O büyük kaza sonrasında gelen tepkilere hükümet kanadından gelen yorumlar hep “siyasi malzeme yapıyorsunuz” şeklinde oldu. Evet, siyaset yaptık, yapacağız da… Madem ki, ülkeyi yöneten siyaset anlayışı, insanların can güvenliğini sağlamıyor, bunu talep etmek vatandaşın hakkı.
Siyasetse, siyaset… Daha önce de yazdım, Mülkiye mezunu olan Başbakan, vatandaşın da demokrasinin bir parçası olduğunu, siyaset talep etme hakkı bulunduğunu nasıl bilmez?
Kötü siyasete karşı, iyisini istiyoruz o kadar.
Yapmıyorsunuz, yapamıyorsunuz, daha iyisi için talepte bulunmayalım mı?
Kaderimizdir deyip susalım mı? Bunu mu istiyorlar?
“Son 6 yılda 6 hükümet değişti” derken, “Ben daha şunun şurasında bu kadar aylık hükümetim” demeye getiriyor. Bizim de dediğimiz o zaten. Hiç denenmemiş, o makamlara hiç oturmamış insanlar değilsiniz ki… Geliyorsunuz, gidiyorsunuz, elde var sıfır. Yılların biriktirdiği bir imajınız var. Öyle yanıltıcı algı falan da değil, gerçek…
Ne derseniz deyin, SORUMLUSUNUZ!
Üstü üste defalarca ölümlü kaza olan bir yol bu lanet Girne-Değirmenlik yolu… Kaç yıldır bu durumda. O yol bozulalı kaç UBP iktidarı geldi geçti, hangi projeyi uyguladınız, kaç para harcadınız, neyi düzelttiniz?
Yolu bahane edip, başka şeyleri istismar edenler olmadı mı, oldu. Olacak da… O da demokrasinin bir parçası. Doğal olmayan tek şey, yönetenlerin mazeret bulması…
Böylesine büyük bir acı ortadayken, devletin bizzat kendisinin ihmali de açıkken, keşke savunacak başka bir malzeme bulsaydılar. Daha da iyisi, sağa sola laf yetiştirmek yerine, kaynak hazır olduğuna göre, hemen işe koyulsalardı…
BAYKAL FARKI…
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin gerçek sorunlarına yönelik doğru çözümler ortaya koyamayan bir parti. İş laf üretmeye gelince, şık cümleler kulağa hoş geliyor, o kadar. Ama kitlelerin yüzyıllık dertlerine derman olmuyor. Herşeyden önce inandırıcı olamıyor. O nedenle de, Türkiye insanına dokunamıyor, kitleler CHP’nin politikalarının etrafında toplanmıyor.
Görünen tek yaptıkları, mevcudu eleştirmek. Eleştiri getirmekle puan toplayacaklarını sanmaktalar. Oysa Türkiye demokrasi tarihinde bu şekilde iktidar olan yok… Yıllar yılı neden hep muhalefette kaldıklarının, neden ülke genelinde güven sağlayamadıklarının tahlilini vatandaş kadar yapamıyorlar.
CHP şu son müzakere sürecinde Kıbrıs konusunda kendince bir tutum geliştirdi. O da, diğer tüm sorunlarda olduğu gibi, tepkisel, oportünist… AKP’nin tutumunu, açılımlarını eleştirerek, milliyetçi oyları kapma pragmatizmi…
Geçmişte rahmetli Denktaş ne derse onu tekrar ederler, herhangi bir politika geliştirmelerine ihtiyaç kalmazdı. Ama şimdi herkesin bir duruş sergilemesi gerekiyor ya, onlar da AKP karşıtılığıyla işi götüreceklerini sanmaktalar.
Kusura bakmasınlar, milletvekillerinin, Başkan Yardımcılarının açıklamaları, geçmişte “kafatasçı” dedikleri MHP’nin tezlerinden de daha geride… Hele geçen günlerde adaya gelip de, özel üretim materyallere alet olan yazarların CHP yakınlığı iyice can sıktı.
Bu arada değişik bir söylem geldi. Eski Başkan Deniz Baykal, FOX tv’de katıldığı bir programda, Kıbrıs’a Türkiye’nin askeri üs kurmasını önerdi. Kastettiği, İncirlik tipi bir askeri üs…
Bu ne demek, CHP’nin son dönemde “asker çekilmez, tek bir çakıl taşı verilmez” tavrına ters bir söylem en azından… Yani Türk askerinin Kıbrıs’tan çekilmesi için üretilmiş bir formül. Akılcı mıdır, değil midir orası bu aşamada önemli değil. Stratejistlerin değerlendireceği bir konu. Ancak mevcut CHP yönetiminden farklı bir Baykal var ortada.
Kıbrıs Türkü’nün büyük çoğunluğu da koskoca CHP’nin düştüğü duruma üzülüyor. Daha çağdaş, daha demokratik, daha mantıklı politikala izlemesini bekliyor. En azından gelip halkın nabzını tutmasını…
YERİN KULAĞI VAR
KIBRIS KİLİT:
Hem Ortadoğuda, hem de Avrupa’da zor günler geçiren Türkiye’nin önüne, bu kez da Kıbrıs sorunu sürülecek. AB’nin kapılarını Türkiye’ye tamamen kapatmadan önce, “Kıbrıs’ta adım at” talebinde bulunacağı iddia ediliyor. Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki tutumu, bir yerde kendi geleceğini de belirleyecek. Sizin anlayacağınız bugünlerde Türkiye için Kıbrıs, yine kilit durumunda. Ya bu kilidi açmak için adımlar atacak, ya da kilit üstüne kilit vuracak…
DAHA NASIL VURACAK: Ferdi Sabit Soyer, dövizin bizİ fena vuracağını söylüyor. Daha vurmadığı mı kaldı Sayın Soyer? Döviz borcu olanlar halihazırda iki aydır taksitlerini yüzde 20 daha fazla ödediler. İthal malların üstüne döviz farkı hemen oturdu, çarşı pazar kıyamet… Öldük de üstümüzü örten yok…
ERTELENEN EYLEM BUGÜN:
Rahatsız olan varsa, evde otursun. Zaten havalar soğuk, dışarıda ayaz var. Bırakın bir günlüğüne bile olsa, sokaklar eylemcilerin olsun. Sendikal platformun ertelediği kamu ve okullardaki grev, bugün yapılıyor. 3 kişinin ölümüne neden olan kazanın ardından başlayan grev ve eylemlerde eylemciler bugün, hükümet için güvensizlik önergesi ve 3 bakan hakkında soruşturma açılması amacıyla Meclis’e giderek muhalefet milletvekillerinden imza toplayacak…
ŞİKAYET ETME HAKKINIZ YOK:
Başbakan Hüseyin Özgürgün, saat konusundaki uygulamanın ve yaşanan acı trafik kazasının siyasi istismar konusu haline getirildiğini ve öğrencilerin de istismar edildiğini belirtmiş. Eğer bundan rahatsızsanız o zaman eleştireceğinize üzerinize düşenleri yapsaydınız. Yıllardır iktidar koltuklarında oturacaksınız, hiçbirşey yapmayacaksınız, sonra da çıkıp tepkilerin siyasi istismar olduğunu söyleyeceksiniz. Siz ve bugüne kadar iktidar olan tüm siyasi partiler, size bu yapılanlar az bile…
NELERLE UĞRAŞIYORUZ:
Memlekette onlarca sorun varken bizim nelerle uğraştığımızı görmek insanı kahrediyor. Haftalardır saat konusuna kilitlendik, hükümet nuh diyor, peygamber demiyor… Üstüne bir de toplumun genelini hiç ilgilendirmeyen DAÜ’nün genel sekreterinin kim olacağı konusu çıktı. Son bomba ise, TDP milletvekili Zeki Çeler’den geldi, ‘Hükümet araba plakalarının tümünü değiştirme kararı aldı’ iddiasıyla. Görüyorsunuz, saydıklarımın hiç biri gündelik hayatımızla alakalı değil, hiç bir derdimize çare değil… Vatandaş sorunlarını öne çıkartmayı beceremeyince, hükümet de naylon gündemlerle milleti uyutuyor…
ÖĞRENCİLERE YAZIK OLUYOR:
Bakanlık ile sendikaların okula başlama saati konusundaki farklılığın cezasını masum çocuklar çekiyor. Bu kış kıyamette küçücük çocukların sabah ayazında yollara düşmesi hangi vicdana sığar acaba. Öyle görünüyor ki, bu iş yaz saati uygulamasına kadar sürecek ve tarafların bu inadının en büyük zararını da çocuklar çekecek…
ZİRVEDEKİLER
Ahmet Okan: “Demek istediğimiz her toplumun bir geçmişi vardır. Bir etnik kimlik başka kültürlerle de harmanlanarak kendine özgü bir kimliğe dönüşebilir. Biraz Lüzinyan, biraz Venedik, biraz Kıbrıslı Rum, biraz Kıbrıslı Türk, biraz İngiliz. Toplamı ‘Kıbrıslı’ eder. Yerseniz…” .
DİPTEKİLER
AKEL: Rum komünist partisi AKEL açıklama yapmış, Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki tutum değişikliğinin, doğal gaza bağlı olduğunu iddia etmiş. Aman, neye bağlı olursa olsun, sonuçta uzlaşma yönünde bir tutum değişikliği değil mi? Bugünlerde böyle bir iddiayla ortaya çıkmanın tek bir anlamı olabilir, Türkiye’nin yaptığı açılımın değerini düşürmek. Anlaşılmadığını mı sanıyorlar? Öylesine basit taktikler ki bunlar…
































