Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

REZİL RÜSVA

REZİL RÜSVA

Yalan yoktu, dolan yoktu, sahtekarlık yoktu.
Ne bir dairede yolsuzluk haberleri duyulurdu,
Ne bakkalda çakalda hırsızlık haberleri…

İnsanlar küçük şeylerle mutlu olurdu.
Öyle bir hayat…

Maaş sıkıntısı yine vardı ama arsızlık yoktu.
Herkes maaşına kanaat eder,
Hayatını ona göre düzenlerdi.
Zaten araba üzerine araba,
Ev üzerine ev alma diye bir hırs içinde değildi kimse…

Neredeyse her sokakta bir bakkal vardı.
Çolakoğlu bakkaliyesinden almayı unuttuğunuz bir şeyi,
Az ilerde Cahit dayının bakkalından tedarik etmek mümkündü.
Hiçbir malın üzerinde fiyat yazmazdı,
Bir malın fiyatını 49.99 olarak görmek mümkün değildi.
Neyse oydu.
Yuvarlak hesap.
Yalan yoktu…

On üçüncü maaş diye bir şey akıllara bile gelmezdi.
Taksitle yaşanırdı her şey,
Bakkaldan, kasaptan, dülgerden, terziden, makinistten yapılan işler takside bağlanırdı.
Aybaşı geldi mi ödenirdi.
Bakkal da, kasap da ödeneceğinden adı gibi emindi.
Paranın bir ay sonra eriyeceği diye bir şey de söz konusu değildi.
Terzi de memnundu, kasap da, müşteri de esnaf da…

Bu biçimdi hayat…

Reşadiye’de Ruhsan abanın bakkal dükkanından kara sakız ve ikbal alan çocuklar mutluydu,
Yasemin satan çocuklar da,
Her akşam üç şehidaya mum yakan Nezire aba da mutluydu.
Bilgisayar yoktu, cep telefonu yoktu.
Ama kerrat cetveli ve imla dersleri zihin açmaya daha elverişliydi.
Yaş günlerinde kitap, ya da kalem hediye edilirdi ki şimdi hediye edilen Çin malı türlü hediyeliklerden daha anlamlıydı…

“Seni seviyorum” demek cesaret isterdi elini tutmak kadar.
Seviyorsa, bir kere söylenirdi ki ölünceye kadar…

Öyle bir sevmek…

Tartışmalar şimdiki gibi kafa karıştırıcı değildi.
Zaten hiç kimse oturduğu koltuğa göre konuşmazdı.
Doğrusu koltuk pek yoktu.
Mütemadiyen değişen bürokratlar da yoktu,
Memur kısmı dirsekleri çürüyene kadar aynı masanın başında otururdu neredeyse terfisiz…

Öyle bir memurluk…

Polis vardı koluna tek bir çizgi almadan emekli olan,
Öğretmen vardı köyden köye koşmaktan anası ağlayan.
Ama hayat öyleydi,
Ve güzeldi,
Kimse kimseyi yadırgamaz,
Kimse herhangi birinin omzuna basmazdı…

Fıstıkçı Kemal (Aynalı) da memnundu işinden,
Pestil satan Mahmut Dayı da,
Sandviçci Talat ile Rifat da…

Yani,
Demek istediğim kardeşim,
Ne zaman rezil rüsva olduk şaşarsın…