Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Türkiye’ye mali bağımlılık azalıyor

Türkiye Cumhuriyeti’nden kamunun cari harcamaları için alınan hibe ve kredilerde son yıllarda ciddi oranda düştü. Yıllar itibarıyla toplam hibe ve kredilerin ise artan oranda altyapı yatırımlarında ve ekonomik büyüme amaçlı kullanıldığı görülüyor

2011 İLE 2015 ARASINDA 86 MİLYON TL FARK: Maliye Bakanlığı rakamlarına göre 2011 ile 2016 yılları karşılaştırıldığında Türkiye Cumhuriyeti’nin KKTC devletine verdiği yardım ve kredileri arasındaki farkın 86 milyon TL olduğu görülüyor. 2011 yılında aylık 140 milyon 175 bin olan yardım ve krediler, 2015 yılında aylık 53 milyon 374 bin TL’ye geriledi

 

EN DÜŞÜK 2013 YILINDA: Türkiye’den alınan en yüksek yardım ve kredi 2014 yılında meydana geldi. En az yardım ise 6 yıllık dönemde 2013 yılında alındı. 2013 yılında yüzde 67 oranında bir düşüş yaşanarak rakam aylık olarak 35 milyon 475 bin TL’ye geriledi

 

KEMER SIKTIK AMA: Özellikle 2012 yılı sonunda başlanan ve devam eden 3 yıl içerisinde mali disipline önem verildi, tasarruf ve bütçe yasasındaki kalemleri aşmayacak şekilde harcama yapma politikalarına bağlı kalındı. Türkiye’den bütçe açığı için alınan yardım ve kredi miktarı düştü,  Türkiye’ye mali bağımlılığın da azaldı

İÇ BORÇLANMA SÜRÜYOR: 2014 yılında 427,6 milyon TL açık veren KKTC bütçesi, bu açığın 395,2 milyon TL’sini T.C. kredilerinden, 32,4 milyon TL’si ise iç borçlanma ile finanse etti. 2015 yılında ise 376,9 milyon TL açık veren bütçe, bu açığın 272,8milyon TL’sini T.C. Kredilerinden, 104,1 milyon TL’si ise iç borçlanma ile finanse etti

2016’da ne olacak?

Türkiye Cumhuriyeti, 2016 yılı için imzalanan hibe ve kredi protokollerine göre bu yıl KKTC’ye toplam 1 milyar 404milyon 380 bin 406,46 TL’ye kadar hibe ve kredi taahhüdünde bulundu. Bu kaynağın bütünüyle KKTC’ye ulaşması ise hükümetin yatırımlar ve reformlara ilişkin performansına bağlı olacak.

Bertuğ TOPAL

Son yıllarda ülke gündemini çeşitli dönemlerde meşgul eden ve iş dünyası ve devlet yetkililerinin çeşitli aralıklarla uyarılarını yaptığı Türkiye’ye mali bağımlılık son yıllarda ciddi bir düşüşe uğradı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi-Demokrat Parti, ardından CTP-Ulusal Birlik Partisi dönemlerinde başlayan mali disiplin ve tasarruf politikaları ile devlet bütçesinin Türkiye yardımlarına mali bağımlılığı tamamen bitmese bile ciddi düşüş eğiliminde.

Son 6 yıl içerisinde 2011 yılında tavan yapan Türkiye Cumhuriyeti yardım ve kredileri aylık 140 milyon Türk Lirası’na kadar dayanmıştı. Ancak son yıllarda burakam düşüş eğilimde. 2015 yılındaki rakamlara göre Türkiye Cumhuriyeti’nden alınan yardım ve krediler aylık sadece 53 milyon TL.

Uzmanlar bu yardım ve kredilerin azalmasında Türkiye ile birlikte yürütülensürdürülebilir ekonomiye geçiş çabalarının etkisi olduğu görüşünde. KKTC’nin 3 yıllık protokollerdeki mali taahhütlerini yerine getirmesi ve reformların hayata geçirilmesi halinde ekonomik büyürken mali bağımlılığın da azalmaya devam edeceği görüşünde. Bu protokolün uygulanmaya devam etmesi ile aylık 53 milyon TL’ye düşen rakamın daha da aşağıya düşebileceği öngörülüyor

 

Yıllar arasında düşüş gösteriyor

Türkiye Cumhuriyeti’nin KKTC devletine yaptığı yardım ve verdiği kredilere bakıldığında 2010 yılından itibaren bir düşüş içerisinde olduğu görülüyor. Altı yıllık dönem içerisinde sadece 2010 yılından 2011 yılına geçişte ve 2013-2014 arasında bir yükseliş olurken yardım ve kredilerde diğer yıllarda hep düşüş var.

 

Reel rakamlar daha düşük

KKTC devletinin Türkiye’den aldığı yarım ve kredilerde reel rakamlar nominal rakamlara göre daha düşük. Yıl başında belirlenen ve kullanıma verilen rakamların belirli bir kısmı ise kullanıma açılmadı. Bu nedenle reel rakamlar nominal rakamlara göre daha düşük kaldı.

 

2011 ile 2015 arasında aylık 86 milyon TL fark var

2011 yılı ile 2016 yılı karşılaştırıldığında altı yıllık dönem içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’nin KKTC devletine verdiği yardım ve kredileri arasındaki farkın 86 milyon TL olduğu görülüyor. 2011 yılında aylık 140 milyon 175 bin olan yardım ve krediler, 2015 yılında aylık 53 milyon 374 bin TL’ye geriledi.

 

2014’te patlama

Türkiye Cumhuriyeti’nden KKTC devletine verilen yardım ve krediler, 2014 yılında bir yükselişe uğradı. Yardım ve krediler 2013 yılında aylık 35 milyon 475 milyon iken 2014 yılında yüzde yüz 115 artış ile aylık 76 milyon 498 bin TL’ye ilerledi.

 

En yüksek 2011 yılında

Türkiye’den alınan kredi ve yardımlara bakıldığında son 6 yıllık dönemde Türkiye’den en fazla 2011 yılında para alındığı görülüyor. 2011 yılında Türkiye’den aylık 140 milyon 175 bin TL yardım ve kredi alındı. Bundan sonraki süreçte ise yardım ve krediler hiçbir zaman bu kadar çok olmadı.

 

En düşük 2013 yılında

Türkiye’den alınan en yüksek yardım ve kredi 2014 yılında olurken en az yardım ise 2013 yılında alındı. 2013 yılında yüzde 67 oranında bir düşüş yaşanarak rakam aylık olarak 35 milyon 475 bin TL’ye geriledi. Özellikle bu dönemdeki düşüşün kemer sıkma politikalarına bağlı olarak yaşandığı kaydediliyor.

 

Kemer sıkma politikaları işe yaradı

Özellikle 2012 yılı sonunda başlanan ve devam eden 3 yıl içerisinde süren ekonomik tedbirler ve kemer sıkma politikalarının Türkiye’den alınan yardım ve kredilerin miktarlarının düşmesine neden oldu. Bu miktarın düşmesi ile birlikte Türkiye’ye mali bağımlılık da azalmış oldu.

 

Uzmanlar devamından yana

Uzman ekonomistler Türkiye hibe ve kredilerinin kamunun cari harcamaları için değil geleceğe yatırım amaçlı kullanılmasının ülke açısından büyük önem taşıdığını söylüyor.

2014 yılında 427,6 milyon TL açık veren KKTC bütçesi, bu açığın 395,2 milyon TL’sini T.C. kredilerinden, 32,4 milyon TL’si ise iç borçlanma ile finanse etti. 2015 yılında ise 376,9 milyon TL açık veren bütçe, bu açığın 272,8milyon TL’sini T.C. Kredilerinden, 104,1 milyon TL’si ise iç borçlanma ile finanse etti.

Yıllar itibarıyla devlet bütçe dengesi incelendiğinde bütçenin finansmanı için gerekli

olan iç ve dış kaynak ihtiyacının sürdürülebilir bir yapıda olmadığı ve sürekli bütçe açıklarınedeni ile kamu borç yükünün artmasının ülke ekonomisinin gelişmesine engel oluşturduğugörülüyor.

Kamu iç borçlarının ödenebilmesi de iç ve dış kaynak ihtiyacının sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması kadar önemli bir hedef olarak değerlendiriliyor. Uzman ekonomistler ve devlet yetkilileri yaklaşık dört yıldır sürdürülen mali disiplinin Ulusal Birlik Partisi-Demokrat Parti döneminde de uygulanması taraftarı. Uzmanlar mali disiplin politikası ile Türkiye’ye olan mali bağımlılığın sıfır düzeyine çekilmese bile en azından asgari düşürülebileceği görüşünde.

 


 

2016 Hibe ve Kredileri

 

Türkiye Cumhuriyeti ile 2016 yılı için imzalanan hibe ve kredi protokollerine göre Türkiye Cumhuriyeti bu yıl KKTC’ye toplam 1.404.380.406,46 TL’ye kadar hibe ve kredi taahhüdünde bulundu. Bu kaynağın bütünüyle KKTC’ye ulaşması ise hükümetin yatırımlar ve reformlara ilişkin performansına bağlı olacak.

Kaynağın 927.895.149,55 TL’si hibe olarak sunulurken 476.485.256,91 TL’si ise kredi şeklinde sunuluyor. Sunulan kredilerin yarıya yakını Reform Destek Ödeneği kapsamında. Hükümet protokolde 2016 için öngörülen reformları tamamlayamazsa KKTC bu kaynaktan yararlanamayacak. Sunulan hibeler ise başta yatırımlar ve reel sektöre destek olmak üzere ekonominin geliştirilmesini öngörüyor. Savunma için sağlanan 275 milyon TL’lik hibe yardımları da hibe protokolü kapsamında.

Bu yardımlara karşılık KKTC’nin 1 milyar TL’yi aşan kamu kesimi borçlanma gereğini 2018 sonuna kadar 790 milyon TL’ye düşürmesi, bu yıl itibarıyla 200 milyon TL olan faiz hariç yerel bütçe açığını ise 100 milyon TL’ye indirmesi öngörülüyor.

Ekonomistler, ülkede siyasi tartışmalarının bu hedeflerle uyumlu bir biçimde sürdürülmesi gerektiği üzerinde duruyor. Aksi halde Türkiye’ye mali bağımlılık devam edeceği gibi olası bir çözümde Kıbrıslı Türklerin federal devletin siyasi eşit ortağı olabilmesinin mali ve ekonomik koşulları oluşturulamamış olacak. Ekonomistler, Türkiye’nin de protokolü eksiksiz uygulaması gerektiği görüşünde. Reform yapılmadan Reform Destek Ödeneği’ndeki 200 milyon TL’lik kaynağın KKTC’ye kullandırılması halinde bozuk yapının beslenerek büyüyeceği ve yapısal dönüşümün zorlaşacağı üzerinde duruluyor.

mali