Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Gündem değiştirmenin tek yolu Kıbrıs konusu…

Serdar Denktaş, Yenidüzen’den Ödül Aşık Ülker’e verdiği mülakatta, garantiler konusunun tartışılabilir olduğu tezinin, Türkiye ile istişare edilmeden, empoze edildiğini iddia ediyor.

Oysa her şey daha o kadar yeni ki, arşive bakmaya bile gerek yok aslında.

Benim hatırladığım da, garantiler konusundaki esnekliği ilk dile getirenin, Türkiye olduğu…

Taa, 1 Mart 2010’da KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, Türkiye’de dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan,  Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk gazetecilerin ortak toplantısında; garantiler konusunu İngiltere Başbakanı ve şu anda AB Dönem Başkanı olan İspanya’nın Başbakanı ile görüştüğünü ifade ederken, İspanya’ya Yunanistan, Türkiye, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafının katılacağı dörtlü bir görüşme yapılmasını önerdiğini açıklamıştı…

Bu bir ilkti, bir açılımdı…

O sizlerden sonra, Eroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı dönemi geldi. Ancak garantiler konusu pek de dile getirilmedi. Hatta 11 Şubat 2014 Ortak açıklamasında bile… Sonra, Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından ve müzakerelerin başlamasından kısa bir süre sonra Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun adaya ziyaretinde dile getirildi.

Çavuşoğlu, garantilerle ilgili bir soruya verdiği yanıtta, “müzakere sürecinde spekülatif haber ve söylemlerden kaçınmak gerektiğini, garantiler konusunun ortaya çıkacak yol haritasından sonra 5’li toplantıda ele alınacağını bugünden konuşmanın yararsız olduğunu” söyledi.

Tarih Mayıs 2015’di…

Aynı yılın sonlarında, Türkiye, garantiler konusunun iki taraf arasında tartışılabileceğini açıkladı.

Açılımın temelini oluşturan da, “Kıbrıslı Türklerin güvenlik meselesindeki endişelerinin giderilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ancak kalıcı bir çözüm olması için Kıbrıslı Rumların da endişelerinin bertaraf edilmesi gerektiğinin farkındayız” sözleriydi.

Onun için tarafların ortak bir tez geliştirmeleri düşüncesi ortaya atıldı.

Ancak o günlerde müzakerelerin daha başı sayılırdı. Süreç hızlanmamıştı.

Türkiye sürekli olarak,’ diğer konularda ilerleme sağlansın, garantiler sonra konuşulur’ demekteydi.

Sonra bu yılın Mayıs ayında Mevlut Çavuşoğlu, “Garantiler konusunu Kıbrıslı Türklerin takdirine bırakacaklarını” açıkladı.

Rumlar bu açıklama karşısında şaşırdılar, ne diyeceklerini bilemediler.

Rum Sözcü Hristodulidis “kaydettik” demekle yetindi. Rum basını bunun bir “ilk” olduğu vurgusu yaptı.

Konu bu şekilde yerleşti, temel buldu ve bugünlere gelindi.

Garanti konusunda hepimiz titiziz. Zaten Cumhurbaşkanı Akıncı da bu hassasiyeti, belki de Eroğlu’nun hiç söylemediği kadar sık ve anlaşılır şekilde dile getiriyor, “Kıbrıs Türkleri Türkiye’nin garantisinden vazgeçmez” diyor.

Üstelik anlaşmayı gönülden isteyen bir sol lider olarak onun bu sözleri, Eroğlu’nun yıllarca dilinden düşürmediği “etkin ve fiili garanti” kalıbından çok daha fazla dikkat çekiyor.

Şimdi çıkıp da, “garantiler tabu değildir diyen Akıncı empoze yapıyor” demek, en basit anlamıyla siyaset yapmaktır.

Gerçekleri olup bitenleri halka başka türlü “empoze” etmeye çalışmak, Akıncı aleyhine algı oluşturma çabasıdır.

Yazık, hiç olmazsa bu konuyu iç siyasete malzeme yapmasalar. Ama korkarım bundan sonraki ilk genel seçimlerde çok daha aşırılarını göreceğiz…

İçte tepkilerden adım atamayan hükümet, çareyi Kıbrıs konusuna sarılmakta bulacak…


YERİN KULAĞI VAR

KIŞKIRTMALARA GELMEYİN:

Toprak konusunun tek başına görüşüleceği gibi bir algı var toplumda. Oysa hiç de öyle değil. Toprak konusu, egemenlikle, iki devletin varlığının tescil edilmesiyle ve daha başka bir çok konuyla da bağlantılı. Şimdi Anastasiadis’in çeşitli harita versiyonlarıyla İsviçre’ye gideceği konuşuluyor. Buna karşılık Türk tarafının elinde de çeşitli versiyonlar var. Türkiye ile her adımda birlikte hareket edildiğinden emin olup, sükunetle beklemekte fayda var. Kışkırtmalara gelmemek lazım.

TOPLUMU GERMEYE GEREK YOK: 

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Denktaş,  “geçmiş hükümetlerin tavrı” nedeniyle verilmeyen vatandaşlıklar olduğunu ve kendilerinin vatandaşlık vermeye devam edeceklerini söylemiş. Böyle “ben yaparım olur” edasıyla tribünlere oynayarak ve  geçmiş hükümetleri suçlayarak toplumu germeye gerek yok sanırım. Hak eden, şartları yerine getirenler varsa alacak, buna kimsenin itirazı yok. Ama çıkıp da hergün bunu malzeme yapmayacaksınız bir… İkincisi de yasal hakkı olanları, bakanlar kurulu kararıyla hükmü karakuşi vatandaşlık dağıtmanın gerekçesi yapmayacaksınız…

 

EMEKLİNİN SUÇU NE?:

Emekli maaşlarından 2010 yılında dönemin hükümeti tarafından 5 ay süreyle yapılan kesintilerin iadesi için emekliler bugün Meclis önüne gidecek. Mahkemenin kesintilerin iade edilmesi için verdiği karara rağmen emekliler, 6 yıldır hala alacaklarını bekliyor. Devletin geriye dönük borçlarını ödemekle övünen Bakan Denktaş bakalım emeklilerin de bu haklı taleplerine ne diyecek…

 

HAZIR OLUN:

Önce elektrik fiyatlarına zam yapıldı haberi yayıldı, ardından hükümet jet hızıyla yalanladı. Kurum Müdürü Gürcan Erdoğan ise, Elektrik fiyatlarının akaryakıta ve dövize bağlı olarak değişim gösterdiğini belirterek, bu yönde bir çalışma olduğunu fiyatların “artış ya da azalış” gösterebileceğini açıkladı. Fiyatlarda düşüş olmayacağına göre, önümüzdeki günlerde elektrikte zam haberine şimdiden hazır olun bence…

HERKESİN BİLDİĞİ:

Tel-Sen Başkanı Tamay Soysan, Telefon Dairesiyle ilgili olarak “ Daire için radikal kararlar alacağız” açıklamasyla ilgili olarak Bakan Dürüst’ten,dürüstçe açıklama” beklediklerini açıkladı. Aslında bakanın söylediği çok açık ve harkesin bildiği birşey. Telefon Dairesi özelleşecek, çalışanlar da devlete istihdam edilecek. Yıllardır herkesin bildiği, hatta sizin de bildiğiniz birşey için, hala neyi açıklamalarını bekliyorsunuz anlamadım…

 

BAHANE ÇOK:

“Okullarda din dersi zorunlu olsun mu, olmasın mı?” Bu konu, yakında ülkede yeni tartışmalara neden olacak.   Kıbrıs Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, okullarda din dersinin zorunlu değil seçmeli olması talebiyle 1800 imza toplayıp yetkililere verdi. YDP ise buna tepki göstererek, okullarda din dersinin zorunlu olmasını istiyor. Sanki tek sorunumuz bu kaldı. Bırakın isteyen istediği gibi davransın. Dedim ya, maksat ülke huzur bulmasın. Kavga etmek için bahanemiz çok…

 

 

 


ZİRVEDEKİLER

Erdinç Gündüz: “Sanayi Holding’in batırılışını da hasır altı ettik, KTHY’nin batırılışını da… Kim batırdı ? Nasıl batırdı ? Neden batırdı ? Cevap yok….Kendimize özgü bir ülkenin garip insanlarıyız galiba.  Önce kıyamet koparır gibi yapar sonra hiçbirşey olmamış gibi herşeyi kabullenir otururuz… Eskiden kalma alışkanlıklarla  ‘sorma’, ‘soruşturma’, ‘sorgulama’,  ‘gerekirse cezalandırma gibi bir huyumuz yok. Genellikle kapı arkalarında konuşur, kapı önüne çıktığımızda sesimizi keseriz…”.


DİPTEKİLER

Kanunsuz Silahlar: Her bir kaç günde bir birilerinin evinde, ofisinde, aracında kanunsuz silah bulunmakta. Zaten sürekli birilerinin yaptığı infazlar, bunu ispatlıyor.  Nasıl geliyor bu silahlar, nereden geliyor, nasıl el değiştiriyor, ne için kullanılıyor. Organize işler olduğu çok açık. Sınır denetimleri ve içte belli odaklara yapılacak ciddi operasyonlarla kökünü kurutmak mümkün değil mi? Hiç bir şey yokmuş gibi yaparak devam etmek ülkeyi asayiş bakımından yaşanmaz hale getiriyor…