Bu köşenin yan tarafında Kanada’nın eğitimde nasıl bir dünya markası olduğunu ve bunu nasıl başardıklarını okuyacaksınız. En önemli sebebin göçmen eğitimine verdikleri önemden kaynaklandığını göreceksiniz. Göçmen çocuklarının eşit koşullarda eğitim alması durumunda genel başarıyı etkilemediğini göreceksiniz.
Bu konuda eğitim literatüründe birçok araştırma var ki, göçmen çocukları fırsat verilirse başarılı oluyor. Şimdi gelelim bize… Bizde durum nedir? Bizde durum vahim… Biz daha göçmen tanımını bile yapmadık, yapmak istemiyorlar. Biz daha Türkiyeli işçi çocukları dediğimizde “ayrımcılıkla” suçlanıyoruz. Bizim okullarımız artık üçüncü ülkelerden gelen ailelerin çocukları da öğrenim görüyor. Peki biz bu gerçekliği göz ardı ederek eğitimi sürdürülebilir hale getirmek mümkün mü? Sorunu çözmek, onları iyi bir oryantasyon programı ile ülkeye ve eğitim sistemine adapte etmek gerekiyor. Hatta işe ailelerden başlayarak…
Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı verilerine göre KKTC’deki ilk ve orta öğretime bağlı okullarda öğrenim gören öğrencilerin dağılımı; 29 bin 550 KKTC vatandaşı(%59.6), 13 bin 184 TC vatandaşı(%26.6), 4 bin 574 KKTC-TC vatandaşı(%9.5), 2 bin 258 üçüncü ülke vatandaşı(%4.6) şeklindedir. Şimdi bu verilere bakarak okullardaki çocukların %40’ı yabancı da diyebilirsiniz. %95’i Türkçe konuşuyor da diyebilirsiniz. İşe her ikisinden de başlarsanız doğru yere varmazsınız. Tek tek her ikisi de eğitimde doğru yol almanıza engeldir.
Hatırladığım kadarı ile 3-4 ay önce Lefkoşa Surlariçi bölgesinde bir genç dövülünce Surlariçi yeniden gündem gelmişti. O günlerde de benzer bir yazı yazmıştım. Surlariçi bir sosyal vaka olarak karşımızda duruyor ama yönetenlerin buraya ciddi bir el atma niyeti yok. Bugün Surlariçi bölgesinin sosyal ve ekonomik durumu ortada. O bölgede yaşayan insanların neredeyse tamamı göçmen işçiler ve aileleri. Yani alt gelir grubuna mensup aileler. Surlariçi’nin diğer yüzüne baktığınız zaman lüks restaurantlar, barlar ve buralara gelen üst gelir grubundan vatandaşlar… Bu iki tezat birbiri ile Surlariçi’nde buluşmuş… Hal böyle olunca da geçinmek için saatlerce çalışan ve yaşam savaşı veren bir kesim insan ile çok rahat bir yaşam süren insanların buluştuğu bir ortamda zaman zaman sürtüşmelerin olması gayet normal… Bu sorun tüm dünyada olduğu gibi ancak eğitimle aşılabilir. Surlariçi’de iki tane ilkokul var. Bunlar devlet tarafından unutulmuş durumda. Kendi hallerinde yoluna devam ediyor. Bu bölgede yaşayan göçmen aileler bile fırsatı bulurkenden çocuklarını başka okullara göndermeyi tercih ediyorlar. Surlariçi okullarında bu konu ile ilgili özel bir çalışma ve çaba yok devlet adına…
Kaldı ki Surlariçi gibi sorunlar sadece Lefkoşa’nın veya KKTC’nin sorunu değil ki… Benzer sorunlar Paris’te, Londra’da, Amsterdam’da ve daha birçok şehirde mevcut. Ama önce biz sorunun varlığını kabul etmemiz gerekiyor. Kaldı ki sorun sadece Lefkoşa Surlariçi’de değil, Mağusa ve Girne’de de benzer durum vardır.
Bu ülkede alt gelir gruplarına mensup göçmen aile çocuklarını biz eğitim sistemi içerisinde tutamadığımız sürece bu çocuklar sürekli sorun olarak karşımızda duracaktır. Farklı ülkelerden gelen göçmen aile çocukları olmakla birlikte büyük oranda Türkiye’den gelen bu çocukların hazır bulunuşluk durumları bizdeki eğitim müfredatlarını yürütebilecek durumda değildir. Mutlaka istisnalar vardır ancak edindiğimiz tecrübe bize bunu göstermektedir.
Geldikleri yerden direkt bizim eğitim sistemimiz içine atılan bu çocukların durumları “yüzme bilmeyen bir insanın denize atılması”ndan farkı yoktur. Çırpına çırpına gidebildiği yere kadar gitmekte daha sonra da bırakmaktadır. Aslında yapılması gereken göçmen işçi çocuklarının ana eğitim sistemi içerisine sokulmadan önce bir oryantasyon veya uyum eğitiminden geçirilmesi gerekmektedir.
Her ne kadar da Türkiye’den gelen göçmen işçi çocuklarının ana dilini Türkçe olarak kabul etsek ve bizimle aynı dili konuştuklarını düşünsek de durum tam da öyle değildir. Farklı şive ve farklı kültürel yapı yanında ana dili Kürtçe ve Arapça olan Türkiyeli çocuklar vardır. Tüm bunları alt alta koyduğumuz zaman aslında bu ülkede bir göçmen eğitimi politikasının olması gerekmektedir.
































