Batı aleminde Noel tatili ardından yılbaşı nedeniyle sakinliğin devam etmesi, küresel anlamda da işlem hacminin keskin bir şekilde düşmesine neden oluyor
Her ne kadar küresel piyasalarda sakinlik korunsa da, akşam Avni Aker’de Fenerbahçe rüzgarı esti
Bugün yine biraz 2017 beklentilerinden kısaca söz etmeye çalışacağım
Müziği ile gençliğimize renk katan, gelmiş geçmiş en başarılı söz yazarı olarak görülen Kıbrıslı müzisyen #GeorgeMichealedebiyete intikal etti. Rahat uyu güzel insan
Ø Piyasa Özeti ve Yorumu
Dün kendi kendime sordum. Keza, piyasada yaprak kıpırdamıyordu. Acaba bültene ne yazacağım? Diğer taraftan da düşündüm. Ne kadar da zor ve ne kadar da belirsiz bir yılı geride bırakıyoruz. Gün içerisinde volatilitenin, inişlerin, çıkışların sert hareketlerin tavan yaptığı, ne kadar da yorulduğumuz bir yıl oldu. Dün bu bağlamda, Batı aleminde Noel kutlamaları nedeniyle neredeyse dünyanın önde gelen tüm finans piyasalarının kapalı konumda olmasının da yardımı ile, içerde tabir caizse yaprak kıpırdamadı. USD/TL kuru neredeyse son 4 gündür 3,51 seviyesine demir atmış bir görünüm çiziyor. Borsa cephesinde, yerlerde sürünen işlem hacmi ile endeksinin ufak kazanımlar ile 77bin puan seviyesinin etrafında dolaşarak yılı bitirmeye çalıştığını görüyoruz. Faiz cephesinde ise 2 yıl vadeli gösterge bileşik faiz % 11 seviyelerinin üzerinden bir miktar gerileyerek son günlerde % 10,5 seviyesine doğru geri çekildiğini görüyoruz. Özetle, yabancıların olmadığı piyasada tat, tuz anlamında heyecan da pek yok. Dilimi ısırayım bu kadar fırtına artından biraz da sakinlik iyi geldi. Düne ait yazacak çok bir şey olmadığından yavaş yavaş rotayı 2017’ye doğru çevirmek isterim.
Artık biraz klişeleşti sanırım. Her sene zor başlıyor ve geçen seneye göre daha da zor olacak söylemi ile devam ediyor. Yaşamak mı zorlaştı acaba? 2017, aslında hem Türkiye hem de küresel piyasalar açısından ilk çeyrek veya biraz daha geniş bir açıdan bakarsak ilk yarı anlamında zor bir yıl olmaya şimdiden aday görünüyor. Yatırımcılar arasında ilk sırlarda yer almasa da, Avrupa Bankaları’nın yaşadığı sıkıntı (Deutsche Bank’i çok çabuk unuttuk) ve bir çok bankanın ayakta durmakta zorlandığı kötü alacakların 360 milyar EUR seviyesinde olduğu ancak bankaların özsermayesinin bu rakamın çok daha altında olduğu İtalya Bankacılık sektörüne yönelik endişelerinin 2017 yılında da Avrupa genelinde etkili olmasını bekliyoruz. Öte yandan, 2016 yılının belki de en büyük süprizi yada siyasi şoku olarak adlandırılan ve kimsenin beklemediği Brexit’in 2017’de biraz daha netleştiği (İngiltere’nin Avrupa Birliği ile yollarının ayırmasının) ve elbette ABD’nin çiçeği burnunda ancak kapalı kutu gibi görünen Başkanı Trump’ın yapacaklarını bekleyeceğiz. Seçim kampanyasını kendi cebinde karşılayan ve kimse eyvallahı olmayan, seçtiği kabine alışılmış teamüllerin biraz dışında olan ve bu ekibin izleyeceği gerek iç gerekse dış politika şimdiden merak ediliyor. Trump’ın seçilmesi ile neredeyse 1 puana yakın yükselen ABD 10 yıllık devlet tahvillerinin seyrini 2017 yılında FED belirleyecek. FED’in de şu anda her ne kadar dillendirilmese de, Trump’ın izleyeceği mali politikaları beklediği kesin görülüyor. 2015 Aralığında 2016 yılına yönelik 4 kez faiz artırımı öngören FED’in, geçen günlerde sadece 1 faiz artışı yapabilmesi ardından 2017’ye yönelik 3 artım öngörüsünü ne kadar gerçekleştirebileceğini merak ediyoruz. Trump’ın ABD ekonomisini büyütmek adına vergi indirimleri ve alt yapı projelerine seçim meydanlarında vermiş olduğu vaatlere paralel devam etmesi durumunda, FED’in artacak enflasyona paralel faiz silahını erken çekmesi göz ardı edilmemelidir. Bu bağlamda, 20 Ocak’ta koltuğa oturacak Trumğ’ın izleyeceği yol ardından FED’in olağan Mart toplantısı yılın geriye kalanına ait bir yol haritası olarak görülebilir. FED’den eğer öngördükleri gibi faiz artırımları gelmeye devam edecekse, içerde de TCMB’nin risk getiri denklemini bozmamak adına faizleri yükseltmesi kaçınılmaz olarak gerçekleşebilir. Türkiye açısından malum seçimler bitmiyor. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2015 çift genel seçimler, 2017 Mart – Nisan döneminde yapılması öngörülen referandum derken yatırımcı açısından dışlarda Trump ve FED, içerde seçim nedeniyle yine bekle ve gör stratejisi ağır basabilir. Öte yandan, 2017 yılının Avrupa’da da seçim yılı olduğunu unutmamak gerekiyor. Renzi’nin istifası ardından İtalya’da devam eden süreç, Avrupa’daki borç krizi ve birliğin çatırdadığı bir dönemde her daim ön planda olsa da ve AB’nin en ağır topu olarak görülse de, popularitesi düşen Merkel ve Fransa’da ön plana çıkan Le Pen liderliğindeki aşırı sağın yükselişi, dünya genelinde tırmanan korumacı politikalar, Hollanda’nın İngiltere örneğinden hareketle referandum çağrısı AB’nin sıkıntılı seyrinin 2017 yılında da devam edeceğine iaşret ediyor. Hal böyle olmasından mütevellit, EUR/USD paritesinde de ana faktör her ne kadar açılan faiz farkı olsa da, doların EUR’ya karşı güçlü seyrinin devam edeceğini düşünüyoruz. Bu bağlamda, her ne kadar kısa vadede tepki hareketlerine imkan tanısak da, EUR/USD açısında 2017 yılında paritenin eşitleneceğini düşünmeye devam ediyoruz. Tüm bu gelişmelere bakıldığında, her ne kadar ABD büyüme hikayesini satın alan ABD borsaları yükselmeye devam etse de, 2017 yılında (nerdeyse 2008’den beridir kesintisiz yükseliyor) terse dönebileceğini düşünüyoruz. Dow Jones sanayi endeksi 2009 başında 7,600 seviyesinden bugünlerde 20bin seviyesine yükseldi. Artık hesabı siz yapın.
Uzatmadan, yukardaki paragrafın özeti bağlamında, 2017’de ön plana çıkması muhtemel Trump ve devamında FED, İngiltere’nin AB ile boşanması, AB genelinde yapılacak seçimler ve güçlenen sağ görüş, Türkiye cephesinde jeopolitik ve siyasi ajanda takip edilmesi gereken en önemli satır başları olmaya aday görüyorum. Kuvvetle muhtemel, Trump’ın seçim meydanlarında verdiği sözleri yerine getirmek için hızlı bir şekilde kolları sıvayacağı bekleniyor. Enflasyon tehdidinin ön plana çıkması ile birlikte bir ihtimal FED’den Mart ayında faiz artışı beklenebilir. İçerde ise, seneyi nerdeyse % 20’ye yakın değer kaybı ile tamamlayacak Türk Lirası’nın zayıf performansı kalabalık gündem sakinleşinceye kadar yani yılın ilk yarısında devam edebilir. Yılın ikinci yarısında ise, eğer politik normalleşme başlar devamında iç ve dış güvenlik tehditleri rahatlamaya doğru evrilirse, ya da daha yalın bir anlatımla, OHAL sürecinin kalkması ardından pek çok anormallik normalleşmeye başlarsa, o zaman TL’ye yönelik ilginin artmaya başlayacağını düşünüyoruz. 27 Ocak tarihinde, Türkiye’yi yatırım yapılabilir seviyede tutan ancak negatifte izleyen Fitch’ten olası bir not indirimi beklediğimizi de belirtmek isterim. Bu nedenle, 2017 yılının USD/TL kurunda yeniden satış baskısı ile başlaması olası duruyor. Bugünlerde görülen sakin ve dingin seyre aldanmamak gerektiğini düşünüyorum. Devam edeceğiz…
İktisatbank’ın sunduğu avantajlı döviz kurlarını piyasa ile eş zamanlı ve 24 saat kesintisiz takip etmek için lütfen tıklayınız.
































