Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bir zamanlar şeherliler (Lefkoşalı göçmenler!)

Çok şey görmüşlerdi.

Medeniyet.
İlk bisiklete binen onlardı.
İlk arabayı alan onlardı.
İlk radyoyu, ilk televizyonu, ilk gaz ocağını, buzdolabını, çamaşır makinesini alan onlardı.

İlk şapkayı giyen, ilk kravatı takan.
Mektebe ilk giden, yüksek tahsil gören ilk onlardı.
Telefonda ilk “alo” diyen de onlardı…

Lefkoşalılar…

Şeher dendi mi, bir yüksek medeniyet algılanırdı!
Köylerin kasabaların gözü şeherin üzerindeydi.
Şeherde olup bitenlere dikkat edilir, şeherlileri kendilerinden üstün görürlerdi!
Köylerine kasabalarına şeherden birileri gittiğinde, gözleri onların üstündeydi.

Siyasetin kalbi şeherde atardı.
Moda şeherde başlardı.
İlim, bilim şeherde olurdu…

Evlere televizyon ve gazocakları girdiği yıllarda, köylerin durumu berbattı.
Çoğu köylerde insanlar Türkçe bile konuşamıyorlardı.
Erenköy civarındaki Sellain T’api (Selçuklu) köyünde mesela.
Evler taştan ve çamurdandı.
Mezarlıkları bile yoktu.
Keçilerle, koyunlarla yatarlardı.
Hem mandıraydı hem ev.
Ölenleri yerinden alıp, yeni ölenleri gömerlerdi.
Lefkoşalılar onlara Dilloro derdi.
Ki bu onların çok gücüne gider, onurları paramparça olurdu.
Köye memur geldiğinde “Nerede bu muhtar?” dermiş, “Dilenmeye gitti” derlermiş.
Köye muallim gittiğinde bakarmış ki muhtarı, azası, çoluğu çocuğu dilenmeye gitmiş…

Haklarında böyle konuşulurmuş…

Sadece onlar için değil.
Baflılara da Bafidi derdi şeherliler!
Baflılardan adam olmazdı!
Dillerde gezerdi bu söz…

Bir keresinde Poli’de yazmıştık.
Hikaye şu:
İsa’nın öğrencilerinden Saint Barnabas ve Saint Paul’ün yolu Baf’a düşmüş.
Baf, çok eski bir kent.
Truva savaşından dönen eski Yunanlı bir asker olan Agabinora tarafından inşa edilmiş. Yunan mitolojisine göre ise, kent Pafos adındaki bir kahraman tarafından yükselmiştir. Adı, bu yüzdendir…
Dönem Roma dönemi…
Öğrencilerin görevi başta Valiyi ve ahaliyi Hıristiyan yapmak…
Vali razı olur bu duruma…
Fakat sorun, ahali!..
Bir türlü inanmıyorlar Saint Paul’e…
Onu bir sütuna bağlayarak “kırktan bir eksik” kırbaç cezası ile cezalandırırlar…
Bunun üzerine Aziz Paul Baf’tan uzaklaşırken “Baflı ise adam değil, adam ise Baflı değil” demiş…

Gün geldi şehere Baflı Belediye Başkanı oldu…
Ne İsa’nın öğrencisi ne şeherliler gidişatı kestiremedi!

Mağusalılar da alırdı payını Lefkoşalılardan.
Kargacıydı onlar!..

Gün geldi, cumhurbaşkanı Mağusalı oldu…

Lefkoşalıların burunları yükseklerdeydi!
Kimseleri beğenmezdi.
Hatta oturdukları yerleri bile.
İlk fırsatta terk ettiler!

Çekinmeseler, göç (!) ettiklerinden eşdeğer mala müracaat edeceklerdi!
Lefkoşalı göçmenler!..