Lefkoşa’da rüzgar döner, yaprak dökülür, söze dönüşür.
Kerpiç duvarlar yıkılır, bir kapı çöker düşer, söze dönüşür…
Yağmur yağar, fırtına kalkar, kuşlar siner, sabah yeli, kış yağmuru söze dönüşür…
Bir uçak kalkar, bir mendil ıslanır, deniz ve gök ağlar, keder ve ayrılık söze dönüşür…
Bir kaza olur, bir genç ölür, bir kuş dalından düşer, bir servi devrilir, ölüm, söze dönüşür…
Bir kadın saçlarını tarar, dudakları ve yanakları allanır, güzelliği söze dönüşür…
Bir gerilla silaha sarılır, dağa kaçar, pusu kurar, gün gelir vurulur, bir kuşla birlikte yatar, mavzeri söze dönüşür…
Bir iken on olurlar, on iken bin olurlar, dağdan kentlere varırlar, devrim söze dönüşür…
…
Kanlı Dere akmaz olur, kimselere bakmaz olur, bir zamanlar akan suyu söze dönüşür…
Lefkoşa’nın sokakları daracık, insanları sıcacık, kapıları pancurları söze dönüşür…
Yaseminler açmaz olur, nergisler dağlarda üşür, feslikanlar kaybolur, yaprağı kokusu söze dönüşür…
Zeytin ve alıç ağaçları sökülür, yerlerine beton binalar ekilir, çiçeği meyvesi söze dönüşür…
Kavga kurulur kavga bozulur, meydanlar kurulur meydanlar bozulur, kürsüler, yaftalar ve pankartlar söze dönüşür…
…
Minareler namaza çağırır, hoca mihraba döner haykırır, ol iyilikler söze dönüşür…
Çarşı pazar tenhalaşır, kepenkler erken kapanır, yevmiyesiz günler söze dönüşür…
Tel örgüler gerilir, kum torbalar variller sıra sıra dizilir, eller tetikte donar, bir asker geceleyin ürperir, bir çocuk çığlık atar, barış ve umut söze dönüşür…
Dağlara yağmur düşmez, keklik ötmez kuş uçmaz, ılgınlar, çitlenbikler ve patikalar söze dönüşür…
































