Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İyi ki varsınız…

“Kıbrıs Türkü kendi tarihini bilmiyor.”


Sözler Müftümüze ait.
Havadis’e konuştu, böyle dedi.

Müftümüz bunu söylerken aslında Kıbrıs’ta yetişen değerlerden bahsediyor.
Ve aslında övgü ile yergiyi iç içe geçirerek göndermelerde bulunuyor.

İyi de yapıyor.
Ne derler?
Müstahakız…

Bu ahalinin her gelenden tarih, din,  bayrak ve milliyetçilik dersleri aldığı bilinmektedir.

Kıbrıslılar tarihini bilmediğinden, eksiklikleri gelen bilginler tamamlıyor.
Müftü Bey şöyle diyor:
“Hala Sultan İlahiyat Koleji’nin isminin geldiği yer nereden kaynaklanıyor biliyor musunuz? 1932’deki İlahiyat Okulu’ndan kaynaklanıyor. Türkiye’de o zaman ilahiyat okulu yoktu ama Kıbrıs’ta vardı. Ne zaman bu tip okullara karşı olundu?”

1932’de Evkaf’ın koruması altında İslam İlahiyat Okulu’nun kurulduğu bilinir.
Fakat, bu konudaki bilgilere göre, Kıbrıs Türkü bu okula rağbet etmemiş ve okul başarısız olmuştur.
16 yılda sekiz mezun veren okul ömrünü doldurmuştur.

Kıbrıs Türkünün mensup olduğu dine karşı herhangi bir karşı eğilimi yoktur.
Sadece “ihtiyaç var” adı altında Kıbrıs Türküne devlet eli ile din dayatması samimi bir yol olarak görülmüyor.

O dönemlerde durum Türkiye’de de aynıydı.
Atatürk döneminde, “1924’te İstanbul Darülfünun’un bünyesinde bir İlâhiyat Fakültesi açılmıştır. Fakat bu fakülte de 1933 yılında öğrencisizlikten  ve rağbet görmemekten kapanmıştır.”

Bizden önce kurulmuş, akıbeti bizimkisi gibi olmuştu.

Kıbrıs’ta İslam İlahiyat Okulu kurulduğu yıllarda, Kıbrıslı Türkler aynı zamanda bayrak ve Türklük mücadelesi veriyor ve Atatürk ilkeleri doğrultusunda çağdaşlaşmayı hedefliyordu.
Kutlu Adalı’nın 1960’lı yıllarda yayınladığı “Dağarcık” adlı kitabında bu çabaların örnekleri çoktur.
Menderes iktidara geldiğinde, buradaki bazı hacı hocalar da palazlanmıştı, köy köy gezerek özellikle kadınların tekrardan kapalı olmalarını telkin ediyorlardı.
Adalı’nın hangi köyde neler yapıldığına dair birçok yazısı bulunmakta, döneme ışık tutmaktadır.

Türkiye’de 12 yıllık zaman içerisinde ilahiyat fakültelerinin geliştirilip artmasına, cami yapımına ve dahi insanların yaşam tarzına kadar el uzatılarak kapalı bir yaşamın körüklenmesine çalışılmış ve bunda da başarı sağlanmıştır.
Bu başarının verdiği sarhoşluk içerisinde KKTC’ye de el uzatılmıştır.
Mesele budur.

Tek tek bütün insanların tarihçi edası ile satır satır tarihlerini bilmesine gerek yoktur.
İnsanların kendisinin ne olduğunu bilmesi yeterlidir.

Müftünün ne suçu olabilir ki?
Baktı bu cemaat cahil.
Tarihini bilmiyor.
Haliyle öğretmeye çabalıyor.

Sayın Müftü.
Bu ahalinin bilmediği daha çok şey var.
Siz bilirsiniz mutlaka.
Türkiye’de 1924’te  İlahiyat Fakültesi kurulurken, Kıbrıslılar kalkıp konservatuar (Darülelhan Topluluğu) kurdular.
İleri gelenleri de Dr. Zekai ve Nazım Ali İleri gibi isimlerdi.

Müftü Bey.
Evrim teorisine inanıp, Sheakespeare Okulu açacak kadar ileri giden bir cemaatten hayır gelmez…

İyi ki varsınız…