Yeni yılın ilk yazısında dileklerimi yazmayı düşünürdüm…
Sabah yine bir katliam haberiyle uyandık.
Gördüklerimiz, hissettiklerimiz bize kendimize özgü, bireysel, toplumsal dileklerimizi düşünecek hal bırakmadı.
Cinnet hali her yerde.
Geçtiğimiz yıl da ABD’de, Fransa’da eğlence yerlerine düzenlenen saldırılarda yüzün üzerinde insan hayatını kaybetti.
Türkiye’de de artık insanlara savaş sadece sınırda değil, içinizde mesajı veriliyor. ‘Hiç bir yerde güvende değilsiniz. Her an tehlikedesiniz’ deniyor…
- yüzyılın getirisi bu oldu dünyaya…
Bu öyle bir hal ki, insanları gündelik yaşamdan uzaklaştırıyor. Yaşam tarzlarına saldırılıyor. Futbol maçına gidene de saldırıyor, eğlence yerine gidene de, polise de, askere de…
Beziyorsunuz, korkuyorsunuz, geleceğe dair planlar yapamıyorsunuz… Ekonominiz, turizminiz, hepsi ama hepsi olumsuz etkileniyor.
Eskiden bir diplomat, bir yazar, bir düşünür öldürüldüğünde büyük bir felaket olarak görülürdü. Şimdi toplu katliamlarla yaşamaya alıştırılıyor insanlar.
Vahşi, insanlık dışı…
En kötüsü korumasızsınız. Dünyanın neresinde olursanız olun, güvende değilsiniz…
Bazen düşünüyorum, yeni dünya düzeni dedikleri bu olsa gerek… Düzen yerine, düzensizlik…
Kim verir o teröristlerin eline o silahları? Kim destekler, kim besler?
Bütün dünyaya nasıl kafa tutarlar? Bu desteği nereden bulurlar, neden sonları gelmez? Terör artık tüm dünyanın derdiyken, birlikte mücadele neden başarılamaz?
Masum insanların ölümlerini propaganda malzemesi yapan alçaklar kimlerdir? Tetiği çeken değil, çektirenden bahsediyorum…
******
Yine de önümüzdeki pilava bakmak zorundayız. Yaşamak, devam etmek niyetindeysek, dünyanın gerçeklerini görerek, kendi kaderimize karar vermeye mecburuz…
İşte Türkiye… Her gün onlarca insanını hiç yoluna toprağa veren Türkiye tarihinin belki de en kritik günlerini yaşıyor. En temel konularda bile bölünmüş durumda. O bölünmüşlük de, terörün işine geliyor.
Bizler de burada, varlığımızın devamını hem ekonomik, hem stratejik, hem politik olarak Türkiye’ye bağlayan insanlar…
Hala daha Türkiye’nin gönderdiği paralar üstünden hovardalık yapmaya devam mı edeceğiz? Sandalye oyunu oynar gibi hükümetler kurup bozmaya devam mı edeceğiz? Hepimiz aynı şeylerden şikayet ederken, ortak akılla hareket etme bilincine varamayacak mıyız?
Hala daha kişisisel çıkarlar peşinde mi olacağız?
Hala daha saçma sapan geçmişe dönük saplantılar mı belirleyecek geleceğimiz?
Sadece biz değil, bu adanın tüm insanları…
Artık etrafımıza bakmanın zamanı değil mi?
Bizi bu ateşin içine düşmekten koruyacak olan, uzlaşma, barış, anlaşma değil midir?
Dünyada nerede nifak varsa, orada bir çatışma ihtimali yok mu? Bunu görmek gerekmiyor mu?
Ayak sürüyenleri, oldukları yerde bırakıp, güçleri birleştirmenin zamanı değil mi?
Sarı çizgiler, kırmızı çizgiler, hepsinin yeniden belirlenmesi gerekmiyor mu?
Bence gerekiyor.
Ve hatta başka çaremiz yok diye düşünüyorum…
Boş dilekler yerine, biraz da bunlara kafa yorsak…
YERİN KULAĞI VAR
“ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN EN KORKUNÇ SENARYOSU”:
Christos P. Panayiotides, Cyprus Mail’de 30 Aralık günü yayınlanan yazısında, Güvenlik Konseyi üyelerini Cenevre zirvesine katmaya çalışan ret cephesini eleştiriyor, 62 yıldır Kıbrıs konusunun içinde olan BM’nin bir işe yaramadığını, özellikle Rusya’nın Kıbrıs’ta bir çözüme ta başından karşı olduğunu, bir anlaşma halinde Türkiye ve Yunanistan’ın yakınlaşmasının NATO’yu güçlendireceğini, bunun da Rusya’nın hiç istemediği bir durum olduğunu yazıyor. Sonuçta da, bu kez de bir anlaşma olmaması halinde, BM Barış Gücünün Kıbrıs’tan çekilebileceği, hatta AB’nin Kıbrıs’la yollarını ayırabileceği, Kıbrıs’ta bir bölünmeninse Türkiye’yi ikinci bir Halep’e döndürebileceği tehlikesi bulunduğunu savunuyor. Kıbrıs’a aslında kuşbakışı bakmakta fayda yok mu?
TEPKİLER SÜRÜYOR:
Yılın son gününde KTÖS’ün üyelerine dağıttığı ajandalara yönelik tepkiler sürüyor. KTÖS, ajandalarda yanlış bir şey yazılmadığını savunsa da, bu tartışmaların 2017 yılında da en çok tartışacağımız konular arasındaki yerini aldı bile… Müslüman mahallesinde salyangoz satmak bu olsa gerek…
2017’NİN İLK KRİZİ:
Okullara taşımacılık yapan otobüs işletmeleri, 2015 yılından 1 milyon 270 bin TL alacakları yanında 2016 yılı ödeneklerini de alamadıklarını söyleyerek, 2017’de eylem ve grev mesajı verdi. “Mazot alacak paramız yok” diyen şöförler, öğrenci taşımacılığının duracağı mesajı verdiler. Sorunlarını bir türlü çözemediğimiz eğitim 2017’ye de umutla başlamıyor ne yazık ki…
DÖVİZ ERİTİR:
Başbakan Özgürgün’ün yeni asgari üceretin, 2000TL üzerinde olacağı yönündeki sözleri işçi kesiminde sevinç yaratırken, dövizdeki yükselişin, artacak ücreti silip götüreceği endişesi ise kara kara düşündürüyor. Ev kiraları ve taksitlerin dövize endeksli olması en büyük sorun. Vatandaş, hükümetin sadece asgari ücrette artış yapmasının da, pek bir işe yaramayacağı görüşünde…
UMUT VERDİ:
Cenevre’de 12 Ocak’ta başlayacak zirve öncesi, Güney Kıbrıs’ta 18 Aralık’ta gerçekleştirilen yerel seçimlerde, Baf’ın Androliku köyüne Kıbrıslı Türk muhtar Hasan Eskul’un seçilmesi zirve öncesi umutları artırdı. Androliku’da köyünde, karma evlilik yapan 6 Kıbrıslı Türk aile ikamet ediyor. Dini veya ırkı yerine, kimin iyi şeyler yapacağını değerlendirdiğimiz gün, bu adaya çözüm gelecektir. Kesin olan budur…
YENİ YIL DİLEKLERİ:
2017’nin yine terörle başlıyor olması, saftirik yeni yıl mesajlarını anlamsız hale getirdi. Hiç bir dileğin anlamı kalmadı… Hem kimden neyi dileyeceksiniz ki? Oturup, dilek dileyip beklenti yaratmak, gerçeklerin dışında, hayal aleminde yaşamak değil de nedir? Hayali dilekler iletmek yerine, keşke herkes “hepbirlikte ne yaparız”ı düşünse….
ZİRVEDEKİLER
Mustafa Akıncı: “İki kesimli, iki toplumlu, iki kurucu devletin siyasi eşitliğine dayalı federal birleşik yeni bir Kıbrıs’ı oluşturmak için Cenevre’ye gideceğiz. Her iki toplumun eşitlik, özgürlük ve güvenlik içinde yaşayacakları bir çözümü sağlamak için çaba harcamaya gidiyoruz. Diğer toplumun meşru haklarını da görmezden gelmeyen ama kendi toplumsal haklarımızı da sonuna kadar savunan bir anlayış ve kararlılıkla Cenevre’ye olacağız…”.
DİPTEKİLER
Terör: Geçtiğimiz yıl insanların canını en çok terör olayları yaktı. Dünyada ve özellikle Türkiye’deki terörü olaylarında yüzlece suçsuz kişi hayatını kaybetti. Terörün, kimden ve nereden gelirse gelsin hiçbir haklı nedeni olamaz. Korkarım canavar günden güne büyüyor… Canavarı besleyenler deşifre olmadıkça, daha da büyüyecek…
































