Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
ManşetRöportaj

Hedef, milli marka olmak

Delmona Global Trading Ltd Direktörü Ahmet Tokatlıoğlu, Lemonadda’yı anlattı

Hedef, milli marka olmak

HEDEF MİLLİ MARKA OLMAK: Tokatlıoğlu: Hedefimiz milli marka olmaktır. Kıbrıs’a mal olmuş bir sürü marka var. Limonatta’yı da oraya taşımaya çalışıyoruz. Biz yereliz o yüzden bizi satın alın” dememeliyiz. Markanızın iyi olduğunu ve gelen ithal ürünlerle eşdeğer olduğunu kanıtlayın. Yoksa acındırma politikası ile ürün satılmaz.

 

Selda İÇER-HK AJANS

Bu hafta, Kıbrıs kültüründe oldukça önemli bir yer tutan limonatayı geleneksel bir şekilde üretip piyasaya süren, genç bir girişimci ile birlikte idik. Biliyorsunuz nenelerimizden öğrendiğimiz bu kültürden yavaş yavaş uzaklaşıyoruz. Gençler limonata yapmaya zaman ayıramıyor. İşte bu açığı

Ahmet Tokatlıoğlu kapatıyor. Delmona Global Trading Ltd Direktörü olan Ahmet Tokatlıoğlu, şirket bünyesinde ürettikleri Lemonadda ile limonatanın eksikliğini aratmıyor. Lemonadda’nın üç çeşidi var. Birincisi cam şişede satılan şurup, ikincisi, sulandırılmış şurup, hemen içebileceğiniz şekilde hazır ve son olarak da 3 ay önce çıkan sodalı limonata. Ahmet Tokatlıoğlu, en fazla satışın şurupta olduğunu ancak, önümüzdeki yıl sodalı limonatanın bunun önüne geçmesini beklediklerini ifade etti. Kıbrıs’ın geleneksel içeceği olarak bilinen limonatanın kökeni Mısır’a dayanıyor. Günümüzde içtiğimiz limonatanın 10. Yüzyıl’da Mısır’da tüketildiğine dair kanıtlar bulunmakta 1100 yılında ise bölgedeki limon suyu ticareti oldukça gelişmiş olmakla birlikte, 13. yüzyılda limon suyu ile şeker karışımından yapılan “qatarmizat” isimli içeceğin Mısırlılar tarafından içildiği ve ihraç edildiği biliniyor.

Lemonadda markasını bize tanıştıran Ahmet Tokatlıoğlu, yurt dışında iyi bir eğitim gördükten sonra Kıbrıs aşığı bir insan olarak yurt dışında daha fazla kalmadan ülkeye döndü. İşte Tokatlıoğlu’nun HK AJANS’tan Selda İçer’e anlattıkları…

lemonadda

Cam şişede şurup, karton kutuda içime hazır limonata

SORU: Nasıl bir kararlı iş hayatının içine girdiniz?

TOKATLIOĞLU: Ben Küresel Siyaset ve Uluslararası İlişkiler eğitimi aldım. ODTÜ ve ABD’de çift diploma aldım. Daha sonra bir süre BM’de çalıştım. Sonrasında adaya dönmek istedim, hep içimde böyle bir arzu vardı. 2009 yılında evde limonata yapmaya başlamıştık . Anneannemin tarifi ile, hatta logomuzda da anneannemin resmi var. 2011 yılınd AB’ye bir proje ile baş vurduk ve tesisleştik. Çatalköy’de AB standartlarında bir tesis kurduk. 2012 yılında ben adaya döndükten sonra şirketleştik. Anne ve babam yönetimden çıktı ve şirketi ben devraldım. Uzun bir süre “nasıl bir yenilik yapabiliriz” diye düşündük. Pet şişelerden vazgeçerek, cam şişeye geçtik. 2014 yılının başlarında, dağıtım ve pazarlamayı özel bir şirkete verdik. Çünkü, tek ürün olduğu için Kıbrıs genelinde dağıtım bizim açımızdan zordu. Bu şekilde eforumuzu üretime ve markamızı daha fazla tanıtmaya, reklama yöneltmeye başladık. 2014 yılına kadar sadece cam şişede şurup, bildiğimiz  geleneksel limonatayı üretirdik.Bu üretim iki çeşitti. Limon ve limon+mandalina karışık. 2015 yılının başında Koop- Süt ile işbirliği protokolü imzaladık. Karton kutuda sulandırılmış, içime hazır limonata çıkarmaya başladık, 1 litrelik ambalajda. Bu çok ilgi görmeye başladı piyasada. 2015’de bir hedef koyduk kendimize. Dedik ki, “ Artık iç piyasada yavaş yavaş yayıldık, ihracata da yönelmemiz lazım.” Bazı girişimlerimiz oldu. 2016 yılında karton kutularda İngiltere’ye ihraç yapmaya başladık. İhracatımız hala daha devam ediyor. Az önce Abu Dhabi’den bir firma aradı. Dubai- Abu Dhabi ve Japonya distribitörlüğü istediler. Yavaş yavaş herşey yerine oturacaktır.

İşbirliği çok önemli

SORU: Tüm bu bağlantıları katıldığınız fuarlarla mı sağlıyorsunuz?

TOKATLIOĞLU: Geçen yıl Abu Dhabi’ye fuara gitmiştik. Oradaki firma yetkilisi Kıbrıslı bir gençti. Kıbrıs’a gelmiş ve 3 ay önce çıkardığımız yeni bir ürün var teneke kutularda, sodalı limonata. O ürünü çok beğenmiş. Onun disbürütörlüğü konusunda kendisi ile görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Üretim olarak bizim kendi tesisimiz vardır. Ancak ülkedeki en büyük sorunlardan birisi de atıl kapasitedir. Bir sürü firmanın çok fazla ekipmanları var. Düşünün Koop Süt’teki tesis 1.5 milyon euro ise, biz aynısını kurmak yerine onlarla işbirliği yaparak hızmet satın alıyoruz. Aynı şekilde, sodalı limonatayı da Gazimağusa’da Sema İçkileri’nde dolduruyoruz. Bu konuda da onlarla anlaştık. Soda limonatanın satışı çok iyi gidiyor ve alışık olmadığımız bir sürüme girmeye başladı. Bunda da en önemli etken reklam.

En hızlı yükselen içecek markası

SORU: Siz reklam konusuna büyük önem veriyorsunuz değil mi?

TOKATLIOĞLU: Tabii ki. 2015 yılında sosyal medyada reklama çıkmaya başladık Facebook üzerinden. Üreticiler arasında bir ilkti bizim reklam kampanyamız. Türkiye’deki ve diğer ülkelerdeki o sosyal medya kullanımını yapmaya başladık. Türkiye’deki ajanslar arayıp bizleri tebrik etti. Çok ilgilendiler ürünle. Bir ilgi uyandırdık Türkiye’de de. Çünkü, dönüşüm ve değişim başladı aslında. Tüm firmaların reklamları artık daha güzel ve daha profesyonel olmaya başladı. Social Bakers diye bir istatistik sitesi vardır. Bu site sosyal medyadaki reklamları ve markaları inceler, facebook üzerinden. Bu siteye göre, 2015-16 yıllarında Kıbrıs genelinde, sadece Kuzey’de değil, Güney’de de, en hızlı yükselen içecek markası olarak bizi gösteriyor. Bu da marka değerinin önemidir. İnsanların markaya alışması lazım yavaş yavaş.lemonadda2

Yeni ürün “sodalı limonata”

SORU: Yurt dışında satışlarınızın giderek iyi bir noktaya oturmak üzere olduğunu görüyoruz. İç piyasada istediğiniz noktaya geldiniz mi?

TOKATLIOĞLU: Erişti diyebilirim bu konuda. Biliyorsunuz artık yeni nesil, evde limonata yapmak yerine hazırı almayı tercih ediyorlar. Biz de iddialıyız bu konuda. Çünkü kültürü, o tadı koruyoruz. Ne ise orijinali onu üretiyoruz. Evlere girebildik. Her yıl da artıyor satışımız. Dolayısıyla, o konuda başarılı olabildik. Bir de tüketicinin algısı ve taleplerini karşılamak önemli. Örneğin insanlar der ki; “ Ben marketten sandviç alıyorum. İsterim yanında limonata da alıp içeyim” Biz bu talepler karşısında bu yıl Haziran ayında o ürünü çıkardık. Sodalı limonata. Yani insanlar kola içeceğine bunu içiyor. Tadı da çok güzel oldu. Her yıl da yeni bir ürün çıkaracağız gibi görünür.

Hedef, milli marka olmak

SORU: Bundan sonra hedefinizde ne var?

TOKATLIOĞLU: Pazar arayışlarımız devam edecek. Arap ülkelerinde limonata bir kültür. Ancak Kıbrıs limonatasının farkı karışık olması. Biz limon ve mandalin karışık yapıyoruz. Çok beğenildi. Dolayısıyla o yönde bir ürün geliştirme yapıyoruz oraya. Sodalıda, mandalinalı karışık ürün göndreceğiz. Aralık ayında Abu Dhabi’de yeni bir fuar var, oraya numunelerimiz gidecek. Hedefimiz milli marka olmaktır. Biliyorsunuz Kıbrıs’a mal olmuş bir sürü marka var. Lemonadda’yı da oraya taşımaktır hedef. Kıbrıs’tan da bir dünya markası neden çıkmasın. Hedef biraz büyük.

Hammadde sıkıntısı var

SORU: Devletten herhangi bir katkı alıyor musunuz?

TOKATLIOĞLU:  Bu ülkede en büyük sıkıntı plansızlık. Yaşadığımız ve ilerde yaşayacağımızı ön gördüğümüz sorun, ham madde sıkıntısı. Ben ne kadar başarılı olursam pazarlamada yurt dışında, yarın ölçeğimi büyüttüğümde ham madde yetersiz olacak. Ülkede ne kadar liman bahçesi kaldığının farkındasınız. Biz narenciye ülkesi olarak Arjantin’den limon ihraç etmeye başladık. Sizin Tarım Daire’nizin bir istatistiği yoksa, gittiğinizde daireye ve sorarsınız, “ limon rekoltesi kaçtır yılda” diye, “60 bin ton” der size Tarım Dairesi. Ancak bu cevap Asil Nadir dönemi için geçerlidir. Şu anda 6 bin tona düştü rekolte, haberleri yoktur. Üretici bilgisizdir, çünkü bir yönlendirme yoktur. Teşvik sisteminde çok büyük bir sıkıntı var. Siz portakala da, mandalina da, limona da aynı teşviki verirsiniz. Nedir daha fazla talebi olan ürün, o yönde teşviki artırırsanız, insanlar da ona yönelecektir. Portakalı dalından dökülürken, biz limon bulamıyorsak, burada bir sorun var demektir.

Ahmet Tokatlıoğlu2

Limon bir ihtiyaç

SORU: Siz üreticilere, “ bahçenizde limon yetiştirin, biz size alım garantisi veriyoruz” diyebilir misiniz?

TOKATLIOĞLU: Biz “hepsini alabiliriz” demiyoruz ama örneğin biz “x” miktarda alabiliyorsak, başka firmalarda vardır bu işi yapan. Yaş meyve olarak ihracatı da önemlidir. Büyük bir talep var bölgede. Dolayısıyla limon bir ihtiyaçtır.  Örneğin biz 100 ton alıyoruz yılda limonu, bu büyümede devam edersek, 5 yıl sonra belki de bin ton alacağız. Ama bin ton limonu benim almam durumunda iç piyasaya kalmaz. Dolayısıyla, devletin de bu yönde adımlar atması lazım. Bu gelişmeleri takip edip, üreticiyi de bu yönde yönlendirmesi gerekir. İkinci sıkıntı krediler. Yenile açılan krediler var geçtiğimiz günlerde açıklandı. Bir üretici için 60 bin tl çok yetersiz bir miktar. Bunu 200-300 kişiye vereceğinize, her yıl 10 kişiye verin ki işlerini büyütebilsinler. Ancak piyasadan haberleri yoktur.

Devletten destek yok

SORU: Bunlar yapılırken üretici olarak sizlerden görüş alınmıyor mu?

TOKATLIOĞLU:  Hayır, bizden herhangi bir görüş alınmadı. Limon alanında en büyük yatırımı biz yapıyoruz bu ülkede. Ama bize “ nedir sorununuz, öneriniz” diye soran yok. Muhatap da bulamıyoruz. Daire müdürleri de sürekli değişiyor, derdimizi anlatamıyoruz. Bu da sizde bir yıpratma yaratıyor. Ne yapıyorsak kendimize, devletten alınan bir katkı yok.

Finansman, teknik eleman ve veri eksikliği

SORU: Tüm bunları bir yana koyarsak, karşınıza bir devlet yetkilisi gelse ve “en acil ihtiyacınız nedir” diye sorsa, ne cevap verirdiniz?

TOKATLIOĞLU: Birincisi finansmandır, ikincisi veridir. Elimizde veri yok. Bu ülkede ne kadar limon üretilir, bu ülkeye dışardan ne kadar limonata girer, meşrubat girer, bunları kim getirir. Fon uygulamasında toplanan fon nereye gider. Çünkü fiyat istikrar fonunun bir amacı vardır. İthal edilen ürünlerden biriken fonu, üreticiye, sanayicilere verirsiniz, onlar da kalkınır. Ancak bizde böyle bir durum yok. Fon başka kalemlere aktarılıyor. Üçüncüsü de, teknik eleman. Bu ülkede üretim yapan birçok firma var. Bir makinamız bozulduğunda biz mecburuz Türkiye’den eleman getirtelim. Mecburuz, biletini, konaklamasını, servis ücretini ödeyelim ki makinamızı onarıp geri dönsün. Ülkedeki meslek okullarının yetersiz oluşu çok büyük bir sıkıntı. Tesisatçıya ulaşmak, Cumhurbaşkanına ulaşmaktan daha zor hale geldi. Gençleri bu yöne yönlendirmek gerekiyor.

Ahmet Tokatlıoğlu1

Yerele yönelme

SORU: Ülkede yerele yönelme ihtiyacından dolayı mı sizin markanıza da bu kadar talep var?

TOKATLIOĞLU: Aslında sadece bizde değil, tüm dünyada bir yerele dönme, iç ürünlere yönelme gibi bir eğilim var. Bakıyorsunuz Malta’da babutsa likörü çok ünlüdür. Yada, Belçika’da kendi biralarını içer insanlar. Dolayısıyla, Kıbrıs’ta da bu olmaya başladı, biz de bunu hissediyoruz. Limonata Kıbrıs’ta bir kültürdür. Nenelerimizin bize ikram ettiği bir üründür. Bunu da biz sahiplenerek ve kültürel değerlere de sahip çıkarak, yükselen bir marka haline geldik. Tadını da bozmamamız, doğallığı bozmamamız, Kıbrıs limonu kullanmamız, kabuğu ile sıkmamız, tüm bunlar tadı ve kaliteyi bozmamak adına yapılananlardır.

Yerel olduğunuz için değil, kaliteli olduğunuz için tercih edilin  

 SORU: Son olarak neler söylemek istersiniz?

TOKATLIOĞLU: Üretimde en önemli şey kalite. İkincisi de markadır. Bunu yeni yeni anlamaya başladım ben. Ülkedeki en büyük eksikliktir. Markaya yatırım yapmak lazım. Tüketiciye sürekli söylenir ya, “ yerli ürünleri tercih edin. Böylece kalkınırız. Veya bu ürünü tercih edin çünkü yerlidir” diye. O değil aslında. Bunu söylememeliyiz. Markanızın iyi olduğunu ve gelen ithal ürünlerle eşdeğer olduğunu kanıtlayın. Yoksa acındırma politikası ile ürün satılmaz. Reklama biraz daha destek lazım. Biz bunun etkisini gördük. Önümüzdeki yıl reklama daha fazla finansman ayıracağız. Doğru işi yaparsanız üretici sizi destekler. Çok fazla korkak davranmamak lazım. Normal şartlarda değiliz ama inanırsanız her şey olur.