Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Çözümsüzlük kadar çözümün de sakıncaları vardır!     

   Başından beridir müzakereler kendi içindeki çelişkileri ile devam ediyordu.  Örneğin olası çözümle Rum tarafı bizimle adayı değil, Kuzey’i paylaşacak! Bu nedenle “siyasi eşitlikle ortaklık devleti” ifadeleri  yanlıştır!  Zaten yanlış olduğunu bizzat Anastasiadis’li Rum tarafı Kuzey’e taşınmaya hazırlanırken,  üzerine yaptığı  pazarlıkları ile ispat etmektedir!

Ancak ben bunlardan söz edecek değilim. Eğer yarın çözüm olsa Rum’un ilk icraatı Kuzey’in  paylaşımına yönelik girişimleri olacaktır! Ve  Türk halkı bir kez daha sosyoekonomik yönden depreme tutulmuş giğbi sağa sola savrulurken, belki yıllarca sürecek bir mülk paylaşım ve kavgası içine itilecektir.

ANNAN PLANINDA VARDI: Geçmişte kaldı ama o planda da olduğu gibi “Mülkiyetle ilgili kurullar oluşturulacak.” “Bürolar” açılacak, şimdilerde “ilk müracaat hakkı ilk kullanıcı olan Rum’a tanındığı için o Büroların kapısına öncelikle Rumlar dayanacak! Mesela “ya malımı ya parasını” diyecek!

Dolayısıyle “ Talep Bürosu” oluşması yanı sıra “İskân bürosu” da açılacak, “Tazminat Bürosu” da!

Bunların Türk ve Rumlardan oluşan Başkanları, üyeleri olacak.

Mesela Annan planında o “Tazminat Bürosu” 5 yıl boyunca çalışacak deniyordu. Belki çok daha fazla!

50 ile 100 bin arasındaki Rum’un Kuzey’e geri döneceği söylenmektedir. “Dönerler veya dönmezler”  tahminleri ile olayı sulandırmak mümkün değil çünkü Rum halkı için “çözüm Kuzey’in paylaşımıdır!” Anlaşmalarla kim kendisine sunulan topraklara burun kıvırır ki!

SORUNLAR BİTMEYECEK! Bir süre önce  Maliye Bakanlığı “40 bin 663 kişiye 189 milyon TL. maaş ödendiğini açıkladı..

Kuzey’de nasıl bir “özerkliğe” sahip olacağımızı bilmiyoruz ama “Güney” yerli yerinde ve düzeni bozulmadan yoluna devam ederken, Kuzey büyük değişimler yaşayacaktır ki soruyoruz. Mesela aklımıza takıldı. Bu maaşı Federal Devlet ödemeye devam edecek  mi?  Yahut ödeyebilecek mi? Bu konuda nasıl kararlar alındı? Var mı bilen?

       KIRMIZI ÇİZGİLERİMİZ: Bu nedenle geçen gün yazımda “eğer müzakereler başlayacaksa bu kez yağma yok deyip o masaya önce kırmızı çizgilerimizi tartışmak için oturmalıyız” dediydim.  Çünkü olası bir çözümde her istediğini alan ve çoğunluk erkini kullanarak Kuzey’e postu serecek olan Rum’un gırtlağımıza yapışacak ellerinden kurtulamayacağız!

Diyoruz da zaten müzakerelerin yeniden başlaması gitgide uzak ihtimal oluyor. Çünkü Rum “Enosis Plebisiti” kararını zor iptal eder. Etse bile kerhen olur ki inanacak olanın avurdu delinsin!


 

     16 BİN 397 TL. MAAŞA KARŞILIK  DEVLET NEDEN BATAKTA? 

Bu memlekette altın kadar değerli, kıymeti ölçülemeyecek “kamu görevlileri” kimlerdir?     13 bin 397 TL. aylık maaş çeken  müsteşarlarmış! Pekala ama:                       Neden memleket, battı balık yan gider!        Neden Kurumlarımız dökülmekte!    Neden  Devletin çarkları dönmezken eğitimden sağlığa kadar tüm sorunların altında kalmakta?                                                             Neden  Hükümet ne zaman bir değişiklik yasası veya yasa yapsa Cumhurbaşkanından dönmekte?                                                         Neden memleket bir baştan bir başa trafik sorunlarının, uyuşturucu belasının, fuhuşun, illegal olayların  içine batmakta?

DEĞERLİ İNSANLARIMIZ. Kimseyi incitmek  için yazmıyoruz bunları. Kaldı ki  hakkımız da yoktur. Fakat memlekette en yüksek maaşı siyasilerimizle müsteşarlar alıyorlarsa yüzümüzü yüzlerine çevirerek sorarız: “aldığınız maaş helal olsun. Olsun da  memleket neden böyle?

Çünkü kabul etmek zorundayız: “Siyasilerin” seçimlerle  gelip gitmeleri hiç önemli değil. Çünkü memleketi devlet yapacak  asli mimarları ile mühendisleri kalıcı bürokratlarıdır. Kapıcısından müdür ve müsteşarlarına kadar!

Devleti yapılandıracak kalkındıracak olan onlardır. Oysa KKTC’de vaziyetler öyle değil. Üst kademedeki devlet görevlileridir ki  devlet sayesinde yeniden yapılanıp kalkınıyorlar! Ki bu ülkede “ikramiyelerle emeklilik maaşlarının” nasıl her yıl üst kademelerde kavgalara neden olduğunu hep birlikte seyrediyoruz!

       DEMEK İSTEDİĞİMİZ: Bir ülke gaza, akaryakıta, elektriğe, telefona zam üstüne zam basarak kalkınmaz! Zaten kalkınamadığımızın  aynası, bizim gibi adalar arasında “rekabet edebilirliğimizin sondan 3. sırada olmasıdır” Çünkü “üretemiyoruz, satamıyoruz!” İhracatı olmayan ülke eli ayağı olmayan insandan farksızdır!

 Kısaca demek istiyoruz ki ayda 13 bin TL maaş almak her faniye nasip olmaz. Ancak bir karşılığı olur.  “Devleti yüceltmek..” Bunu söylüyoruz.


KISACA TAKILDIKLARIM: (SAATLER VE DEVLET DAİRELERİMİZ!)

Dün sabah her zamanki  trafiğin en nispeten rahat olduğu sabahın 7’sinde çıktım yollara.  Çünkü  müzelik arabamı vura çarpa  hurdalık yolcusu yapıyorum,  neyse ki şimdilik  idare ediyorum! Çıktığım o saatlerde hele yedi buçukta güneş iyiğce yükseliyor tepede! Etraf ayna gibi!  Nitekim kaldırımlarda otobüs bekleyen öbek öbek öğrencilerle dolu çünkü onlar sekizde derslere başlıyorlar.. Oysa memur taifesi sekiz buçukta başlayacak!

Her halde medya, sosyal medya  “saatler mesailer” derken hükümeti gücendirmiş olacak bu kez dünyada saatler değişmesine karşın daha düne kadar bebeğiyle oynayan çocuklar gibi   saatler ve mesailerle oynayan hükümetimiz bu kez ne gıkını çıkartıyor ne yerinden kıpırdıyor!  Oysa ciddi ciddi diyoruz ki öncesi kararın hiç önemi yok, memurun mesaisini de saat sekize çekmeli!                            ÇİRKİN GÖRÜNTÜ:  Bir başka devlet ayıbımız da 1974’den sonra  İngiliz kolonisi ile  Rumlardan kalma yüz yıllık binaları devlet daireleri haline getirdikten sonra kendi devlet dairelerimizi (artan ihtiyaç ve memurun insanca çalışması hakkında) hâlâ oluşturmamamızdır! Mesela Mağusa “Vergi Dairesi” bunlardandır!  Yüz yıl önce Liman Dairesinin  İngiliz müdürlerine tahsis edilen o konak gibi ev şimdi vergi dairesi!  Her gün yüzlerce insanın gelip gittiği bu daire zaman zaman restore edilse de “izbe odaları, dökülen sıvaları, eskimişliğinin çirkinliği ile hizmet vermeye devam ediyor. Tutun ki 42 yıl sonra bile “yeni devlet daireleri yapacak parası yoktur bu devletin. Ki kaymakamlık bile o utanç verici eskimişlikteki binada hizmet vermektedir! Sözüm bunlara değil ama:

Bari o Vergi Dairesinin avlusundaki her yanı kaplamış insan boyunu da geçmiş otları temizleyin!  Çok çirkin görüntüleri vardır ayıptır!