçeli, Emek ve Beşevler’in sokak ve caddelerinde Kıbrıslı konuşmalar çalınırdı kulaklara…

Bir dönem sırtlarına parka geçiren gençler,
Tıpkı bugünkü gibi nice genç tabutları omuzlamışlardı.
Sağcısı solcusu…

İşte,
Bir felaketi daha yaşıyordu Ankara.
Ve doğrusu,
Herkesin gözü kulağı Ankara’daydı yürekleri yanarak…

Umut bazen acılar üzerinden yeşerir.
Ve sırası gelir,
Son kalan hukuki şahane de bertaraf edilir…

O çelenk ters çevrildi ya…
Güzel yarınlar da gelir…