Köşe Yazarları

TC’NİN GARANTÖRLÜĞÜ NİÇİN KAÇINILMAZDIR? (BOSNA HERSEK ÖRNEĞİ!)






Kıbrıs’ta ne zaman “federal sistem”  arayışlarıyla ilgili  değerlendirmeler söz konusu olsa  gözler “Bosna Hersek-Sırbistan” federasyonuna çevrilir. Balkanlarda federasyonlar yıkılırken, son “örnek” olmalı, “Bosna Hersek Sırbistan Federasyonu” kurulduydu. Dolayısıyle Kıbrıs federal sistemine de   örnek teşkil ederken, “niçin olmasın” yargısında siyasi cesaret unsuru olarak kullanıldı…
Oysa başından  beridir olagelen bu federasyon netameli! Son dönemlerde Rusya’nın Kırım, Ukrayna, Suriye gibi bölgelerde güç kazanması Balkanlardaki bu bölgeye karşı   iştahını kabartmış görünüyor. Nitekim son zamanlarda bölgede  etkisini genişletirken, “Bosnalı Sırplar” üzerinden  yaratılacak bir başkaldırı ile bölgeye egemen  olabilme stratejisi güdüyor!
Tabi ki “Bosna Hersek-Sırbistan Federasyonu bize çok uzak. Orada nasıl siyasi tezgâhlara mekik atıldığını bilebilmek çapımızı aşar… Ancak söz konusu Kıbrıs ve Türkiye’nin garantörlüğü  olduğunda,  Balkanlardaki o son Federasyon modelini örnekleyerek  söyleyecek sözümüz  olacaktır. Çünkü:
BAŞA GELEN ÇEKİLMEMELİ! Kıbrıs Türk halkı bir çözüme gidiyor mu? Ciddi anlaşmazlık konularına karşın şimdilik öyle  varsayıyoruz.. Bu anlaşmazlık konularından en önemlisi  çözümden sonra da Türkiye’nin, Türk halkının dolayısıyle “Kuzey’deki Türk kurucu devletinin” isteği olarak görülen garantörlük hakkının devam etmesidir. Rum tarafı ve  Yunanistan buna şiddetle karşı çıkıyorlar. Bir diğer  garantör ülke durumundaki İngiltere ise bu konuda sessiz kalıyor. Fakat “çözümden sonra adadaki üssünden ayrılmayacağını  çoktan açıkladı…
NEDEN İTİRAZLAR YOĞUNLAŞIYOR? Olayın “psikolojik nabzını tutarsınız  tarafların TC’nin garantörlük hakkının devamına şu siyasi değerlendirme ile baktıklarını görürsünüz..
Rum tarafı: Garantörlüğünün devamı halinde Türkiye’nin tıpkı 1974’de olduğu gibi şu veya bu nedenden dolayı adada bir yeni askeri harekât başlatmasından korkuyor! Artı, AB üyesi bir ülkenin “garantörlüğe”  ihtiyacı olmadığını söylüyor! (Gerçekte ise Türkiyesizleştirilmiş bir Kıbrıs esas hedefi oluyor!)
Türk tarafı: Hâlâ Rum’a güven duymadığını  dolayısıyle adada Türkiyesiz Rum tarafı ile yalnız ve korumasız kalmayı göze alamayacağını söylüyor, garanti konusunda ısrar ediyor.
Görülüyor ki her iki taraf için de temel sorun “korku” ve “toplumsal güvenliktir!” Sonuçta geçmişi onca kanlı geçmiş, savaşlar yaşamış iki toplumu “AB güvencesine havale edip oldu bitti demek”  o kadar kolay değildir!
BU NEDENLE BOSNA ÖRNEĞİ: Bosna Hersek-Sırbistan Federasyonu örneğini bunun için başa aldık. Henüz AB üyesi olamadılar.  Dolayısıyle  “kendi yalnızlıklarını”  yaşadıkları bir gerçek. Şimdi o gerçeğin içine yayılmacı siyaseti ile Rusya sokulurken, Bosna’daki azınlıkta olan Sırpların da başkaldırıp federasyonu dinamitlemeleri tehlikesi var. Yani Bosna “kanlı günlerine yeniden dönebilir!”
Kıbrıs’ın da olası çözümde böyle bir felaketle karşı karşıya kalmaması için TC’nin garantörlüğü kaçınılmazdır…          **********        YENİ SEÇİM SİSTEMİ: (OLUMLU VE OLUMSUZ YANLARI!)
Geçtiğimiz gün çözüm olasılığını dikkate almadan her halde “biz kendi işimize bakalım” çağrışımı yapan “Seçim ve Halk Oylaması (Değişiklik) Yasa Önerisi” resmi gazetede yayınlandı. Bu ortamda öneri haline getirilmesi  bana biraz da   bir paralel  çağrışımla, “eğer çözüm olursa  çapraz oylamaya hazırlıklı olunması” praktisi gibi geldi!” (Her hal’u kârda  “Seçim ve Halk Oylaması (Değişiklik) Yasa Önerisi” resmi gazetede yayınlandı, halkın tartışmasına sunuldu.) 
Tasarının en önemli yanı 5 ilçeye bakılmadan,  tüm KKTC seçmenlerinin tüm Kuzey’e dağılmış seçmenlere oy verebilme sisteminin getirilmesidir.         1. Öneride şöyle deniyor: “Daimi ikametgahları belli olan İlçe milletvekillerinin, bir süreden beri o ilçede bulunan kişiler arasından, ancak KKTC seçmenlerinin tümünün vereceği oylarla seçilmesinin sağlanması.
2. öneri şu: Uygulanmakta olan seçim sistemine göre seçilebilmeleri son derece güç olan “bağımsız adayların” seçilebilmesini nispeten olanaklı kılmış olması. Öneri karma oy kullanan seçmenlere diledikleri sayıda adaya oy verme şansı tanıyor.
3. öneri: Seçim yasaklarının yürürlükte olduğu dönemde yalnızca atama yapılması değil, atamaya temel teşkil edecek her türlü sınavın yapılmasının yasaklanması.. 
KISACA:  Anlıyoruz ki “Güzelyurt’taki bir adayı Mağusa’daki bir seçmen oylayabilecek. Listeler de buna göre oluşturulacak. Sadece İlçe milletvekillerinin daimi ikameti en az iki yıl süreli  olacak… 
Tutun ki artık ilçeler kapsamındaki “dar seçim sistemi” diyeceğimiz olay kaldırılıyor.. Eh küçük ülkede kim kimi tanımaz, kim kime ne kadar uzak ki? Üstelik milletvekilliği bu sistemle “kalite” bile kazanacaktır çünkü bu kez eleğin delikleri epey büyük tutulacak, çürükler çabuk elenecektir. (Tabi yasalaşırsa.)  
TASARININ OLUMLU YANI ŞUDUR: KKTC’nin küçük bir coğrafyaya sıkışmış olması çoğu zaman “cemaat” esamesine düşmesine neden oluyor!  Böylesi nüfus yoğunluğu içinde insan ilişkileri de olumsuzluğu ile seçimlere yansıyor! Nitekim  “yasa tasarısında” da vurgulandığınca, “eş dost, akraba, tanıdık”  derken seçimlerde sandıktaki adaylara yönelik  oylamalara  hakim olan unsur da “bu tip “yakınlıklardan” kaybnaklanan  çıkar hesapları olmaktadır!
Yani “aş, iş, para” olayı hep seçimlerin   “baş tacı” olmaktadır! Nitekim artık KKTC’deki her seçim tüm parti  programlarına karşın, “seçim öncesi vaat edilen bu “aş iş”  üzerinde gerçekleşiyor! İşte getirilecek olan yeni seçim sistemi  bu tatsız olayı önleyecek, tutun ki “adam gibi adamların seçilip Meclis’e girmesi  daha kolay olacaktır.
OLUMSUZ YANLARI:  Sandığa soyunan tüm adaylara tüm KKTC seçmenleri tarafından oy verebilme olanağı olumlu gözükse de “isabet” yönünden olumsuzluklar taşımaktadır. Çoğu zaman seçmen kendi içindeki adayları bile tanımazken KKTC’nin tüm ilçelerinden sandığa girecek adayları nasıl tanısın!
O zaman devreye “tanınmış mesleklerin adayları” girecek, seçilme avantajı da onların olacaktır.  Mesela:          Adı sanı duyulan ünlü doktorlar…   Sürekli medyada isimleri yer alan sendikacılar, Birlik başkanları…      Yahut öne çıkan STÖ’leri Başkanları…  Önde koşturan politikacılar…
SONUÇ: Zannedersem böylesi bir “seçim sonucu”  ile ortaya çıkacak Meclisteki meslekler hiyarerşisi bugünkünden çok da farklı olmayacaktır. Tabi bu da  “yeni seçim sisteminin” dezavantajı olacaktır!









Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu