Dünyada bizim gibi etnik kökenli halklara dayalı kaç federasyon kaldı ki? Yahut “federasyon olmak için bizim gibi müzakere
üzerine müzakere tazeleyen kaç ülke var?
Küçüğüz, tüm adanın bir milyonu anca bulan nüfusu var ama bu “siyasi enteresanlığın” BM’ler ve AB ile de tescilli federasyon arayışı” patenti Kıbrıs’taki Rum ve Türklere aittir! Yoksa işte İspanya’nın Katalonya’sı! İrak’ın Kürdistan’ı!
Mesela Katalonya ayrılmayı öngören referandumun ardından İspanya’ya 18 aylık bir süreç tanıdı, başkenti Lizbon olacak bir devlet kurup bağımsızlığını ilan edecek! Keza Kürdistan da referandumunu yaptı alıştıra alıştıra gün gele orada bir “Kürdistan devleti” kurulacak!
ŞİMDİ bizim “hayali” geleceğimize bakalım: “Gün gelecek siyasi ve ekonomik potansiyeli ile Kuzey Kıbrıs, Güney’in üzerinde bir konuma ulaşırken tüm adanın “devlet oluş” işlevini eline geçirecek” desek, “ayakta rüya görüyorsun” diyeceksiniz!
ÖYLE de şu anda Kuzey’deki defakto nüfusu var mı bilen? Ekilecek tarlalara bile inşaatlar yapılıyor, artık insanları yerler sığmıyor, apartmanlarla göklere uzanıyorlar! Rum’un turizmi iki milyonu aşmış. Eh biz de bir milyonu yakaladık. Gelecek yıl iki milyon olmayacağını kim iddia edebilir ki? TC’den su geldi, elektrik de gelecek.. Az buz iş mi bunlar! Maşallah her köşede bir supermarket var. Bir kilometrelik yolda sekiz dokuz bakkal dükkânı saydım. Yani millete yiyecek içecek dayanmıyor sabah akşam lokantalar ful! Bu ve öteki işletmelerin hepsi de ayakta! 17 tane üniversite doksan bin öğrenci! Doğal turistler, hem de çarşı pazara para bırakanlardan! Yani KKTC, hükümeti alilerinin tüm engelleme ve kötü yönetimine karşın yerinde saymıyor…
Bunu Rum da anlamalı! Anlamalı ki Türkiye rotayı AB’e kırsa KKTC’nin siyasi vaziyetleri bal kaymak olacak çünkü TC’e her yönden ihtiyacı vardır, tutun ki kendi varlığı için Türkiye bölgede emniyet sübabıdır!
KALDI ki: Ne Rum tarafının federasyona ihtiyacı vardır ne Türk tarafının! Rum tarafı zaten tanınmış bir devlet! Türk tarafı tanınmamış da olsa 43 yıldır Güney’in hükmedemediği, ilga edemediği, “korsan devlet” dediği halde çözüm müzakerelerinde karşılıklı masaya oturmak zorunda kaldığı bir devlet realitesindedir…
BU nedenle sittin sene daha Kuzey’in hele iyi yönetimler elinde öyle geldi böyle gideceğini kimse söyleyemez, gün gelir bu Rum kapımızı çalar, “aman” diler! Demeyin “olmaz olmaz, olmaz olmaz!”
_______________________________________________________________________________
ŞAMAR ÜSTÜNE ŞAMAR!
Bir yanda her üç ayda yayımlanan ve sosyoekonomik durumumuzla siyasi durumumuzu aynalayan mesela “Göç Kimlik ve Hak çalışmaları Merkezinin” (CMIRS) anket sonuçları var! Memleketin ahvalini her yönden arızalı ve karanlık olarak belirtiyor!
Öte yandan bizi ambargosu ile Kuzey’de hapishane mahkûmu yapan AB’nin, (utanmadan” hakkımız sosyo ekonomik araştırması var! En büyük sorunumuz pahalılık ve işsizlikmiş! Dövizin yükselmesi de bizi fena çarpıyormuş! (Eee! O kadar hayıflandıysan kaldır ambargoları da azıcık soluk alalım demez misiniz? Bu da AB maskaralığı!)
Beride geçtiğimiz hafta KKTC’e gelip uyanıp ayılmamız için başımızdan aşağı soğuk sular döken Recep Akdağ! Dedi ki bizden sorumlu koordinatörümüz, “Ortaya bir hedef koymuşsak herkes görevini yapmak zorundadır. Yapmayacaksak hedef koymamalıyız!..”
Kısaca arkamızda “Türkiye” gibi büyük bir “kaynak ve güç” varken tabi ki geldiğimiz yerle adımızla namımız parlak değildir!
(Bunda Recep Akdağ’ın itiraf ettiğince Türkiye’nin de hatası vardır! Mesela çok uzun yıllar Mersin gümrüğünü aşmamız mümkün olmadı! Ve çok uzun yıllar “ekmek elden su gölden TC’nin parasıyla yaşadık!” Protokolleri de kendi koşullarımıza uygun hazırlayamadık, Türkiye’nin deneyimleri ve uygulamalarından esinlenerek oluşturuldu her iki tarafın bürokratları ile Bakanları bu konuda töhmet altında olmalıdırlar!
YENİDEN iddia ediyorum ama: KKTC iyi oluşmuş, kadro hareketine inanan yönetimlerle çok büyük icraatların sahibi olabilir. Bu hayali kuvveden fiile geçirmek gerekir ama!
_______________________________________________________________________________
KISACA TAKILDIĞIM: (NE DEDİLER NE DEDİK!)
ÖZGÜRGÜN ne dedi? Nareciyenin 75 bin dönümden artık 33 bin dönüme düştüğü!.. Recep Akdağ’ın hükümete esip gürleyip yağdığı!.. Trafik Kazalarını önleme derneklerinin bile artık “hükümetin almadığı tedbirlerden şikâyet ettiği!.. Pisliği önlemek için sonunda “çevre için ceza kesme yetkisine sahip gönüllülere özel kartlar verilerek memlekette ilk kez “muhbirlik ve sivil” otorite döneminin başlatıldığı!.. Dünya savaşı çıkmış gibi akşamların hâlâ karartıldığı!.. Falan günlerde, Sn. Özgürgün ne dedi bilir misiniz? “Partimizin iktidarda olduğu bir buçuk yıllık dönemde hiçbir ekonomik sıkıntı kalmadı! Ayrıca devletin hiçbir borcu da yoktur!..”
Ne diyelim? “At martini Debreli yer gök inlesin!
KEMAL Dürüst ne dedi? Dedi ki “KKTC ölçeğine göre çok hızlı kalkınan bir ülkeyiz!..” Olmadı Sn. Bakan! Onun doğrusu şudur: “UBP-DP Koalisyon Hükümeti ölçeğine ve engeline karşın işinsanlarımız yine de kalkınma yollarını zorluyorlar!”
SERDAR Denktaş ne dedi? “Bu topraklarda azınlık olmayacağız!” Tabi ki olmayacağız! Yurttaşlarımız her yıl doğurmaya siz de hükümet olarak önünüze geleni vatandaş yapmaya devam edersiniz kısa sürede Rum tarafının nüfusunu da geçer, adamlar Türklerin akınından zaten titrerler, bir gün Allah Allah sesleriyle o tarafa hücuma kalkacağımız korkularında Güneyi bile terk ederler!
































