Hükümet, Gemikonağı bölgesinde yeni bir Serbest Liman kurulması amacıyla, Meclis’e bir Yasa Tasarısı sundu.
İlk bakışta, bölgenin kalkınması için iyi bir yatırım olarak görünüyor.
Ancak şeytan ayrıntıda gizlidir derler ya, biz de hayrola” dedik ve olayın geçmişine bir baktık.
İlk kez 2007’de, CMC’yi işleten Port İsbi’ye bölgede serbest liman kurma yetkisi veriliyor.. Türkiye Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen’in de katıldığı bir törenle şirket, LAÜ ile de bir işbirliği anlaşması imzalıyor. Vaadler büyük…
Ama bu şovun arkası gelmiyor…
Konu 2012’de İrsen Küçük hükümeti döneminde de gündeme gelmiş.
O günlerde CMC bölgesinin yeni bir şirkete devri, şirketin bölgeden yeniden maden çıkartması tartışmaları var.
Serbest bölge konusu gündeme gelir gelmez, başka şeyler de ortaya çıkıyor.
Arazinin “serbest liman” yapılması amacıyla Tener İşletmeleri Ltd.’ye uzun süreliğine kiralandığı ortaya çıkıyor.
Bölgedeki sivil toplum örgütleri, konuyla ilgili dosyalara ulaşıyor ve limanın petrol dolum tesisine çevrilmesinden endişe ediyorlar.
Tener İşletmeleri ise, Kıb-Tek’e ait hurda ihalesini almış, ancak ihale şartlarını yerine getiremediği Sayıştay Raporu’nda da kayıt altına alınmış bir şirket.
Dönemin Lefke Belediye Başkanı Mehmet Zafer, ÇED Raporu’nda yaptığı incelemede, hiçbir şekilde “rafineri kurulacağı” sonucuna varmadığını söylese de, Mağusa Serbest Bölgede faaliyet gösteren bir şirketin sahibi olan Ata Atun,o günlerde, Gemikonağı’na özelleştirilmiş serbest bölge kurulmasını savunuyor. Bunun gerekçesini de, bölgenin yakın bir gelecekte Ortadoğu petrollerinin taşınması için önemli bir cazibe yeri haline geleceğini söylüyor.
Örgütlerin tepkileri devam ediyor, sonra da konu kapanıyor.
Burada dikkat çeken, ortada bir ihale olmaksızın böylesine ciddi bir arazi ve işletmenin birilerine verilmiş olması.
Bu kez ne olacak?
Yine baştan bir şirkete mi kiralandı?
Tamamen özelleştirme mi olacak, yoksa kamu-özel ortaklığı mı olacak…
Yönetimi Gazimağusa gibi Serbest Liman ve Bölge Müdürlüğü’nde mi olacak, bunlar belli değil.
Sonra, hangi ihtiyaçtan kaynaklandığı, ÇED raporu ve yapılacak yatırımın kamu yararına ilişkin detayları, İyi İdare Yasası çerçevesinde bölge halkıyla tartışılacak mı?
İçinde petrol dolum tesisi olup olmayacağını öğrenebilecek miyiz?
Gazimağusa Serbest limanı sürekli olarak kaçakçılıkla anılan bir yer haline geldi. Arşivler bu haberlerle dolu. Dahası, geçtiğimiz ay Sayıştay,yanlış sözleşmelerden dolayı 51 bin dolar zarar ettirildiğini açıklamıştı.
Bunları ve son bir yılda ortaya saçılan peşkeşleri düşününce insan endişeleniyor.
Hele de Ercan’ın içler acısı özelleştirmesi akla gelince…
Yatırım karşıtı değiliz. Yatırımcı karşıtı da olamayız. Ancak devletin zaten doğrudan bir vergi alamadığı böyle bir işletmenin, kamu yararı açısından avantajlarına ve doğru yapılıp yapılmadığına da ikna olmak isteriz.
Fazla detayını bildiğim bir konu değil.
Ben burada gelişmeyi ve endişelerimi yazdım.
Lefke ve Gemikonağı bölgesinde çevreci ve çok faal sivil toplum örgütleri var.
Eminim onlar ve siyasi muhalefet her türlü detayına kadar inceleyeceklerdir.

_______________________________________________________________________________
YERİN KULAĞI VAR
BİR SABAH KALKTIĞIMIZDA:
Birçoğunuz hatırlamaz bile, bizler o zaman 9-10 yaşlarında çocuklardık. İletişim de şimdiki gibi değildi. 1959 Şubat’ında Türkiye ve Yunanistan hükümetleri, Zürih’te bir konferansta bir araya gelerek, Türkiye ve Yunanistan’ın himayesinde, bağımsız bir Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasına karar vermişlerdi. Daha sonra İngiltere ve iki toplum temsilcisinin de katılımıyla Londra Konferansı başlamış ve 16 Ağustos 1960’da, Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edilmişti. Ne konuştular, ne anlaştılar hiç haberimiz yokken, bir sabah kalktık ve İngiliz idaresinden, yeni bir cumhuriyete uyandık. Yine öyle olur mu bilemem ama, keşke bu kavga gürültü arasında bir sabah kalktığımızda, yeni bir ülkede uyanabilsek, ne güzel olur değil mi..?
ELEKTRİĞE ZAM MI GELİYOR:
Kıb-Tek’in alacaklarını tahsil etmek yerine borçlanmaya gitmesi, elektrik fiyatlarına zam yapılacağı dedikodularını da beraberinde getirdi. KIB-TEK yönetiminin, bankalardan 15 milyon TL civarında bir borçlanmaya gitmeyi planladığı iddia ediliyor. Yüz milyonlarca alacağını tahsil etmek yerine, bankalardan borç almasının mantığını anlamak mümkün değil. Sonuçta kurum, tahsil edemediği parayı, vatandaşın elektriğine zam yaparak, yine halkın sırtına yüklemeyi tercih ediyor…
TRAFİK ÇİLESİ:
Özellikle turistlerin yoğun olduğu kentlerde iş araçlarının, beton mikserlerinin belli saatlerde kent içinde dolaşımını engellemeyemedik bir türlü. Kuralı var, yasası var ama hala özel araçlardan çok bu vasıtalar cirit atıyor kentin en işlek caddelerinde… Hem de tehlike yaratarak, dorsesindeki pislikleri etrafa saçarak. Girne’de yeni asfalt dökülüyor, o güzelim asfalt bu iş araçlarından dökülen çimento atıklarıyla kullanılmadan bozuldu bile. Trafikten hiç bahsetmeyelim. Özellikle artan kiralık araç sayısı nedeniyle günün her saatinde trafik felç durumda. Hiçbirşey yapamazsanız, bari turizim mevsiminde bu kamyonların trafiğe çıkışını durduramaz mısınız..?
GÖZÜNÜN YAŞINA BAKMAYACAKSIN:
Tüm ülkeyi kirlettik yetmedi, sıra denzilere geldi. Kardeşim denizi, çevreyi, hatta evinin önünü kirletene kim olduğuna bakmadan basacaksın okkalı cezayı, bak gör bakalım etrafı yine pisletecek mi? Ama bizde herşey oya endeksli olunca bunu yapmak zor oluyor. Otel sahibi mi, ev sahibi mi, her kim olursa olsun gözünün yaşına bakmadan cezasını keseceksin. Bunun başka yolu yok. Belediye temizleyecek, sorumsuzun biri çöpünü, pisliğini etrafa atacak. Eğer tursit istiyorsak, insan gibi temiz bir çevrede yaşamak istiyorsak, astronomik ceza uygulayacaksın, bak gör bakalım bir daha yapabilirler mi..?
SOSYAL MEDYAYI TAKİP ETSELER:
‘Bu ülkede yaşanan yasadışılıkları, yapılan tüm hata ve yanlışları görmemize imkan yok’ diyebilir bizi yönetenler. Hani bir yere kadar da haklı olabilirler. Personel azlığını da anlayabilirim ama artık internet çağındayız. Sadece sosyal medyada paylaşılanları takip edecek ve ilgili makamlara bildirecek bir görevli tayin etseler, ülkedeki birçok sorunu anında halletmiş olacaklar. Duyarlı vatandaşlar sayesinde hergün onlarca yanlışı sosyal medyadan öğreniyoruz. Sadece bunları halletseniz bile, önemli bir adım atmış olursunuz…
SÜRPRİZ OLUR MU:
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun, yeni asgari ücreti belirlemek için yaptığı ilk toplantıdan sonuç çıkmadı. Helen aylık brüt 2020, net 1757 TL olarak yürürlükte olan asgari ücrete herhangi bir artış gelip gelmeyeceği, özellikle özel sektör çalışanlarını yakından ilgilendiriyor. Son altı ayda etten süte herşeye zam gelirken, işverenin yeni asgari ücerete zam yapılmasına pek istekli olduğunu söyleyemeyiz. Belki geçen defa olduğu gibi Başbakan Özgürgün yine çıkıp, “arzum 2500TL olmasıdır” derse, belki o zaman işler değişebilir…
_______________________________________________________________________________
ZİRVEDEKİLER
Başaran Düzgün: “Cumhurbaşkanlığı basın işlerini yürüten Ali Bizden, “toplandı bitti” demiş de bazı zıpçıktılar “bunları saray yönlendiriyor” diye internet ve facebook’ta kampanya düzenlemişler. Sevgili Hüseyin ve Sevgili Mete, boş geçin bunları. Kulak asmayın. Kıbrıs Türkü kaderinin şekillendiği bu zirveyi sizden dinliyor ve sizden okuyor. Gerisi laf-ı güzaftır. Hem biliniz ki gazetecinin makbulü kaynağı bol olandır. Siz de osunuz. Yola devam…”.
_______________________________________________________________________________
DİPTEKİLER
Avrupa Parlamentosu: Türkiye ile üyelik müzakerelerini askıya alma kararını, Kıbrıs konusundan ayrı düşünemedim. Özellikle zamanlama açısından. Türkiye’nin her konuda esneklik gösterdiği bir dönemde, tam da nefeslerimizi tutup, bir anlaşma beklerken, pişmiş aşa su katmaktan başka bir şey değil. Hep kuşkulanmışımdır, bunların çıkarları hala Kıbrıs’ta statükonun devamından yana… Bundan sonra çıkıp da Kıbrıs’ta çözüm istiyoruz falan demesinler. Şu anda bu süreç çökerse, tek sorumlusu Avrupa Parlamentosu olacaktır…
































