Türk sanat müziği şarkılarına yazılan sözler, değme şiirlerdeki mısraları aratmıyor.
Ne yazık ki, bu tarz müzik çalmak ya da dinlemek çoktandır önemini yitirmiş.
Bunun çok nedenleri olsa da, konumuz bu değil.
Konumuz, o güzel, derin anlamlı satırlar.
…
Üstünüze çökmüş bir gecenin köşesindesiniz.
Hüzün başmış.
Efkardan.
Gözleriniz mazide.
Kulaklarınızda bir şarkı:
İçimde nice uzun yılların özlemi var
Bu gece efkarlıyım
Ağla gitar
Çal, çal gitar
…
Neşeden çok kedere batar çıkar şarkılar.
Zaten Türk insanının da hayatı acı biber!
Ulaşılmamış aşkların hüznü mısralarda canlanır:
Bu ne sevgi ah bu ne ıstırap
Zavallı kalbim ne kadar harap
Nasibim olsun bir yudum şarap
Sun da içelim yarin elinden
…
Sonra, yalnızlık basar.
Ne dost ne arkadaş.
Halbuki:
Sanırdım gündüzdü onlarla gece
İçimde ümitti dost bildiklerim
Ne zaman yıkılıp yere düştüysem
Bırakıp ta gitti dost bildiklerim
…
Kavuşmamak derttir.
Belki de aşk, kavuşmamaktır.
Bir şarkının mısralarında canlanırsınız:
Belki bir gemi güvertesinde
Sen beni unutmuş içim kupkuru
Benim gönlümde hala o arzu
Sevgilim ne zaman kavuşacağız
…
Sevdalanan insan ürkektir.
O gözler, korkutur adamı.
Bir yerlerinizde düğümlenir o iki kelime.
Cesaret edemezsiniz:
Gülünce gözlerinin içi gülüyor
Kendimi senden alamıyorum
Bilmem bakışların neler söylüyor
Cesaretim yok ki
Soramıyorum
…
Sonra ateş basar.
Aşağıdaki satırlardaki gibi kahreder insan:
Gönlünde sevgime yer vermedin de
Yaban güllerini hep derledin de
Ellerin ismini ezberledin de
Bir benim adımı öğretemedim
…
Bezdirir aşk.
Yalvarır duruma sokar:
Bana kollarını uzatsan biraz
Uğrunda bu gönül neye katlanmaz
Öl desen ölürüm inan
Seven ne yapmaz
…
Sevda bahçelerinin bütün çiçekleri solar.
O güneş o güneş değil, o deniz o deniz değil artık:
Şimdi uzaklardasın
Gönül hicranla doldu
Hiç ayrılamam derken
Kavuşmak hayal oldu
































