Bir gün Arşimet hamama girer.
Elindeki cismin hacminin, suya battığındaki hacmindeki değişikliği bulur.
Sevincinden içi içine sığmaz.
Hamamdan fırlayarak Evreka evreka (Buldum buldum) diye bağırır…
…
Arşimet hamama girmeseydi, bu buluş bakalım kaç yüzyıl gecikmiş olacaktı.
Keramet Arşimet’te miydi, suda mı?
…
Bir gün, Pisagor bir demirci atölyesinin yanından geçerken, çınlayan demir seslerine kulak vermiş.
O sesler ilgisini çekip demirci atölyesine girmiş.
Bakmış, demirci, aletleri ile demir dövmekte.
Atölyeyi kapatıp, demircinin çeşitli aletlerle dövdüğü demirlerden çıkan çeşitli sesleri incelemiş.
Onun bu yaratıcı merakı, kendisini sesler arasındaki orantıların bulunmasına kadar götürmüş.
…
Nota bilgisinin macerası da böylece başlayıp bugünlere kadar gelmiş.
Kulaktan kulağa, dilden dile aktarılan müziklerin kaybolması böylece önlenmiş…
…
Eğer Pisagor o demirci dükkanının yanından geçmeseydi, kim bilir müziğin notalarla ifadesi ne kadar gecikmiş olacaktı.
…
Keramet Pisagor’da mıydı, demirden çıkan seslerde mi?
…
Akıllı insanlar olmasaydı, doğadan yararlanıp bugünkü teknolojik seviyeye ulaşmak mümkün olmayacaktı.
…
Her toplumun ve dünyanın akıllı insanlara ihtiyacı vardır.
Her dönem.
Bernard Shaw, “akıllı adam aklını kullanır” der ve ekler “Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır.”
…
Bir demirci atölyesinin önünden geçerken, herkesin o seslere bir anlam yükleyecek hali yok!
O, akıllı adamların işi!
Bir hamama girildiğinde, herkesin ile de Arşimet’i anımsayacak hali de yok!
O akıllı adamların işi!
…
Zaten, bizde akıllıların durumu değişik!
Hem akılları başka yerde oluyor, hem de akıllı olduklarından başkalarının akıllarını da kullanabiliyorlar!
Takdir edilecek bir durum!
Çünkü bizim tarla çok müsait!
…
Pisagor, demir sesleri yerine ezan sesi duymuş olsaydı, belki seslerin sırrını daha iyi çözmüş olurdu!
Ama aklına bir İslam Üniversitesi kurmak gelmezdi herhalde filozofun!
…
Burada geliyor!
Önce alan inceleniyor!
Bakıyorlar, alan müsait!
Önce alıştırıyorlar!
Tombul minare yerine, kürdan minare yapıyorlar!
Sonra alandaki yaşayanları inceliyorlar!
Bakıyorlar, bunların akıllarını kullanmak da mümkün!
…
Eh yani!
“Evreka, evreka…”
































