Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kahkahanız bol olsun

Demokrasi rejimi belki de seçilmişlerin kahkahasından ibarettir.


Eski Yunan’dan beri tartışma konusu olan demokrasi rejimi bugün de tartışmalıdır.
Bu tartışmalar, her toplumun kendi kültürel özelliklerine göre şekillenir.

Platon, demokrasinin halka yaltaklanan bir rejim olduğunu belirtir.
Demokrasi üzerine tartışmalar bu ve benzeri konularda başladı.
Bugün görülüyor ki, bazı şeyler Eski Yunan’da ileri sürülen görüşleri aratmıyor.

Bir seçilmiş ahalinin oyuna ihtiyaç duyuyorsa, ona yaltaklanıyor demek mi?
Yani, rejim kendi doğasını bu şekilde mi belirliyor?
Böyleyse, iki taraflı yaltaklanma söz konusu olur.
Biri oyunu verecek, biri oy alacak.
Biri oy almak için oy verene yaltaklanacak, diğeri oy verdiğinden bir şeyler koparabilmek için ona yaltaklanacak.

Yaltaklanmacı bir düzen…

Lakin dediğimiz gibi, her ülkeye göre değişiyor.
Yaltaklanmaların az olduğu ülkeler var, çok olduğu ülkeler var.
Belki de hiç olmayan var.

Aile, bir toplumun en küçük birimidir.
Bu birimin yöneticisi, yani aile reisi erkektir.
Seçilmiş bir kişinin evde Aristotelesçi bir yönetimi sürdürürken,  siyasette örneğin Platoncu bir yönetim anlayışında olabilir mi?
Evde keyfi ve kahkahası bol olan erkeğin, haliyle devlet yönetiminde de kahkahası bol olacaktır.
Evdekilerin ona yaltaklanmasını normal karşılayan, hatta bundan haz alan aile reisi, haliyle ahaliden de yaltaklanma bekleyecektir.
Kültürü böyle…

Seçilmişin biri kadına yönelik olarak “İffetli ol”,  cezbedici olma”, “ortalık yerde kahkaha atma” derse, bu nedir?
Bunun sözde demokrasi rejimi içinde göreve gelmiş bir seçilmişin söylemesi, daha doğrusu böyle bir anlayışa sahip olması, o rejimin gerçekten demokrasi rejimi olduğunu mu gösterir?

Sadece kendisi kahkaha atacak.
Ortalık yerde bir taşkınlığı sadece erkek yapacak.
Dönüp, tüm bunlara referans olarak Kur’an’ı gösterecek…

Bu anlayışta olan bir seçilmiş yaptığı konuşmadan ötürü oy sahipleri veya yaltakçılar tarafından coşku ve cibbana ile karşılanırsa, kelle fırına verildi demektir.

Bizimkisi gibi kellelerin fırına verildiği demokrasilerde “üniversite” diye bir şey yoktur.
Her türlü düşüncenin bilimsel verilerle üretildiği ve üretilen düşüncelerin topluma yaygınlaştırılmasında vasıta olan üniversitelerin, böyle durumda ayağa kalkması gerekmiyor mu?

Aristoteles döneminde kadınların hiçbir hükmü yoktu.
Evde, kendilerine ayrılmış bir odada yaşamlarını sürdürürlerdi.
Yönetimde yer alma hakları hiç yoktu ve kadın üzerine düşünceler de oldukça ilkeldi.
Bu durumda herhalde evde bile, ya da erkeğinin karşısında bile kahkaha atamazdı kadınlar.

Ünlü düşünür Aristoteles, kadının susmasının onun şanından olduğunu söyler.

Eski Yunan’dan günümüze iki binden fazla asır geçti…

Kahkahanız bol olsun kadınım…