Kıbrıs’ta çözüm sancılanmaları olurken, bir yandan da bölgemiz Doğu Akdeniz’de bu çözümü olumlu veya olumsuz etkileyecek “siyasi ve askeri” değişimlerle olaylar yaşanıyor. Özellikle bölgedeki tüm ülkeler artık birbirlerinden direkt etkileniyorlar. Hatta çoktan beridir kendi çıkarları için birbirlerinin hem iç hem de dış politikalarına karışıyor, restleşebilirken, yeni anlaşmalar yapabiliyorlar..
Türkiye, Rusya, Mısır, İsrail, Irak, Suudi Arabistan.. Ötede PYD, PKK gibi terör örgütleri ve tabi Amerika… Tüm bu ülkeler artık Doğu Akdeniz’de yuvalanmışlar, kendi çıkarlarını gözetecek geleceğin Ortadoğu haritasını çizmek için 21. Yüzyılın belki daha çok uzun yıllar yanacak ateşlerini körüklüyorlar!
KIIBRIS NEREDEDİR? Yakında Musul’u kurtarmak için İşid’e karşı başlatılacak harekâtı da dikkate alarak soruyoruz? “Kıbrıs bu cehennemin neresindedir?” Çözüm olursa onca ülke stratejik çıkarı peşi sıra bölgede at oynatırken, Kıbrıs hangi çıkarı için ve hangi stratejisiyle at sürecektir?
Bu sorulara cevap vermeden önce altını kalınca çizdiğimiz esas gerçeği bir daha vurgulayalım ama:
Doğu Akdeniz’den Ortadoğu içlerine uzanan savaşlarla yangınlar biline ki “enerji sorunu” petrol ve gazla ilgilidir. Bu cümleden olmak üzere son iki habare bakalım.
BİR: Rum’un ve İsrail’in münhasır ekonomik bölgelerinde ve tabi Doğu Akdeniz’de hem askeri hem de ekonomik çıkarı olan ülkelerin salyalarını akıtacak oranda ve sanılanın çok üzerinde zengin hidrokarbon yataklarına ulaşıldı.
İKİ: Rusya’nın bölgedeki yeni zaferini ayazlatan ve bizi yakından ilgilendiren bir diğer haber ise şu: Geçtiğimiz günlerde Rus Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan bir açıklamada “Suriye ile imzalanan bir anlaşma ile Hmeymim üssü artık ve resmen sorgusuz sualsiz Rusya’nın tapulu malı oldu.” Bundan sonra Amerika ve Batılı ülkeler yanı sıra artık Doğu Akdeniz’de “ilelebet” devam edecek bu anlaşma ile Rusya da olacaktır.
YİNE SORALIM: Bu siyasi ve askeri gelişmelerle anlaşmalar yapılır, enerji nedeniyle bölgeden ateşler yükselir ve bir gün bölgemizdeki tüm bu güçler yeni bir Ortadoğu haritası çizerlerken… Bu haritada Kıbrıs’ın siyasi yeri nerede ve nasıl olacak? Ve Kıbrıs Türkiyesizleştirilirse bu sırtlanların, akbabaların saldırılarından bizi kim koruyacak?
EMİRNAMELER PLANLAR DERKEN…
Emirnameler sorunu yeni değil. Mesela Başbakan Ferdi Soyer hükümeti döneminde hem de has be has Türk koçanlı olan Karpaz’daki on bin dönümden fazla toprak, üzerlerinde inkişaf yapılamayacak “emirname” ile atıl duruma sokulmuştu, yasak el an devam ediyor! (Mesela Babaliki’lerin toprakları.)
O dönemlerde “yasağı” Köşemizden eleştirirken “Rum’un malının yağmalanmasını serbest bırakıyor, Türk’ün malını yasaklarla imar iskâna kapatıyorlar” diyorduk. Bu eleştirilerimizin ve “emirnamenin” üzerinden yıllar geçti, o günler unutuldu gitti. (Gitti de Mesela Yeniskele’nin ve yamacındaki Bahçeler yöresinin sürekli imar iskânla plansız programsız yapılaşmasını var mı gören?) Öte yandan kentlerin çarpık yapılaşmalarının önlenmesi gerektiği kafalara dank edince ve de tedbir alınması gerekince “Ülkesel Fizik Plan” dairesinin kurulduydu. Bu dairede bildiğimce genç ve dinamik üstelik “işe göre seçilmiş uzman çalışanlar vardır. Ne var ki:
Oluşalı beridir bu daire “iş” yapacak, kentlerin nazım planlarını çıkartıp bunları yasal zorunluluk haline getirecek çalışma ortamı bulamadı! Sadece bu daire son üç dört yılda üç dört yeni “müdür” gördü! Planlara müdahale de gırla! Nitekim “Girne Emirnamesinin” kaldırılmak istendiğini, kulak zarlarımızı patlatan son çığlıktta işitiyoruz. Üstüne üstlük Başbakan yardımcısı Serdar Denktaş diyor ki “Emirnameleri kaldırmakta kararlıyım.” Neden?
BIRAKIN YAPSINLAR: Ve “bırakın gitsinler!” Bir devrelerde “kalkınma ve büyüme” hasreti çeken Türkiye’de sloganlaşan sözcüklerdi bunlar. “Bırakın yapsınlar, bırakın gitsinler.” İstanbul’un hali ortada ama!
Girne’ye gelince: Emirnameler sırf bu kent için kalkacak! Ve çok katlı inşaatların önü bir kez daha açılacak! Çünkü artık durdurmak mümkün değil! Nehir mecrasından taşmış bir kere. Rant artık KKTC’nin karinesi olmuş! Ve Girne zaten çoktan gitmiş olan olmuş..
MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ: Girne’deki tüm İmar’a ve emirnamelere aykırıdır denen çok katlı türlü çeşitli ve amaçlı “yapılar” teker teker ekonominin birer dişlileridir. Eğer Şehir Plan ünitesi siyasi iktidarların popülist politikalarında kısırlaştırılıp etkisiz hale getirilmeseydi ve emirname kendisine verilen yetkilerde çalışma olanağı bulsaydı bugün yaşanan anomaliler yaşanmazdı! Oysa şimdi ne oluyor? Kaldıracağız denen emirnamelerin boşluğuna (zaten hâlâ uygulanıyorlar,) dedemin ninenim döneminden kalanlar oturacak!
Bu arada “ya Mağusa ne olacak” diye sormuyorum. Askeri bölgeler dışındaki sahilleri çoktan gitti! Devletin kent içinde okul yapacağı bir arazisi bile kalmadı!
KISACA TAKILDIĞIM: (NÜFUS AZ OLSA!)
Geçen hafta Sn. Eğitim Bakanının açıklaması ile öğrendik ki Eğitimde ve Sağlıkta sorunların yığılması, “nüfus artışından” kaynaklıymış.
Düğüm çözüldü: “Demek trafik sorunu, çevre pisliği falan nüfusun artmasından kaynaklıdır… Belediyelerin sigortaların batmasına nüfus artışı neden olmaktadır… TÜK bu nedenle batmıştır… Mesela Nüfus artmamış olsaydı Girne böylesi çarpık yapılaşmaya düçar eylemeyecekti… Belki de kırk bini aşkın insan bu nedenle alacak verecek davalarından mahkemelik oldular!
Müjde ama: Çözümle birlikte aramızdan ayrılıp TC’ye geri dönecek yüz bin nüfusla rahatlayacak, istikrar ve düzene kavuşacağız. Sadece bu olay bile çözüm sayesinde geleceğimizin nasıl aydınlıklara kavuşacağının ispatıdır!
































