Kıbrıslı Türk annelerin gözyaşları hiç dinmedi…
Sanıyor musunuz ki ağlayan Rum anne yok?
Bu adada ortak acı yüzyıllardır devam ediyor.
Aynı köyde birlikte yaşadık.
Aynı cenazelerde ağladık…
Aynı düğünlerde oynadık…
Türk çoban Pazar koyun bekledi, Rum çoban kiliseye gitti, tatil yaptı.
Rum çoban Cuma günleri koyun bekledi, Türk çoban camiye gitti.
Bayramlarda…
Paskalyalarda…
Hep paylaştı Kıbrıslılar…
Paylaşımcılık bu coğrafyanın geleneğinde var.
Ama biz ne yaptık?
Bir adayı paylaşamadık.
Önce sandık ki, “Kıbrıslılar paylaşamadı…”
Sonra anladık ki…
Birileri yazmış adanın kaderini…
“Burası batmayan uçak gemisi” demiş…
Akdeniz’in fahişesi…
O gün bugündür yedi kocalı Hürmüz…
Başaramadık…
Biz de adanın kaderini ada dışında yazanlara alet olduk…
Siyaset girdi aramıza…
Savrulduk…
Siyaset girdi aramıza, kahrolduk…
Şehitle tanıştık…
Evlat acıları ile tanıştık…
Rum anneler…
Türk anneler…
Aylarca, yıllarca kayıp eşlerinin oğullarının yolunu gözlediler…
“Kanla” beslenenlerden barış bekliyoruz
Hemen yanı başımızda Suriye…
Lübnan…
Filistin…
Irak…
Ve maalesef Türkiye de…
Kan gölü…
“Barış” kavramı bu coğrafyaya uzak…
Tam ortasında ateşin…
Oturmuş, “huzur” bilmeyenlerin…
Gittikleri her coğrafyaya kan taşıyanların “barış” yapmasını bekliyoruz.
“Amerika isterse barış olur…”
“Rusya da barış ister…”
“Aha Almanya’da girdi devreye…”
“Erdoğan giderse, bu işi çözer…”
Boş laf…
Hoş laf ama hepsi boş laf…
Biz ne yapacağız?
Kıbrıslılar…
Biz…
Hepimiz…
Bu ülkeyi vatan bilenler…
Dipkarpaz’dan Baf’a kadar…
Yeşilırmak’tan Larnaka’ya kadar…
Bu adada yaşayan…
Bu adada kök salan…
Bu adada geleceğini gören…
Biz ne yapacağız?
Soru budur…
Kıbrıslılar, bir arada yaşamak için, barış için, ortak gelecek için adım atmayı başaramıyor…
Kıbrıslılar başaramazsa…
Ötesi kavgadır…
Çürük temeldir…
Düşünmesi gereken Kıbrıslılardır…
Fırsat halen vardır…
Ve evet…
Fırsat halen vardır…
Çözüm mümkündür…
Anlaşmak mümkündür…
Kalıcı barışı getirmek mümkündür.
Sadece Akıncı değil…
Anastasiadis de değil…
Hepimizin eli taşın altında olmalıdır.
Hepimiz çözüm için çaba harcamalıyız.
Kıbrıslılar barış için liderlere yardımcı olmalıdır.
Liderler “zoru başarmaya” hazırdır.
Sorum sabittir:
“Kıbrıslılar ne yapacak?”
Aksi birbirimize zulümdür…
Yine gözyaşıdır…
Yine ayrılıktır…
Liderler birbirleri ile sıkı çalışacak…
Aynı zamanda kendi halklarını da çözüm için motive edecekler.
“Liderler tek başına” yetmez.
Kıbrıslılar da bunu isteyecekler…
Son 28 gün…
Fırsat halen vardır ve bu adayı cennete çevirmek zor değildir.
Hele hele yanı başımızda onca kötü varken…
Sadece Kıbrıslı Türkler değil…
Kıbrıslı Rumlar da bilsin ki…
Sonumuz ortadoğudur…
Çözümsüz bir adada…
Adanın bir tarafının AB toprağı olması, hiçbir işe yaramaz…
Bunu beynimize mıh gibi çakalım…
































