Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Çatal bıçak meselesi

2050’de doğacak olan bir çocuk,

On sekizinde bıyıkları terlediğinde yıl 2070 olacak.
Ki, bu satırları okuyanların hiçbiri o yılda hayatta olmayacak.

1900’lü yılların başında doğanlar da zaten bu günleri görmediler.

1963 olaylarını gören biri 74’ü görmeyebilir.
Eski Bayram yerlerini gören biri, yenisini görmemiş olabilir.
Açık sinemaları yetişen biri, cep sinemalarını yetişmeyebilir.

2050’den sonra olacakları da siz görmeyeceksiniz.
Kim bilir uçan arabalar Dereboyu’nu havadan turlayacak.
Belki de yurt dışı seyahatler uzaya yapılacak.
Beyne takılan çiplerler insan düşüncesi okunacak.

Ama çatal yine sol elde, bıçak yine sağ elde tutulacak.
Bazı adetleri değiştirmek kimsenin aklına gelmeyecek.

Bu arada Rum tarafının güven artırıcı önlemleri açıklandı.
Eğer doğruysa maddelerden birinde “Maraş bölgesindeki binaların değerlendirilmesi için uzmanların bölgeye girişiyle Maraş'ın iade sürecinin başlatılması” öneriliyor ki,
Türk tarafının başına saksı düşmezse,
Bu öneri muhtemelen 2050 yılına kadar sarkacak…

2050’den sonra kimse hayatta olmayacağından,
Geriden gelen yeni nesiller de aynen bizim gibi atalarının kimler olduğu konusunda kafa karışıklığı içinde yaşayacaklar.
Çünkü, Dikomo mezarlığı ortadan kalkmış olacak.

Öte yandan önerildiği gibi Kaymaklı kapısının açılmasını görmek mümkündür.
Zaten şimdiki neslin görüp göremeyeceği birkaç şeyden biri de birkaç kapıdan ibaret olacak.

Kim bilir 2050 yılından sonra dünya nereye koşacak.
Ama böyle düşüncelerle yaşamaya gerek yok.
Nihayetinde ömür meselesidir.
Kimisi erken ayrılır, kimisi daha geç bu dünyadan.
Şimdi gençlerin lingiriyi bilmesine hiç gerek yok!..

Ama doğrusu 2050’de de, 2070’te de çatal yine sol elde,
Bıçak yine sağ elde tutulacak.
Rönesans’la birlikte başlayan yemekleri daha temiz yeme adeti,  giderek çatal bıçak adetini geliştirdi.
Halbuki insanlar yemeklerini elleri ile yiyorlardı.
Beş parmağı ile yemek yiyenler, ayak takımından olan ahali,
Üç parmağı ile yemek yiyenler ise Aristokratlardı.
Önce iki uçlu çatallar çıktı ki, direniş gösterdiler.
Yemek dediğin Tanrı’nın verdiği parmaklarla yenirdi.
Direniş yüzyılları alsa da tutmadı.
Tabaktaki et sağ eldeki bıçakla kontrol edilebiliyor, sol elin çatala alışması da kolay olabiliyordu.
Aksine sol elin tabaktaki eti kontrol etmesi güçtü.
Bu iş böyle gelişti.

Adeti Avrupalılardan aldık.
Kıbrıs meselesini çözmek belki de çatal bıçak meselesi gibi nice zamanlar alacak.
Halbuki yemeğimizi bildiğimiz gibi yesek,
Kim bilir mesele çoktan kalmayacaktı.
Ve siz de görecektiniz…