1924 doğumlu İtalyan asıllı Leo Buscaglia dünyayı dolaşmış, görgüsü ile gözlemlerini kitaplaştırırken anlatımlarının arasına sıkıştırdığı anlamlı ve felsefik cümleleri ile ünlenmiş hayatın felsefesini anlatmış bir yazardır. “Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek üzerine” kitabından aldığım bazı notları aktarıyorum. Parantez içleri benim yorumumdur.
ÖĞRETMEK OLAYI: Leo Buscaglia “hiç bir öğretmen hiçbir öğrenciye bir şey öğretemez, insan kendi kendine öğrenir. Zaten eğitimci sözcüğünün kökeni (educare) da yol göstermek, yardımcı olmaktır” der.
(Zaten Yıllardır tartışılagelir.. “Nedir öğretmen?” Öğrencilerin kafa taslarını açıp beyinlerine bilgi şırınga eden görevli midir? Yoksa bir yol gösterici, rehber midir? Bu sorulara ben de cevap aramaya başladığımda kafam karışmıştı. Çünkü yıllarca öğretmek için yırtındıydım okullarda.. O kadar ki öğrencilerin ders kitaplarını yeterli bulmaz, her dersin bir de defterini dağıtırdım çocuklara. Sonra öğrencilerin parmakları kalem tutmaz hale gelinceye kadar ben anlatır, onlar da yazarlardı! Çok sonraları anladım ki ben öğrencilere yazdırarak öğretmeyi yeğlerken, gerçekte öğrenme iştahımı tatmin ediyordum! Öğretirken öğrenen ben oluyordum! Öğrenciler ise onca bilgi yükü altında sadece boğuldulardı… Çok daha sonraları şunu da anladım: Varsa kitap bırakın öğrenci okuyarak öğrensin.. Siz sadece “anlamalarına yardımcı olacak “metodu” öğretin. Yol gösterin, okurken nasıl not alacağına yardımcı olun… Ekleyim ama: Okullarımızda hâlâ “öğretmek” kuşkusu vardır. Bu nedenle olmalı öğrenciler mezun olduktan sonra kitap okumazlar!)
Leo Buscaglia şunu da söylüyor: “Öğretmen, değişimin gerekliliğine inanmalıdır. Yoksa hiçbir şey öğretemez. Çünkü eğitim sürekli bir değişimdir… Sevginin karşıtı nefret değil, duyumsamazlıktır… Eğitim (edication) yol göstermek, önderlik etmektir… Hz. İsa yaşamı bulmak istiyorsanız kendi içinize bakmak zorundasınız” der. (Benzer anlatımları Kuran ve Tevrat’ta da görebiliriz…)
SEVMEK ÜZERİNE:
Leo soruyor: “Temel olan nedir?” Her şeyden önce bedenimizdir diyor ve ekliyor: “Oysa beden sadece bir araçtır. Üstelik çok da görkemli bir araçtır. Çünkü “temel” olanı taşır. Fakat kendisi “temel” değildir! Tıpkı “bilginin” bilgelik olmadığı gibi. Bilgelik, bilgi ve olayların uygulanmasıdır. Temel olan yaşamdır, yaşamaktır. (Nitekim yazar şöyle der bu konuda:) “Ben sevdiğim için sevgi veririm. Karşılığında sevilmeyi umduğum için değil. Sevgiyi karşılığını istediğim için verirsem mutsuz olacağımdan kuşkum yoktur.” Buscaglia soruyor: “Her gün topraktan, havadan, sudan, güzelliklerden bir şeyler alıyorsun. Fakat sen ne veriyorsun karşılığında?” (Bunu okuduğumda bir süre durdum, acıyla gülümsedim sonra karnımdan konuşurken yazara cevap verdim: “İklimleri olumsuz yönde değiştirecek kadar bir çevre kirliliği!” Nitekim artık dünya çok daha sıcak Buslaglia, çok daha kurak, çok daha kısır!. Artık çok daha fazla doğa felâketleri yaşıyoruz dünyada.. İnsanlık havaya, suya, güzelliklere çoktan ihanet etti, karşılığını yaşadığı doğa felaketleriyle ödemekte..)
BOŞUNA YAŞAMAMAK:
İşte Leo’nun bu konuda önerileri: “Doğru bilgi dolayısıyle bilgelik, sevecenlik, uyum, yaratıcılık, güçlü olmak, barış, neşe, sevgi, birlik.” Leo diyor ki “eğer sahibi olduğunuz tek şey bir çekiçse, her şeyi çivi olarak görmeye başlarsınız!” Ve devam eder: “Bizi duyularımız sınırlar. Merkezi sinir sistemimiz sınırlar. Kişisel ve kültürel sınıflarımız sınırlar. Bunların da ötesinde bilimsel kurallar bizi doğru bilgi seçimi yapmaya yöneltir. Ve bu bilgi de bizi sınırlar…
(İnsanların, toplulukların, devletlerin artık öyle bir dertleri yoktur ama! Artık her bir olaya, sürece, değere ve devinime çok sihirli olduğunu sanılan iki kelimeyi kulp diye takıp öyle devam ediyorlar yollarına: “Sınır tanımayan!” Demokrasi’den en pespaye yaşam tarzlarına kadar! Sınırsızlık özgürlük olarak kabul görüyor! Oysa bırakın dünyayı kâinatın bile sonuçta mutlaka vardır bir sınırı. Tutun ki sınırsızlık mistik görüşle, sadece Allah’a mahsustur…)
Leo “Olüm güzel bir yaşam sürecidir ki onu şimdi yaşa” der. Ve yaşamı severken ölümle barış yap, buna mecbursun zaten..”
(Doğrudur elbet. Çok demokratiktir ölüm! Çünkü her insan mutlaka bilir öleceğini. Bu nedenle (ölüm) hep yaşamaya çağırır insanları. Ama yaşamasını bilenleri…)
(Bu Pazar ”köşemi” Leo Buscaglia ayırdım. Bilir misiniz? “Kalkınmış ve “muassır medeniyetler” seviyesine ulaşmış ülkeler böylesi felsefik ve bilgece düşünce insanlarının öğretilerinden gelip geçtilerdi. Doğrusu şu ki hayatın mantığını, varoluşun nedenini anlamadan onu “değerli” kılmak mümkün olmuyor!
































