Bir daha o okulda olsak,
Erol Özçelik’in sabah nutuklarını,
Ahmet Köroğlu’nun, Ozan Zeki Fikret’in felsefe mantık derslerini dinlesek,
Bir daha o okulda olsak, kimimiz cebirden çaksak, kimimiz edebiyattan.
…
Bir daha o kışlada olsak,
Kantinde Bel Kola içip mektup okusak,
Bando toplantısına geç kalsak, Zeki Taner hoca bizi cezalandırsa,
Bir daha o bandoda olsak,
19 Mayıslarda Kız Lisesi’ne gitsek,
Heyecandan gebersek,
Şortlu kızlara şarkılardan potpori çalsak,
Bir daha olsak o kışlada,
Varsın birkaç günümüzü lokapta geçirsek.
…
Bir daha…
…
O sokaklarda olsak,
Ve hisar üstlerinde lingiri oynasak, uçurgan uçursak,
Ve Zeki Müren şarkıları çalarken hurma dallarına yaseminler dizsek,
O sokaklarda bir daha olsak,
O evlerde demir karyolalarda yatsak,
Toprak su testilerinden su alıp fesleğenlere versek,
Sonra köyden kasabadan yeğenler gelse,
Bir daha o masalarda toplansak.
…
Yağmur yağsa,
Bedevi pastanesinin camları buğulansa,
Orada bir daha baharatlı çay içsek,
Bisikletçi Köse’ye uğrasak,
Bisiklet lastiğine hava bassak,
Kahveci Efe bir daha sandalyelerini dışarıya çıkarsa,
Şahin Sinemasından yer ayırtsak,
Peksemet ve kola eşliğinde bir daha sinema izlesek.
…
Varsın yollar çift şerit olmasın,
Varsın nüfusumuz az olsun,
Bir daha o Girne yolundan gitsek,
Ayrancıya uğrasak,
Papatyalar toplasak,
Kırnı’da piknik yapsak bir daha…
…
Aynalı sokağa çıksa,
Bir daha leblebi tozu alsak ondan,
Mahmut dayıdan pestil.
Ve o 45’lik plakları bir daha koysak pikaba,
Sonra yolumuz derneğe düşse,
Parklarımız ısıtsa bizi,
Ve geceleyin ağır karanlıklarda bildiriler dağıtsak, sloganlar yazsak.
…
Bir daha aşık olsak,
Mektupları sulu penna ile yazsak,
Mustafa dayının meyhanesinde Münir Nurettin’den şarkılar çalsa,
İki tek atsak,
Halk Sinemasında bir daha izlesek “Hıçkırık” filmini,
Mendiller ıslansa,
Enver’in kahvesinde nargile dumanları tütse bir daha.
…
Ahmet Mehmet Dubara çıkagelse,
Bağıra çağıra sokaklarda bir daha gezinse,
Çetinkaya-Yak oynasa Taksim ve Yusuf Kaptan sahalarında,
Kambur Ahmet yerinde duramasa; hakeme sövüp saysa…
…
Sonra bahar olsa, yaz olsa,
Kış olsa, sonbahar olsa,
Ama bir daha o şeherde,
Yel değirmenleri dönse…
































