Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Gelirken-giderken

1878’de İngiliz adaya geldiğinde herhangi bir infial yoktu.

Köylü bostanında, şeherli tezgahındaydı.
İngiliz Mağusa Kapısı’ndan şehere girerken, ortalık gayet sessizdi.
Onlar da bu işe şaşırmıştı.
Ne eline taş alıp atan vardı, ne de “go home” diyen.
Zaten öyle bir kelime henüz yoktu…

Nihayetinde geldiler.
Baf Kapısı’nda bayraklarını göndere çektiler.
Çevre sakin ve tenhaydı.
Millet şalvarının ve çarşafının içinde.
Aramızdan bir tek Aynalı oradaydı.
Çoğunluk bağında, bahçesinde, bostanındaydı.
Kim geldi kim gitti haberi bile yoktu.
Zaten haberi olanların da,
Gıkı bile çıkmadı…

İngiliz baktı bunlar uysal insanlar.
Herkes bostanında, mandırasında.
Nalbant işini yapıyor, lokmacı lokmasını satıyordu.
Bir isyan falan çıkacağı yoktu.
Zamanı iyi kollayıp, 1914’te adayı ilhak ettiğini ilan etti.
İngiliz’in düşündüğü gibi olmuştu her şey.
Bu kadar uyumlu bir ahali görmemişti.
Savaş da tutuşmuştu zaten.
Ahali koşarak asker yazıldı.
Gıkları bile çıkmadı.
Zaten sonradan İngiliz’den aldıkları savaş nişanlarıyla övüneceklerdi.
Torunları bile.
-Bakın dedemin savaş nişanları…

Çok geçmedi, Lozan’da masa kuruldu.
İsmet Paşa’nın elinde Mustafa Kemal’in hediyesi olan kalem.
Onunla imzaladı.
Kıbrıs İngilizlere bırakıldı.
Resmen.
Aylardan Temmuz’du.
O sırada ahali bağında bahçesinde, bostanındaydı.
Karpuz zamanıydı, mahsul iyiydi.
Ne eline taş alan oldu, ne sopa.
Kimsenin gıkı bile çıkmadı…

Yıllar ilerledi.
Bir sabah,
Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.
Aylardan Ağustos’tu.
Sıcak fena yakmakta.
Polisler kısa pantolonlarıyla vardiyada.
Sabah uyananlar cumhuriyete uyandı.
O sıralarda ahali kumsallardaydı.
Ta şehere gelsinler Bakanlar Kurulu oluşturulmuştu.
Kimsenin gıkı bile çıkmadı.
Ne ise, o olsun diyerekten…

Sonra çok olaylar oldu.
Bağlar bostanlar bozuldu.
Artık takvimler 1974’ü gösteriyordu.
Gençler saç uzatıyor, kızlar mini etek giyiyorlardı.
Ve bir sabah,
Gelmişlerdi.
Kimin gıkı çıkabilirdi ki.
Tam aksine sevinç gösterileri oldu…

Ada, Arap istilalarından beri iki bini aşkın yıldır gelip gidenlere bakıyor,
Kimsenin de gıkı çıkmıyordu…

Zavallılar, her gelen için sevindiler.
Ama,
Gelenlerin gidişini görürken de seviniyorlardı…