
Avrupa Merkez Bankası Başkan Draghi dün damaklarda “tatlı ekşi” bir tat bıraktı
Trump’ın siyasi güçsüzlüğünün (zayıf dolar) ana etmek olduğu piyasalarda, güçlü EUR momentumu ağır basmaya devam ediyor
Bu bağlamda faiz avantajını (Brezilya, Rusya ve G.Afrika) gibi ülkelere karşı arkasına alan TL’de de değerlenmenin devam etmesine imkan tanıyoruz
Teknik bir bakış açısı ile USD/TL kurunda psikolojik 3,40 seviyesinin geçilmesi durumunda, haftalık grafiklerde 3,35 seviyesi radar menziline girecektir
Zayıf ABD doları, siyasi manada güçsüz Trump, devam eden risk iştahı ve FED’in faiz artır(a)mayacağı beklentisi yönünde olan ana trendin devam etmesine “bir müddet” daha ihtimal veriyoruz
Getiri peşinde koşan piyasaların, risklere karşı vurdumduymaz modu, havanın sertleşmesi durumunda yerini çok daha farklı senaryolara terk edebilir
Bu arada Kuzey Kore’nin yaramaz çocuğu Kim’in, yarın ülkenin yıldönümünde yeni bir füze denemesinde bulunabileceği ihtimali hafif çapta endişe ile takip edildiğini de not edelim
TCMB’nin haftalık para ve banka verilerine göre yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatlarında artış devam ediyor (bakınız grafik)
Finans kesimi dışındaki şirketlerin döviz açık pozisyonları yeninden 205 milyar dolar seviyesine yükseldi (bakınız grafik)
Ø Piyasa Özeti ve Yorumu
Son dönemlerde ciddi bir yükseliş sergileyen EUR/USD paritesinin arkasında yatan ana neden ekonomik faktörlerden ziyade, ABD cephesinde Trump’ın başarısız görünen siyasi duruşu ve reformları hayata geçiremeyeceği beklentisinin yarattığı görüyoruz. EUR/USD paritesinde EUR’yu destekleyecek ana faktörlerden daha ziyade zayıf olarak görülen ABD dolarına paralel, piyasalar şu anda dolardan uzaklaşarak, gelişmekte olan ülke para birimleri, altın ve hisse senetlerine sığınmaya devam ediyor. Altının ons fiyatı 1,295 teknik seviyesinin geçmesi ardından dün 1,355 dolar/ons seviyesine kadar yükselirken, EUR/USD paritesi de benzer bir şekilde dün 1,21 seviyesinin kıyısına kadar yükseldi. Para politikası anlamında, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin % 2,02 ; Avrupa faizlerinin ise % 0,29 olması, faizin yüksek olduğu yere para akar söylemini desteklemiyor. Öte yandan, FED’in bilanço büyüklüğünün kabaca 4,5 trilyon dolar; ECB’nin ise 5 trilyon dolar olduğu düşünülürse, paranın bol olduğu yerde paranın da değerinin düşmesi gerekiyor. Bu da olmadı. Öte yandan, Avrupa’nın cari fazla; ABD’nin ise cari açık vermesi doların aleyhine görünüyor. Her ne kadar klasik iktisadın söyledikleri ile günümüz dünyası tam olarak bağdaşmasa da, Trump reformlarında gecikme, siyasi anlamda güçsüz görüntüsü ve halen daha ciddi bir yasa geçirememiş olmasının getirdiği ilave zafiyet, ABD faizlerinde gerilemeye neden olurken, sistemde var olan deli büyüklükte likidite de yukarda da belirttiğim üzere altın, gelişmekte olan ülke para birimleri ve hisse senetlerine akmaya devam ediyor.
Fransa seçimler ile 1,07 seviyelerinden start alan, sene başında 1,03’lü seviyelerde olan EUR/USD paritesinin ana yönünü herkes aşağıya beklerken, paritenin son dönemlerde 1,20’nin üzerinde seyrini bir nebze de olsa yukarda anlatmaya çalıştım. İktisadi bir yaklaşımla doların daha güçlü kalması beklenirken, Trump faktörünün daha ağır basması nedeniyle doların eli zayıflamış durumda. Dün bu bağlamda, mikrofon karşısına geçen Avrupa Merkez Bankası Başkan Draghi’nin söylemleri büyük dikkatle takip edildi. Draghi, büyüme tahminlerinde yukarı yönlü revizyon yaparken (şahin), enflasyon beklentilerini aşağı yönlü revize ederek (güvercin) kafa karışıklığına neden oldu. Para politikasına yönelik daha doğrusu ekonomide toparlanmaya paralel gevşek para politikasından normalleşme veya aylık 60 milyar EUR olarak devam eden tahvil alım programının daraltılmasına yönelik kararı Ekim ayında tartışacaklarını söylerken, EUR’nun seviyesine yönelik tam olarak rahatsız olduklarının altını çizememesi; öte yandan paritede dolar zayıflığı ve momentum bazlı isteğin ağır basmasına EUR’yu 1,21 seviyelerinin kıyısına kadar taşıdı. Değerli EUR’nun ihracat ile büyüyen Avrupa’ya sekte vuracağı kesin. Öte yandan, güçlü EUR’nun enflasyon beklentilerini de aşağıya çekeceği kesin. Dün bu bağlamda Draghi EUR’daki değerlenmenin önüne geçmek için yuvarlak ibaraler kullansa da, bunda başarlı olamayarak topu Ekim toplantısına attı.
Görüleceği üzere, piyasalar Kasım’da seçilen, 8 aydır koltukta oturan ama hiçbir hava kesemeyen dahası kasırgalar ile sarsılan ABD ekonomisine bakıp FED’in faiz artıramayacağı bahsine odaklanarak EUR’yu daha da yukarı taşımaya niyetli gibi görünüyorlar. Bu bağlamda, doların zayıflaması ve dahası TL’nin de sunmuş olduğu ağız sulandırıcı getiri nedeniyle USD/TL kuru bu sabah 3,40 seviyesine kadar geriledi. Teknik anlamda, 3,40 seviyesinin ötesinde haftalık grafiklerde 3,35 seviyelerine kadar bir boşluk olduğunu görüyoruz. İyimser havanın ağır basmaya devam etmesi durumunda, kurun daha da gevşememesi için pek de bir neden göremiyoruz. Her ne kadar jeopolitik anlamda Kuzey Kore tehdit olmaya devam etse de, ABD’nin askeri müdahaleyi ilk sıraya koymaması, tansiyonun da düşmesine neden oluyor. Öte yandan, Trump’ın Demokratlar ile borç tavanı konusunda anlaşması veya beyaz bayrak sallaması, siyasi cephede önemli bir gelişme olarak karşımıza çıktığını da not etmemiz gerekiyor.
Yeni gün başlangıcında sessiz ama iyimser bir piyasa bizleri bekliyor. Türkiye cephesinde bugün açıklanacak sanayi üretim verisi takip edilebilir.
Ø Yurtiçi Yerleşiklerin Döviz Tevdiat Hesaplarında (DTH) artış devam ediyor
TCMB’nin açıklamış olduğu haftalık para ve banka istatistikleri raporuna göre, 31/08 ile biten haftada yurtiçi yerleşiklerin DTH’ları 1,1 milyar dolar artarak 166,7 milyar dolar düzeyine yükseldi. Söz konusu rakam yılbaşına göre 21,1 milyar dolar artışa tekabül ediyor. Döviz kurundaki gerilemeye karşı içerde alım isteğinin devam ettiğini görüyoruz.
Kaynak: TCMB
Ø Finans kesimi dışındaki şirketlerin döviz açık pozisyonları 205 milyar dolar seviyesine yükseldi
Eylül 2016’da 214 milyar dolar ile rekor kıran açık, son aylarda 205 milyar dolar düzeyine gelerek yeniden yükseliş gösterdi. Dün bu bağlamda, döviz geliri olmayıp da döviz cinsinden borçlanmak isteyen şirketlerin muhakkak sigorta yapmaları gerekeceği yönünde açıklamada bulunan Başbakan Yardımcısı Şimsek, uzun süredir yapılan çalışmalarda sona gelindiğini belirtti. Hatırlanacağı üzere, uzun yıllar sakin seyreden kur (kırmızı çizgi), şirketleri dövizle borçlanmaya yöneltmiş, fakat son dönemlerde yukarıya giden kur, döviz borçlu şirketlerin finansal yapılarına ağır darbe vurmuştu. Şirketlerin kuvvetle muhtemel yılsonunda devreye girecek yeni uygulama ile döviz açık pozisyonları koruma altına almaları (hedge) zorunlu hale gelecek. Türev piyasalarına başvuracak şirketlerin yaratacağı döviz talebine bu bağlamda dikkat etmek gerekiyor.
Kaynak: TCMB
































