Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ortak olmak, sorumluluğu paylaşmak…

Bu iş artık sabır sınırını aştı…

Kamu yararı değildir yapılan…

Kişilere özel kıyaktır…

Bugüne kadar yapılmış olması da, bu yapılanı aklamaz.

‘O zaman neden hesap sormadıydınız, şimdi mi aklınıza geldi’ derler adama…

Aklımızla alay etmesinler, aptal yerine koymasınlar.

Bu halk bir süredir tepkisiz, sinmiş olabilir.

Bunun sebebi, bir değil, iki değil, daha çok partinin aynı kötü alışkanlıklara bulaşmış olmasındandır.

Gelen gideni aratınca, insanların umudu kalmadı.

Sokaklardan evlerine çekildiler.

İcraatlar ne kadar kötü olursa olsun, kitlesel tepkiler verilmiyor.

Muhalefetin de durumu aynı.

Kendi dönemlerinde de benzer şeyler olduğundan, oradan da güçlü bir ses çıkmıyor.

Bir tek, geçmişin karanlık işlerine bulaşmamış genç milletvekillerinin sesi çıkıyor zaten…

Peki ama, bu sessizlik, yapılanı meşrulaştırmak değil midir?

Hele o UBP milletvekilleri…

Bir kısmında tık yok…

Sessizce onaylayanlar, “aman bulaşmayım, bana ne, sin da gulle geçsin” diyenler…

Bir de, “haberim yoktu” diyenler… Aynen çıkarma plajının peşkeşindeki gibi… Hani, hem haberleri yoktu, hem de daha sonra hükümet, arazinin 49 yıllığına kiralanması için yasa değişikliği getirmişti Meclis’e… Tam bir tiyatro…

Bir kısmı da canhıraş bir şekilde savunma yapmakta, Nazım Çavuşoğlu gibi…

Dün Meclis’te muhalefet yüklendikçe sinirleri bozuldu. E, savunacak pek de bir yanı yok… Birden Meclis’te olduğunu unuttu, kendinden önceki konuşmacıya”beni tehdit edemezsin” diye bağırmaya başladı, döndü Meclis Başkanlığı makamına “uyuma sen de” dedi…

Çavuşoğlu’nun temsil ettiği kesim, kamu vicdanını yaralayan, nefret uyandıran işlerin avukatı…

Bir de ona buna mesaj atarak, gazetelere beyanat vererek “biz de onaylamıyoruz” diyenler… Ersin Tatar gibi, Meclis’te oturduğu yerden bağıranlar…

Peki be kardeşim, onaylamıyorsanız, birlik olun varlık gösterin…

Hassas koalisyon dengesi elinizde büyük bir koz, kullanın…

Bu etik dışı, Şahali’nin dediği gibi “ahlak dışı” işlere ortak olmayın, bu lekeyi üstünüze yapıştırmayın, parçası olmayın… Aksine sesinizi çıkarın, elinizden geleni yapın ki, halk da görsün. Hem değer mi?

Önceki iki gün üst üste skandallar duyduk. Onun oğlu, bunun kızı, sonra yine onun oğlu falan…

Bu durumda, tek bir isime takılıp kalmak doğru değil. Bu bakanlar kurulunun onayladığı benzer başka işler de ortaya çıktığına göre, “buna karşıyım” demek yeterli değil. Çünkü ortada bir sana, bir bana durumu var. “T” izni gibi, “Z” izni gibi, bahis şirketi izni gibi… Siyasi desteklerle alınan ve milyonlarca liraya devredilen…

Şimdi Serdar Denktaş çıkıp, “araziyi Vakfa devrettik” derse bütün sorunlar bitmiş mi olacak..?

Ya diğerleri ne olacak?

Siz bunları bizden daha iyi biliyorsunuz, karşı çıkacaksanız, tümüne karşı çıkacaksınız, noktayı koyacaksınız…

Topluma, tüm dünyanın lanetlediği, cezalandırdığı, hatta Japonya’da harakiri yaptırdığı nepotizmi, normal bir şey gibi yutturmaya kalkmayın…

Şahıslara çıkar sağlamak, “kamu yararı” değildir….

Ha bir de, bu halkı da dünyaya daha fazla rezil etmeyin…

Haydi artık, UBP’nin doğruyu gören, rahatsız olan, “ben temizim” diyebilen milletvekilleri….

Harekete geçin…

Eğer bunu da yutarsanız, kendinizi asla bu işin dışında tutamayacaksınız.

Ve her zaman bu rezaletlerle birlikte anılacaksınız…

 


YERİN KULAĞI VAR

YAĞMA HASAN’IN BÖREĞİ:

Gün geçmiyor ki bir yağma ve peşkeş haberi duymayalım. Ve ne tuhaftır ki, bu haberlerin muhatabı, ya bir siyasinin oğlu, ya da kızı oluyor.  Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer’in ortaya attığı iddia, bir yenisini ortaya çıkardı. Gürcafer, “Girne’de askerin kullanımında olan ambarlar vardı onları da Rauf’a verdikleri bilgisini edindik” iddiasında bulundu. Üniversite arazisi gündemdeki yerini koruruken, Gürcafer’in bu iddiası olayın tuzu biberi oldu…

 

YA DİĞERLERİ:

Ersin Tatar, Kermiya’daki arazi olayını kastederek, “altında kaldık ezildik” dedi.  KTHY binasının yanındaki arazilerin peşkeşine de mi karşıydı, orası anlaşılamadı… “Hükümete desteğimi çekerim” diyen Erdal Özcenk  ya da Hasan Taçoy, onların karşı olduğu da sadece üniversiteye verilen arazi miydi? Diğerlerinde sorun yok muydu..?

 

MAHKEME YOLU GÖRÜNDÜ:

Eş dost akrabaya kamu mallarının devri olayının “yasal” olduğu iddia edilse de, Ombudsman, hem ihale yasasına, hem anayasaya aykırı olduğunu savunuyor. Bu durumda, anlaşılan muhalefet dosyaları hazırlayacak ve bu hükümet bilmem kaçıncı kez arsa peşkeşinden mahkemeye düşecek…

 

DP KENDİ İPİNİ ÇEKTİ:

Son yaşanan olaylarla birlikte muhalefet erken bir seçim için bastırırken, UBP’de de erken seçim tarihi konuşulmaya başlandı… Bu ortamda yapılacak bir seçim, DP’nin işini hayli zorlaştıracak. Sürekli istifalarla kan kaybeden partinin, olası bir erken seçimde baraj sorunu yaşayacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bu son yaptıklarıyla da bir yerde DP kendi ipini çekmiş oldu…

 

İŞ ÇOKTAN PLANLANMIŞ:

Oğul Denktaş’a kiralanan arazinin tartışmaları, bir başka bilinmezi daha ortaya çıkardı. Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, verilen arazinin yasal olduğunu savunurken, Lefkoşa suriçindeki eski genel hastahane binasının da, yapılacak olan Üniversitenin Rektörlük binası olacağını ve tamirinin devam ettiğin söyledi. Hani o gürültü içinde arada kaynadı diye yazıyorum. Bu iş çok önceden tezgahlanmış. Üniversite Metehan’da, Rektörlük binası Lefkoşa suriçinde. Vardır herhalde bir hikmeti…

 

YIKIM VE TALAN:

Memleket yangın yerine, yollar kan gölüne dönmüş. Uyuşturucu, kumar, hırsızlık ve cinayet sokaklara taşmış, bunlara “dur” diyecek iktidar nelerle uğraşıyor. Sonra “hükümet değil, aile şirketi” dediklerinde kızıyorlar. Bir yıllık iktidarları süresince ülkede, talan ve yıkımdan başka ne yaptılar söyler misiniz…


ZİRVEDEKİLER

Erkut Şahali:Araziye Rauf Raif Denktaş Üniversitesi yapılacağı için asker çekilme kararı almış. Adından ötürü üniversiteye TC ve ötesinden yoğun öğrenci akışı olacakmış. Gerçekten bu kadarına pes doğrusu. Araziyi alırken de, üniversitenin promosyonunu yaparken de RRD kolaylaştırıcı etki yapacak anlaşılan. Kendi ifadesiyle ‘etik değil belki ama yasal’ dediğinden benim anladığım ‘baba benim, evlat benim, memleket bizim, size ne’ dediğidir. Yok öyle yağma!”

 

 


DİPTEKİLER

Daha Neyi Bekliyorsunuz: Ülkenin sorma gir hanına gelmesine, hırlının, hırsızın elini kolunu sallayarak bu ülkeye girişine göz yumanlar, önlem almak için daha neyi bekliyorlar. Son olarak bir hafta önce ülkeye giriş yapan 2 kişi, 10 ev açtıkları için tutuklandılar. Biz her gün bu tür haberleri okumaktan, can güvenliğimizden endişe etmekten, sırf siz o koltuklarda oturasınız diye katlanmak zorunda mıyız… ?