Delikli peynirin tadı bir başkadır.
Fiyatı da diğer peynirlerden farklıdır.
Delikli peynir yenirken, neden delikli olduğunu bilmeyiz.
…
Kıbrıs da delikli bir adadır.
Delikli peynire benzer.
Bu topraklarda yaşarken, neden delikler olduğunu sorgulamayız.
Tam aksine,
Ya da ne bileyim,
Fakındayız ya da değiliz daha çok delik açılmasını isteriz.
…
Bir dönem dünyaca ünlü Kıbrıslı Profesör Vamık Volkan,
Kıbrıs’taki durumu “delikli peynir” modeli ile açıklamıştı.
Şöyle:
“Toplumlar arasında sivil toplum örgütleri, delikli peynirin en önemli kısımları olacaktır. Delikli peynir modelinde bütün mesele psikolojik sınır. Sınır kapıları açıldığı zaman, binlerce insan gelip geçti. Kıbrıslı Türk altında senin kimliğin var, sınırın var. Onların da Kıbrıslı Rum altında kimliği var. Arada bir psikolojik sınır var.”
…
Biz, bu modeli kapılara indirgeyelim.
…
Derinya’daki kapı meselesini de yokuşa sürenler var anlaşılan.
Maraş orada ya.
Olay stratejik.
Doğru yanlış bilinmiyor,
Ama askerin bu konudaki görüşü olumsuzmuş…
…
Zaten her kapı bir delik.
Onun da psikolojik sınırları var.
Kapı deyince akla ne gelir ki?
Açılır da, kapanır da, üstüne kilit de vurulur…
…
Böyle olunca,
Deliklerden geçerken,
Her şeyin yolunda gittiği sanılır…
…
Vamık Volkan’a göre Kıbrıs Türkü travma geçiriyordu.
Çevrenin pisliği de bu yüzdendir.
Kıbrıslı Türkler çöplerini sokaklara döküyor,
Temizleyince de kendisinin temiz olduğuna inanıyordu…
…
Halbuki dahası var,
Bir masanın etrafında görüşme yapılıyor mesela.
Konuştukça,
Gerçekten kendimizin görüştüğünü sanıyoruz konuşan biz olduğumuz için.
Psikolojik bir durumdur…
…
Mesela yolda arabanızla gidersiniz.
Yolun sizin olduğunu sanırken,
Ansızın Boğaz‘da yeni dikilmiş bir pano ile karşılaşırsınız.
Belediye mi koydu?
Muhtar mı?
Üstünde “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazmakta.
Dün yoktu, bugün var.
Dağ taş yetmedi zere!
…
Diyelim 30 Ağustos içindir ne var bunda?
Hiçbir şey yok elbet mesele de yok…
…
Diyelim ki değildir.
Mesele mi var?
Atatürk heykellerini kıran mı var?
Ayyaş diyen mi var?
Cumhuriyet değerlerine saldıran mı var?
Sıkbaşları Meclis’e koyan mı var?
Camilere doğru yürüyüşe kalkıp hilafet isteyen güruhlar mı var?
…
Boğaz’a koyarsın burası delikli peynir kolay da,
Beştepe’ye?
…
Diyeceğim
Yolda gidersiniz,
Ama yola hakim değilsiniz…
































