Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Serdar Denktaş’ın Söylemedikleri…

Maliye Bakanı Serdar Denktaş, tv programı Er Meydanı’na konuk oldu, bir anlamda içini döktü.

Serdar Denktaş’ı yakından tanırım, hangi konularda sınırı olduğunu da bilirim.

Mesela, emir almayacak karakterini bilirim. Kıbrıs Türkünün varlığına, kültürüne kimsenin dokunmasına izin vermeyeceğini de…

Kamu reformu konusunda ne kadar çok uğraştığını söylüyor. O konuda da samimiydi. Bu da malum…

Ancak şunu da söylemekte fayda var, her zaman bir çok vaadi var ama, uygulaması farklı oluyor…

Dediğim gibi bir çok şey söylemiş ama, bir çoğunu da söylememiş, es geçmiş…

Mesela, kamu reformu için o kadar kafa patlatan biri, yasa geçsin veya geçmesin, en azından atamalarında daha titiz olmalıydı, en azından yeni müşavir yaratmamalıydı. Oysa bir çok ataması eleştirildi, hala da eleştiren atamalar yapıyor. Var mı bunun izahı..?

Halil Talaykurt meselesini “küçük işler” diye görüyor… Ama onun “minnetlerini” yayınlaması, kendisinin sürekli karşı olduğunu söylediği “Ricayla yaşama düzeninin” canlı kanıtıydı… Ben o mesajdan sonra, atadığı kişiyi anında görevden almasını beklerdim. Yapmadı, üstünde bile durmadı, ama rezillik, kamu vicdanında yerini aldı… Minnetle iş yapan bir adam, şimdi ihalelerin başında, endişe duymakta haksız mıyız?

2013’ten sonra geçici memur alımının yasayla engellendiğini söylüyor da, devlet dairelerine hala işçi statüsünde geçici alındığını ve memur statüsünde çalıştırıldığını söylemiyor…

Sonra, makam araçları konusunda belki mali açıdan haklı olabilirlerdi. Eleştiriler yüzünden devletin zarar ettiğini, işi bozanları mahkemeye vermeyi düşündüğünü söylüyor, o alımların neden ihalesiz yapıldığını söylemiyor. Oysa herkesin eleştirdiği buydu…

Pratik davranır Sayın Denktaş… Bu yüzden de bazen bilerek veya bilmeyerek hata yapar… Mahkemelerden dönen bir çok icraatı, yasaları bypass ederek, kısa yoldan iş yapmak istediğindendir. Şimdi mesela, TAK için başlatılan inşaatın, Laboratuvar binası olacağını söylüyor. Oysa arşivlerde TAK’tan sorumlu bakan olduğu dönemlerde TAK’ın bina ihtiyacı konusunda yaptığı açıklamalar var. Bu durumda TAK personeli yıllardır beklediği binaya kavuşma hayallerini unutmak zorunda. Başaka bir çare bulunamaz mıydı?

Araç plakalarında bir karışıklıktan söz etti ama, çıkarılan Tüzüğün Yasa’ya aykırı olduğunu, uygulanamaz olduğunu söylemedi. Dün Zeki Çeler belgeleriyle yayınladı, Trafik Dairesi de Tüzüğün yasal olmadığını açıkça söylüyor. Diğer taraftan polis, yasal olmayan Tüzükle ceza kesmeyi ısrarla sürdürüyor. Bunlar geçiştirilecek şeyler değil…

Ülkeye öğrenci diye gelip başka işler yapan kişilerle ilgili önlemler aldıklarını söylüyor, örnek vermiyor. Veremiyor, çünkü vazgeçilmez şart, üniversitelerin bildirimi ki, hiç bir üniversite bunu yapmıyor… Devam mecburiyetini neden uygulatamadıklarını da söylemiyor. Eminim kendisi de çok iyi biliyor ki, özellikle oteller ve büyük işletmeler, bir dönem okul harcı ödeyerek dıştan ucuza işçi getiriyor…

Mesela diyor ki, “çıkan sorunları Başbakan Hüseyin Özgürgün’le ya kafa kafaya verip çözüyoruz, ya da bilerek görmezden geliyoruz”. Bu nasıl açıklama..? Sorunları görmezden gelen bir yönetim nasıl bir yönetimdir..? Onun için galiba bir çok sorunumuz kaosa dönüşüyor. İçinden çıkılması mümkün olmayan sorun ne olabilir ki..? Birilerinin ayağına basma kaygısı mı? Bildiğim, Özgürgün bu konuda pek hassas… Öncelik kamu yararı değil, birilerinin çıkarı… Bu mudur..?

Ya o arkaya çıkan seyrüsefer afları… Ama kendisinin ortaya attığı hatta bir kaç kez tarih verdiği akaryakıttan alınacak vergiyle seyrüseferi ortadan kaldırma formülü bir türlü hayata geçemiyor. İnsanlar nasıl olsa af çıkar, nasıl olsa sistem değişecek diye beklerken, hem devlet zarar görüyor, hem vatandaş…

Başka? Kamu bankalarından nasıl olup da geri dönüşü olmayan krediler verildiğini; devlet mallarının neden ihalesiz dağıtıldığını; gerekçesi meçhul, kitleler halinde verilen vatandaşlıkları; imzaladıkları su protokolunun hilafına hala verilen kuyu açma izinlerini, yine imzaladıkları ekonomik protokolun gereklerini neden yerine getirmediklerini de söylemiyor…

Çok güzel şeyler yaptıklarını söylüyor ama, çok da umursamadığı kamu algısı, hiç de o yönde değil…

_______________________________________________________________________________

YERİN KULAĞI VAR

YENİ PLAKALAR YASAL DEĞİL:

Vatandaşa araç plakalarınızı değiştirin baskısı yapılıyor, polis değiştirmeyene ceza kesiyor. Oysa çıkarttıkları tüzük, yasaya uygun değil. Yasa hala kırmızı kiralık plaka diyor, normal araçların arka plakaları sarı olmalı diyor… Önce yasayı değiştirmeleri gerekirken, bunu yapmıyorlar. Ve buna Başsavcılık, Merkezi Mevzuat Dairesi, Bakanlığın hukukçusu, yani üç hukuk makamı onay veriyor… Eğer Trafik Dairesi Müdürü’nün yazısında söyledikleri doğruysa, bu tam bir hukuk skandalı… Rezaletin tümünü Zeki Çeler’in facebook sayfasından okuyabilirsiniz.

KORAHAN’A BAKIN:

Sayıştay Başkanı Osman Korahan, Cumhurbaşkanı’nın “atamalar denetime gölge düşürmemeli” sözüne karşılık, Özdil Nami’nin eşinin Başbakanlık Denetleme Kurulu’na atanmasını örnek göstermiş. Pardon ama Nami, eğitimiyle, liyakatıyla o mevkiyi hak etmiş biri. Lise mezunu olup, hiç alakası olmayan bir yere, hem de görümcesinin yerine müdür yapılmamış. Özrü kabahatinden büyük… Çamur at, izi kalsın… Sayıştay Başkanı’na yakışan da bu…

OLMADI SAYIN BAKAN:

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst, toplumsal bir tepkiye neden olan Danıştay Başkanı Korahan’ın eşinin atamasının Akıncı tarafından onaylanmamasına tepki göstererek, Bakanlar kendi uygun gördüklerini Özel Kalem Müdürü yapmaları, gelenektir, demokrasidir(!) diyerek, Cumhurbaşkanı da buna uysun anlamında bir şeyler söylüyor. Benim bildiğim Dürüst de başta bu atamaya karşıydı. Keşke bu atamayı değil de, atamamayı savunsaydı…

 TRAJİ KOMİK:

Eğitim Bakanı Berova, “Eğitim Bakanlığını eleştiren açıklamaları maksatlı buluyorum… yıkım ve karalama amaçlı bir kara propaganda” demiş. Kusura bakmayın Sayın Bakan ama, İlahiyat Kolejindeki mezunyet töreninde bizi aşağılayan, küfreden hanım kızı  alkışlarken, Çanakkale kampında yaşananlarla ilgili iddialar karşısında ses çıkartmazken, size bağlı okulların hangi saatte başlayacağı konusunda doyurucu açıklama yapmazken, yeni müfredatla ilgili iddialar karşısında çıkıp da tek kelime etmezken, çıkıp da “yapılan eleştirileri maksatlı” bulduğunuzu söylemeniz biraz traji komik olmuş…

 DEVLETİN ÖDEVİ:

Okullar açılıyor ama veliler sevineceklerine, masrafları nasıl karşılayacaklar diye kara kara düşünüyor. Cepte para yok ama hazırlıklar için en iyi tahminle yaklaşık bin TL gerekiyor. Halbuki Anayasa’nın  59. Maddesinin 4. Fıkrası, “Halkın öğrenim ve eğitim gereksinimlerini sağlama Devletin başta gelen ödevlerindendir” diyor. Tabii bunu yapmak için önce “DEVLET” olmalısınız…

TEK BİLDİKLERİ LAFAZANLIK:

Bırakın eskiden kestiniz mi kokusu bütün mahalleyi saran domatesi. Kokusundan lezzetinden vazgeçtik de, hiç bir türlüsünü bulamıyoruz. Bulduğumuzda da alamıyoruz. Türkiye’den gelen domatesler piyasada kilosu 10 liradan satılıyor. Tarım Bakanı Çavuşoğlu domatesle poz vereceğine, 50 kuruşluk domatesi nasıl 10 liraya yediğimizi açıklasa. İşleri güçleri lafazanlık, fiyatların nasıl bu hale geldiğini denetleseler ya…

_______________________________________________________________________________

ZİRVEDEKİLER

Barış Uzunahmet: “KKTC’deki üniversitelerdeki öğrenci sayısının kontrolsüz bir şekilde artması doğru değildir. Üniversite adası olma sevdasında olan bir ülkede üniversite eğitiminde kalite önem kazanmalıdır. KKTC üniversiteleri, gerek Türkiye gerekse üçüncü ülkelerin öğrenci çöplüğü olmamalıdır. LYS sonuçları sonrasında üniversite yöneticilerinin gerek yazılı ve görsel medya, gerekse sosyal medya üzerinden ‘ben birinciyim’, ‘en çok bana öğrenci geldi’ yarışı içerisinde olduklarını üzülerek görmekteyim. Sanki bu çok önemliymiş gibi… ‘Kaliteden haber verin siz bakalım’ demek geliyor içimden…”.

_______________________________________________________________________________

DİPTEKİLER

Yasal Görevini Yapmayan Çevre Bakanlığı: Sosyal medyada mesajlar ard arda. Önce Rocks Otel sahilindeki insan dışkılarının videosunu izledik. Sonra Lord’s Palace, Oscar arasında denize akıtılan atıkların görüntüsünü. Ardından, Girne, İskele ve Mağusa’da arıtılmadan denize verilen atıkların su altı görüntülerini… Karakum’daki Levent Sitesi’nin yeşil alanına kamyonla dökülen molozları (plakası da var)… Kamp-Der’in gecekondu bölgesine dönüştürülen, hatta beton bile dökülüp villa yapılan Karavan alanını… Hepsi 1 gün içinde yayınlandı.  Ve her biri, Çevre Yasası’na göre yasak! Ama Çevre Bakanlığı dokunmuyor. Yasayı uygulamıyor. Bilerek ve isteyerek…