(Gazi’nin izinde gidiyorlar… Tersinden…)


Türkiye’de Atatürk’ün uyguladığı devrimler, kendi halkına karşı kanlı devrimler olarak gelişmedi.
Sovyetler’deki Ekim devrimi gibi değildir Gazi’ninki.
Zaten kurtuluş savaşı, dış güçlere karşı verildi.
Kanlı geçen bu…
…
Cumhuriyetin ilanı ile birlikte hayata geçirilmek istenen devrimler, bugün oldu Türkiye’de hâlâ tartışma konusu.
Bu devrimler konusunda tarihçilerin birleştiği bir nokta var.
O da, devrimlerin bir anda değil, evreler halinde uygulamaya sokulduğudur…
…
İran’da, Şah rejimi 1979’da devrilir.
Humeyni tarafından.
Şah’ın ortadan kaldırılmasına o güne kadar İran solu da destek olur.
Humeyni devrimi gerçekleştirildikten sonra, İslam Hukuku ve Şii mezhebi görüşlerini rehberlik alan şeriat cumhuriyeti oluşturulur…
…
Bu çerçevede, Şah’ın gitmesi için başka cepheden bastıran solcular da şeriat cumhuriyetinden nasibini alır.
Neredeyse yok edilir…
…
Gerisi malumdur.
Kadınlar tekmil kapanmış durumda…
Ahlak zabıtaları kol gezmekte…
Demokrasi, özgürlükler ve insan hakları ayaklar altındandır…
…
Türkiye’de evreler halinde uygulanmaya konan Atatürk devrimleri çerçevesinde kadın haklarına önem verilip, onlara seçme ve seçilme hakkı tanınsa da, geleneksel yaşam tarzlarına karşı çıkılmaz.
Yani şapka kanunu gibi, kadınların kılık ve kıyafeti için herhangi bir girişim yapılmaz.
Konu, başka evrelere bırakılır.
Nasıl olsa, uygarlık süreci ilerleyecek, gelişmişlik her şeyi halledebilecekti…
Gazi, bu evreleri görmese de…
…
Olmadı.
Ülkenin demir ağlarla örüldüğü dönemlerde, birçok kesimin kafası demir örümcek ağları ile örülüydü.
Zaman kollandı…
…
80 darbesi olduğunda, ilk önce sol kesimler bundan zarar gördü.
Sağ da.
Onlar sindirilince, Türk-İslam sentezi işlenmeye başlandı.
O güne kadar sinde gülle geçsin diyen İslamcı kesimlere gün doğdu.
Yavaş yavaş filizlendi bu iş.
Çok naif bir şeyden hareket edildi.
Başörtüsü.
Onlar, adına Türban dedi.
Saygı duyulması istenen başörtüsü değil, kapalılıktı…
Sonra alıp başını gitti.
Başlar bağlandı.
Yere kadar sarkan aynı kalıp elbiselere büründü binlerce insan.
Bunun adına inanç özgürlüğü, demokrasi falan dendi.
Halbuki Sünni bir mezhepçiliğin simgesi haline gelmişti çoktan…
…
Darbenin çoğalttığı bu oldu…
…
Cumhuriyet 90’ıncı yılında.
Denk getirildi.
TBMM’ye dört kadın vekil türbanla girdi.
Cumhuriyetin yıldönümünde…
…
Meseleye muhalif olanlar çaresizlik içinde…
…
İran, Şah’tan sonra filmi başa sarmıştı.
Onların rehberi Şiilik.
Türkiye’de film başa sarılır mı?..
…
Filmin ilk kareleri dün TBMM’de görüldü.
Gerisi gelir mi?
Fesli vekiller de olur mu?..
…
Şimdilik görünen şu:
Gazi, devrimlerini evreler halinde gerçekleştirdi.
Bu devrimlere karşı yapılmak istenenler de evrelere bırakılmış durumda…
…
Gazi’nin izindeler…
Tersinden…
Evreler halinde…
…
Dediğimiz gibi,
Gazi Mustafa Kemal Paşa bu işi evrelere bırakmıştı.
Ama peşini de bırakmamıştı.
Cumhuriyet balolarında kadınlarla dans etti…
Anlamadılar…
Kalktı, Sarı Zeybek’le zeybek oyunu oynadı…
Gene anlamadılar…
Dizini yere, elini beline vurdu…
Kadının elinden tuttu…
Yanında taşıdı…
Önce kapalı, sonra açık…
Anlamadılar…
Kalpağı attı şapka giydi. Askeri elbiselerini çıkardı bir daha giymedi…
Anlamadılar…
O karanlık ve zehir zemberek zemheri günlerinde rakısını içti, tütününü kederle havaya savurdu…
Anlamadılar…
…
Ayyaş dediler…
…
90’ıncı yıl…
…
Bu dansı bana lütfeder misiniz demek yerine, kadını kapatan bir evre bu…
































