Geçenlerde gazetelerde Ercan Hava Limanı işletme sözleşmesine göre işletmeci/ devlet ciro paylaşımı çerçevesinde bu yıl devlete 100 milyon TL civarında gelir elde edileceği haberleri çıktı. Güzel bir sonuç. Hem tekrardan hava alanından devletin daimi gelir sağlaması açısından hem de projenin tamamlanması halinde ülkeye çok yönlü genel yararı olacağı açısından güzel. İnşallah karşılıklı olarak sözleşmenin öngördüğü koşullar gerçekleşir ve yeni hava alanı projesi terminal binalarıyla birlikte öngörüldüğü üzere 2018’de tamamlanır.
Ancak bu vesile ile fotoğrafı genel ve özet olarak hatırlayalım. Sözleşmenin üzerinden 4 yıl geçtiğini görüyoruz.
2013 yılında imzalanan sözleşmeye göre, yapılacak yeni proje yatırımına karşılık, hava limanında Devletin o tarihte tahsil ettiği tüm vergiler; uçak biletleri üzerinden alınan çıkış vergileri, uçakların konma konaklama ücretleri, duty – free’lerden alınan kira gelirleri, araba park ücretlerinin tahsilatı, tamamen işletmeci şirkete devredilerek şirket tarafından tahsil edilecek, ve elde edeceği bu gelirlere karşılık -halkımıza da görsel kanallarla tanıtılan- yeni hava alanı projesi yatırımları yapılacaktı. Başlangıçtan itibaren İlgili Şirket tarafından 116 milyon Euro üzerinde de peşinat verilmişti.
Projeye göre hava alanından toplanan gelirler karşılığında pistler, apronlar ve terminal binaları ile diğer yatırımlar sonucu, 4.cü yılda % 47.80 devlet, ve % 52.20 işletmeci şirket payı olmak üzere elde edilecek ciro ortaklığı ile gelirlerin paylaşılması öngörülmüştü.
Bu sözleşmenin hemen sonrasında Şubat 2013 ayında ise Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından Limanlar ve ücretler yasası Meclise sevk edilerek, Yasa’daki ücretlerde artışlar yapılmış Meclisten geçirilmiş ve gerek bilet ücretleriyle tahsil edilen TL çıkış vergileri hem önemli ölçüde arttırılmış hem de dövize bağlanarak bu vesile ile sürekli dövize bağlı bir de artış getirilmiştir. 15 Euro olarak değiştirilen kişi başı biletle ödenen çıkış ücretleri ( ki halen kurlara göre 50-60TL arası olmuştur) Şubat 2013’ten sonra İşletmeci Şirket tarafından tahsil edilmeye başlanmıştı. Ayrıca konma ücretleri de ton başına 1.5 dolardan 4 Euro’ya çıkarılmıştı ki bu da o günkü ifadesi ile 2.65 TL’den 9.60TL’ye (% 160 artış) ve dövize bağlı artışa da tabi olmuştur. Halen de 14.6TL’ye yükselmiş durumdadır. Konaklama ücretleri ise ton başına 1.5 dolardan 1.5 Euro’ya çıkarılmıştı ki bu da o tarihte % 35 artış demekti. Bina dışındaki araba park ücretleri ise işletmecinin takdirine bırakılmıştı.
Ayrıca İşletmeci, sözleşmeden sonra devletin ilgili dairelerinin kontrolünde görev yapmak üzere hava alanında 200 kadar Güvenlik görevlisi istihdam edecekti. Ancak şimdiye kadar 4 yıl geçtiği halde Hükümet, sözleşme gereğince bu sürede ilgili Güvenlik yasasını geçirmediği cihetle, 4 yıldan beri bu görevi halen Devletin Güvenlik görevlileri yani Polis yapmakta ve maaşları devletçe ödenmektedir. Halbuki Güvenlik Görevlileri maaş ve ücretleri İşletmeci tarafından ödenecekti. Yani özetle 4 yıldan beri Hava Alanı Giderlerinin Sivil Havacılık dahil tümü, devlet yükümlülüğünde kalmış ve devletçe ödenmekte, Hava Alanı Gelirlerinin tümü ise temiz olarak bu güne kadar İşletmeciye kalmış görünmektedir. Ancak bu da İşletmecinin bir ihmali değil, maalesef Hükümetin 4 yıl gibi uzun bir zaman içinde ihmali söz konusudur. Çünkü Güvenlik Yasa’sı Meclisten daha yeni 17 Nisan 2017’de geçirildi.
Halen gelinen 4.yıl sonunda % 47.80 olan devletin Ciro payının 100 milyon TL olduğu haberlerine göre, ki bence artan yolcu kapasitesi ve uçak seferlerinin artmakta olduğu bir süreçte bu yıl bu miktarı aşabileceğini de tahmin etmekteyim, ve bundan sonrası için de kapasite arttıkça her iki taraf için de artan daimi bir gelir olacaktır. Şirket yetkililerinin beyanatlarına göre, 2016 yılının 4 milyon yolcuya ulaşıldığı bahsedilmektedir. Proje tamamlandığında ise 5 milyon yolcu kapasitesinde olacağı, gerekirse de 8-10 milyon yolcu kapasitesine genişletilebileceği de açıklanmıştır.
İşletme Şirketinin tahsil etmekte olduğu Gelir tahsiline göre ödenmeye başlanan ciro paylaşımına göre, brüt toplam cironun bu yıl en az 220 milyon TL’nin üstünde olması demektir..
Bu rakamı 4 yıldır İşletme Şirketinin temiz olarak tahsil ettiği göz önüne alındığında, geriye doğru çarptığımız zaman tüm tahsilatlar döviz üzerinden olduğu cihetle bu günkü kurlara veya değere göre satın alma gücü bakımından son 4 yılda ortalama tahmini 800- 840 milyon TL hacim çerçevesinde İşletmeci Şirketin yalnız kendi namına tahsilatı olmuştur.. Tabii bu rakam kesin bir rakam olmamakla beraber, rakamların genel büyüklüğünü göstermek bakımından zikrediyorum.. Bir miktar üstünde veya altında olabilir. Yılı içindeki kur artışlarını düşsek de, yılı içinde yapılan Yatırım giderleri de satın alma gücü bakımından aynı seviyelerde olduğu cihetle birbirlerini karşılama ihtimali vardır. Ayrıca gerek yolcu sayısı gerekse her yıl konma ve konaklamalar ve park ücretleri arttıkça gelirleri de yıldan yıla gelişmektedir.
İlgili Bakanlık tarafından Tüm bunların hesaplaması yapılmışsa İşletmeci Şirket tarafından 4 yılda tahsil edilen en az 700-800 milyonTL tahmini hacimli bir tahsilata karşılık, acaba bu güne kadar ne miktarda Ercan hava alanına Yatırım harcaması yapılmıştır?
Bunu sorarken İşletmeci Şirket tarafından devlete peşin olarak bidayetten beri ödenen 116-120 milyon Euro meblağın o günkü kurlarla düşürülmesiyle, toplam 4 yıllık tahsilattan geriye ortalama tahmini 450-500 milyon TL arası , Şirkete artı bir gelir hacmi kalmaktadır. Bu güne kadar bu civarlar hacminde bir yatırım harcaması gerçekleşebildi mi? Çünkü apronlar , pistler halen daha inşaat halindedir. Bakanlığın bu konuda herhalde bir takip mekanizması vardır.
Gerçi bu yatırımın gecikmesi Hükümetin ve İlgili Bakanlıkların çözemediği sorunlar nedenine de bağlı olduğu, taahhüt edilen arazilerin tahsisinde Hükümetin uzun gecikmeleri olduğu, ve basına yansıyan çeşitli sorunların 3-4 yıl içinde Yetkililerce çözülememesinden kaynaklandığı, taraflarca da çeşitli defalar yapılan açıklamalardan bilinmektedir.
Ancak sonuçta Hükümet ve İlgili Bakanlıklar karar mekanizmalarının devletin yükümlülüğü olan sorunları bu 3-4 yıl içinde halâ çözememeleri ve öngörülen yükümlülüklerin zamanında yerine getirilmemesi devleti oldukça zarara uğratmıştır. Mevcut terminal binası küçük tadilatları dışında yolcu kapasitesini arttıracak yeni Terminal bina projesi inşaatına da henüz başlanmamıştır.
Bunu dikkate getirmemin nedeni bir sözleşme yapıldıktan sonra karşılıklı mükellefiyetlerin öngörülen sürelerde yerine getirilmesini sağlayacak Hükümet yetkililerinin uzun süre takipsizliklerinin ve ihmallerinin bedellerinin nasıl devleti zarara sokabilecek önemli sonuçlar doğurabileceğini görmek içindir. İşletmeci şirketin de bazı konularda mağduriyeti ve zararı da doğmuş olabilir.
Bir tek Güvenlik Görevlileri Yasası’nın Hükümetçe sürüncemede bırakılarak 4 yıl geciktirilmesinin, Şirketin Sözleşmeden doğan istihdamla yükümlü olduğu Güvenlik Görevlilerinin istihdam edilememesi, ve onların yerine devletin polisinin görev yapması, bu maaşların şirket yerine devletçe ödenmesi, önemli bir gelir kaybıdır. Bu ihmal veya geciktirme Devlet açısından önemli bir para kaybı, ve Şirket açısından da kazanım olmuyor mu.?. Burada İlgili şirketin, Güvenlik Yasası geçmediği cihetle istihdam yapamayacağı için kusuru da bulunmamakla beraber, Hükümetlerin görev ihmallerinin hesabı sorulmadığı sürece, ihmal edip geciktirenlerin cezasını hak edenler değil de devlet yetkililerince halkın parası ile ödenirse, halkın parasını kim koruyacaktır?
Projenin tasarlandığı gibi 2018 yılında tamamlanıp taraflarca verilen sözlerin ve verilen taahhütlerin yürürlüğe girmesini ve yatırımların tamamlanmasının, sağlanmasını umarız. Sonuçta güzel ve çok yönlü yararı olacak bir projenin hakkaniyetle uygulanması ülkenin, devletin ve tarafların yararına olmalıdır.
Bir proje ne kadar iyi niyetle başlatılırsa başlatılsın Hükümetin ve devletin ilgili organlarının daha sonraki süreçte kontrollüğü, denetimi, ve her iki taraf için de işlerin yolunda gitmesini sağlayacak her türlü önlemlerin gereğince alınmasının takibi, en önemli temel görevidir.
































