Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Haydi bugün yine hafıza tazeleyelim

HAYDİ BUGÜN YİNE HAFIZA TAZELEYELİM…

 

Geçen yıl bugünlerde neler tartışmışız bir bakalım.

Malum bu toplum unutkanlık hastalığından malul ya… Öyle olmasa her seferinde yanar, yakılır, aynı hataları tekrar tekrar yapar mıydık…

Mesela Kıbrıs konusu…

Türkiye geçtiğimiz yıl bugünlerde de, çözüm için “artık zamanıdır” derken, Rum lider Anastasiadis ne demiş biliyor musunuz, “Uluslararası toplum halkımı ikna etsin”…

Biz de yorum yapmışız, “Kıbrıs Türkünün haklarının adı yok”…

Aradan bir yıl geçti. Gerçekten de müzakerelerde bir ilerleme sağlandı. Türk tarafı sözünde durdu, açılımlar yaptı, işleri kolaylaştırdı.

Ama bakın Anastasiadis hala halkını “evet” noktasına getiremiyor. Siyasi kimliğine zarar gelmesin diye çok fazla cesur mu davranmıyor, yoksa kendisi de mevcut durumdan memnun mu hala anlayamadık…

BM Özel Temsilcisi Eide de, geçtiğimiz Ocak ayını işaret ederek, yeni yılın ilk ayında önemli kararların alınabileceğini, Ocak ayındaki görüşmelerin, müzakerelerin son turunu oluşturacağını da söylemişti. O tur tam bir yıl daha sürdü… Bir Ocak daha geliyor. Belki bu kez Eide’nin dediği gibi son olur…

Girne’yi Sel Bastı…

2015’in bugünlerinde yine Girne’yi sel basmış… İstinat duvarları yıkılmış. Doğa kendi yolunu bulmuş, yıkmış geçmiş. Doldurulan dere yatakları, kurallar zorlanarak yapılan inşaatlar…

Acaba geçen yıldan bu yana ne gibi bir iyileştirme olmuştur? Aşırı yağışları görmedikten sonra anlamak mümkün değil… Başımıza bir felaket gelecek ki, ne var ne yok görelim… Sonra biraz bağıralım ve unutalım. Ta ki yeni bir felakete kadar…

LTB’de işlenen Suçlar…

Geçtiğimiz yılın Aralık ayında, Lefkoşa Türk Belediyesi’nde geçmiş dönemlerde işlenen suçları belgeleyen polis ve Sayıştay raporları çerçevesinde soruşturma başlatılması talebi, Toparlanıyoruz Hareketi tarafından Ombudsman’a iletilmiş. Malum, suç tespit edilmişti, suçlular tespit edilmişti, ancak hala ortada bir sonuç yok. Ombudsman Emine Dizdarlı, “Sayıştay Başkanlığı’nın raporu vardır, bağımsız organ olması nedeniyle belirli tespitlerde bulundular. İdarenin maddi yönünün denetlenmesi ile ilgili bir rapor hazırlandı. O nedenle bu aşamada bizim konuya müdahil olmamız mümkün değildir… Sayıştay Başkanlığı da biliyorum raporunu Hukuk Dairesi’ne gönderdi. Artık Hukuk Dairesi’nin değerlendirmesine tabi tutulacaktır” yorumunu yapmıştı…

Aradan bir yıl geçti. Konu hala yargıya intikal ettirilmiş değil. Yasalar var, o yasaları uygulayacak kurumlar var, ama hesap sorma mekanizması her nedense bu ülkede işletilmiyor… Yolsuzluklar, vurgunlar bir kez daha hasır altı ediliyor… O zaman da aynı suçlar defalarca işlenebiliyor, yapanın yanına kalıyor…

TDP Kurultayı…

TDP’nin Kurultayı bir yıl önce bugünlerde olmuş… Cemal Özyiğit, diğer aday Mustafa Emiroğluları’nın aldığı oyları ikiye katlamış ve Başkan seçilmiş. Ama sular durulmadı. Nitekim, bir yıla kalmadan, TDP, karpuz gibi ortadan bölündü. O günden, bugünleri gören var mıydı acaba?

Su Geldi…

Geçen yıl Ekim ayında Türkiye suyu adaya ulaşmıştı. Aradan iki ay geçmişti ve bir inat, bir murat biz suya ulaşamamanın sıkıntısını çekmekteydik. Söylenen “Görüşmeler iyi gidiyor”du sadece… Anlaşma taa Mart 2016’da imzalandı, suyun vatandaşa ulaşması Haziran’ı buldu… Aradan 6 ay ve bir ekim mevsimi daha  geçti, ancak hala suyun tarımda kullanımına ilişkin bir karar yok… İşletme konusu da  muallakta…

50 Milyon Borç…

Son olarak, geçen yıl bugünlerde CTP-UBP hükümeti tarımda kaynak sorunu için, “2016 yılı içerisinde geri ödemek şartıyla” 50 milyon TL borç istemiş, Ankara da, öncelikle gerekli reformların yapılması şartını koymuştu. Çok gitmedi, ortaklık bozuldu. Bu olayla, gidilecek köyün minaereleri görünmüştü aslında…Bugün hala daha yapılmayan reformları konuşuyoruz, tek farkla bu dönem para muslukları sonuna kadar açık…


YERİN KULAĞI VAR

SON ŞANS:

Cenevre zirvesinin Kıbrıs için son şans olduğu konusunda herkes hemfikir. “Bir 10 yıl daha geçerse, hayatta olan jenerasyon artık Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin birlikte yaşadığı günlere ait bir anıları olmayacak” diyen Yunanistan Başbakanı Tsipras da, Cenevre’nin Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi için son şans olabileceğini söyledi. Bu şansı kullanmak bizlerin elinde. Ya bunu başaracağız veya bundan böyle herkes kendi geleceğini çizecek…

 

YİNE FELAKET:

Daha yazdıklarımızın mürekkebi kurumadan geldi kaza haberi. Hani Başbakan ölümlü kaza konusundaki tepkileri “siyasi istismar” olarak nitelemişti ya, işte size siyaset… Bir kaza daha. Avuntumuz, ölümlü olmaması… Ama nedeni yine ihmal, denetimsizlik, yapısal bozukluk, yolun orman patikasından beter olması… Şimdi bunu söyleyince Başbakana göre siyaset yapmış olacağız öyle mi..?

 

DURUM KÖTÜ:  

Sağcısı, solcusu ve sendikacısı ekonomide gidişatın hiç de iyi olmadığını söylüyor. UBP milletvekili Tatar, bu yıl ödenmesi gereken 200 milyonluk faiz giderinin ekonomiyi kilitleyebileceğini söylerken, CTP milletvekili Soyer ise dövizdeki dalgalanmanın toplumu kötü vuracağını belirtti. Hür-İş başkanı Latifoğlu, asgari ücretin dolar bazında gerilediğine dikkat çekti. İki kere iki dört aslında. Ama, soruna çare bulması gerekenler hala daha boş işlerle uğraşıyorlar…

 

OLMAYACAK DUAYA AMİN DENMEZ:

Sendikaların, UBP-DP hükümetinin düşürülmesi için muhalefet partilerinin güvensizlik önergesi vermeleri talebine CTP Genel Başkanı Erhürman, “3 bağımsız milletvekili bütçeye ret kullansın, 20 milletvekili olarak hemen güvensizlik önergesini imzalar, bu hükümeti düşürürüz”demiş. Aslında herkes biliyor ki, bağımısız vekiller iktidara göbekten bağlı olduklarından, hükümeti düşürmek o kadar kolay değil. Onun için kimse çıkıp da olmayacak duaya amin demesin…

 

BU RAKAM AZ DEĞİL Mİ:

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası Başkanı Mahmut Kanber, KKTC’deki yabancı işçi sayısını 38 bin olarak açıklamış. Bu rakamı nereden aldığını bilmiyoruz ancak, devletin açıkladığı resmi rakama göre 2014’de bu sayı 34 bin. Aradan 2 yıl geçmiş. Yabancı işçi sayısında, özellikle üçüncü ülke kökenlilerde gözle görülür bir artış varken, bu sayının 38 binde kalması bana pek doğru gelmedi.

 

MEYVE VEREN AĞAÇ:

Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu bakanlığına yönelik eleştirilere “meyve veren ağaç taşlanır” diyerek cevap vermiş. Oysa, bırakın meyveyi, ortada ağaç yok. Turizimde bir adım öteye gidemedik, çevre konusu ise tam bir rezalet.  Bayram ve yılbaşlarında yaşanan kumar turizmi yoğunluğunu kendi başarısı gibi göstererek, turizmi patlattığını sanıyorsa yanılıyor. Turizm konusunda ne gibi başarılar elde edilmiş söylesin. Yok eğer, kalabalık heyetlerle fuar gezmelerini başarı sayıyorsa söyleyecek sözümüz yok…

 


 

ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün: “Halkın Sesi’nde bir tarih vardır. Kıbrıs Türkünün tarihi. Dr. Küçük’ten Denktaş’a, Nalbantoğlu’ndan nice liderlere hepsi Halkın Sesi mektebinden geçtiler. Bu memlekette arpaya, portakala, patatese, hellime yüz milyonlarca lira destek verildi de gazeteler Türkiye’den gelen üç kağıtçıların insafına terk edildi. Solcular ‘biz denk bütçe isteriz’ dediler, (solcuların lideri şimdi kumar baronlarının gazetesinde köşe yazarıdır) sağcılar, ‘napalım be gardaş üstümüzde baskı var’ dediler, sonuçta el birliği ile hepimizi tarihe gömmeye hazırlanıyorlar…” .

 


DİPTEKİLER

Ticaret Odası’nın Spotu: Ticaret Odası, sosyal medyada “Ülkemiz için bir şeyleri değiştirmeliyiz” başlığı altında bir spot yayınladı. Yolların bozuk olmasını, memur maaşlarına bağlıyor. Bütçenin yüzde 89’unun personel giderleri ve cari harcamalara ayrıldığını, yatırım içinse yüzde 2 öngörüldüğünü söylüyor. Doğrudur, çarpık bir durum. Ancak bunun nedeni ne acaba? Onu da  yorumlarıyla vatandaş yanıtlamış. Diyorlar ki, “Sizin üyeleriniz de vergilerini, su,elektrik ve diğer borçlarını tam ödeseler böyle olmazdı”… Verginin yüzde 50’sinin toplandığı bir ülkede memur maaşlarını sorgulamak, kolaycılık bence. Hem devlet, hem de Ticaret Odası asıl buna yanıt vermeli…