Devletin zirvesinde bir gerginlik, medya üzerinden bir atışmadır gidiyor.
UBP-DP hükümetinin başa geçtiği günden itibaren işaretleri gelen bir gerginlik bu.
Birileri lafçıklar üzerinden gerginliği sürdürme derdinde görünse de, kimse şu son söylenenlere takılıp kalmasın. Ben öyle yapıyorum. Ve benim için önemli olan, toplumsal fayda ve çıkarlar. Bu açıdan bakınca da, böyle bir gerginliğin kimseye yararı yok…
Özellikle UBP kanadında, Akıncı’yı zayıflatma adına yürütülen bir kampanya var.
Oysa o Akıncı, hepimiz adına bir süreci götüren, yüzde 65’in seçtiği bir kişilik.
Diğer tarafta, gaflarıyla ünlü bir Başbakan. Çoğu kez düşünmeden konuştuğu biliniyor. Özellikle de önüne yazılı metin verilmediyse. Ama bu son çıkışlarının gaf olmadığı da hissediliyor.
Öyle veya böyle, eğer devletin hiç de ihtiyacı olmayan bir gerginlik hedeflenmiyorsa, bu işe kısa sürede son verilmelidir. Akıl, mantık bunu söylüyor. Ha, ısrarla devam edecekse, o zaman şu anda gizlenen başka hedeflerin varlığı açığa çıkacak…
Aynı şekilde, Sayın Akıncı da, üslubunun düzeyini düşürmemeli. Çünkü onun da KKTC’deki temsiliyeti kadar önemli, bir dış temsiliyeti var. Eleştiriler ya da hakaretler ne isterse olsun, kavgaya girmek yerine, Kıbrıs konusunda tüm halkı aydınlatacak türden cevaplar vermeli. Zira hem içte, hem dışta kafaları bulandırmaya kararlı bir kesim var. Baksanıza, Politis’in ortaya attığı bir bombayı havada kapıp, müzakere heyetine saldırı yapılıyor. Doğru mu yalan mı hiç sorgulanmadan… İşte Cumhurbaşkanı bu nedenle, kamuoyunu sükunetle aydınlatmalı… Böyle giderse, müzakereler de rayından çıkacak…
Türkiye’de darbe girişimi sonrası hepimizi mutlu eden bir konsensus yaşanırken, herkes dilini bir nebze olsun yumuşatırken, liderler el sıkışmaya, birlikte aynı kürsüye çıkmaya başlarken, bu asla bir geri adım olarak yorumlanamaz. Ülkenin, siyasi ayrılıklardan daha öncelikli olan, yüksek menfaatleri adına yapılmaktadır.
Orada bu bilinç, bu sorumluluk varken, burada bunu görememek nasıl bir şey…
Devletin tepesindeki insanların tartışabilecekleri ortamlar varken, bunu sokağa dökmek, partisel, ideolojik ya da kişisel kavgalar hem halk arasında, hem de dış ilişkilerde zaafiyettir. İstenmeyen durumlar yaratır.
Gerginliğin tabana yayılmasının önüne geçilmeli.
Ve inanın gerginlğin, bu yolda ısrarlı olanlara da bir faydası yoktur…
BALTAYI TAŞA VURMAK VE İÇİMİZDEKİ “İRLANDALILAR”…
Kendini hakim, savcı yerine koyan ve gittiği her yerde “görevli” havasına giren malum şahıs, kendi başlattığı linç girişiminin altında kaldı.
KKTC’de yaşadığı kısa sürede yaptıklarını, bizim için sarf ettiklerini buradan tekrarlamaya gerek yok. Zaten ne menem biri olduğu kısa siyasi geçmişinde saklı… İnsan, “dönmeye” görsün, nerede duracağı belli olmaz…Rüzgara göre eğilip bükülen, menfaatine göre göğsündeki rozeti hiç sıkılmadan değiştirebilen bu kişi, sert kayaya çarptığını geç olmadan anladı.
Eminim, hesaba katmadığı, bu halkın sabrının sonsuza kadar sürmeyeceğiydi. Hele de kendi evlatlarına yönelik, yargısız ve saçma sapan suçlamalara karşı bir ve birlik olma özelliğini gözardı etti. Kıbrıs Türkü 1958’de, 1963 ve 1974’de nasıl ayağa kalkıp birlik olmuşsa, bugün de yarın da kendisine yönelik her teşebbüse karşı, aynı tepkiyi göstermesini bilir. Bizim derdimiz bize yeter. Hele de bu tür jurnalciler vız gelir, tırıs gider. Bizim kim olduğumuzu bilen bilir, yarın biz bu yollarda alnımız açık yine dolaşacağız ama, eminim onun sokağa çıkacak yüzü olmayacak…
Daha fazla yazıp da, onu meşhur etmeye niyetim yok. Günlerdir zaten binlerce kişi layık olduğu değeri verdiler.
Bu saçma suçlamaları fırsat bilip kraldan çok kralcı gibi davrananlar, “aman ben bulaşmayım” deyip, kenara çekilenler ve bunu fırsat bilip içindeki kini kusan, tv programlarına çıkarıp, destek vermeyi görev sayan içimizdeki “İrlandalılara” bir sözüm var… Yapılan iftiralar, bugün bize yarın size. Oynanan oyunun farkında değilseniz, sıra size geldiğinde ağlamayacaksınız. Siz fırsatçılar, olması gerektiği gibi, deşifre oldunuz…
Başaran Düzgün ve Hüseyin Ekmekçi’ye karşı denenen “FETÖCÜ” suçlaması sonrası, taşların nasıl yerine oturduğunu, kimin nerede durduğunu da bir kez daha görme fırsatını yakaladık… Neme lazım, iyi oldu…
YERİN KULAĞI VAR
EYLEMLER SONUNDA BİRİLERİNİ HUZURSUZ ETTİ:
Toplumsal örgütlenme birilerini ciddi şekilde rahatsız etmeye başladı. Zeytinlik, Karaoğlanoğlu, Girne, Mağusa ve hatta taşocakları konusunda Değirmenlik’te örgütlenmeler ve eylemler ardı ardına gelirken, katılan insanları yaftalama gayretleri bu rahatsızlıktan kaynaklanıyor. Bizzat Başbakan’ın “hep aynı kişiler” sözünün gerçeği yansıtmadığını hepimiz biliyoruz. Onun yaptığı, katılımı azaltma, katılanları caydırma gayreti. Yok Türkiye karşıtı, yok yatırım düşmanı, yok kötü niyetli… Boş işler bunlar. Kimsenin geri adım atacağı yok. Aynen olması gerektiği gibi. Başlayan bu demokratik direnişler, her yanlış adımda artarak devam edecek. Bir kere başladı, gerisi gelecek…
KENDİ AYAĞINA KURŞU SIKMAK:
Her seferinde son denilen bir muhaceret affı daha çıkıyor. Ben yanımda adam çalıştırıyor olsam, şu son on yıla bakarım, çalışanıma yatırım yapmam, çalışma izni çıkartmam. Çünkü resmen enayilik. Nasıl olsa bilirim ki, bir kaç seneye kalmadan bir af daha çıkacak ve borcumun çok cüzi bir kısmıyla yırtacağım. Ondan sonra “Sigortalar, İhtiyat Sandığı niye battı” ya da “kayıt dışı ekonomi”… Hiç kimse ağzına almasın bu lafları… Hele de çıkıp “Sigortaların şu kadar borcu var, bu da emekli sayısının fazlalığından, hadi bakalım emekli yaşını yükseltelim” demeye kalkmasın kimse… Kaçağı yaratan hükümetler. Devleti zarara uğratan da yine onlar… Faturayı yatırımlarını yapan çalışanlara çıkartmayı denemesinler.
HEP BİR AĞIZDAN:
Rum tarafının garantiler konusunu giderek daha yüksek perdeden dile getirmesi sizce nedendir? Bence havayı koklayıp, uygun ortamı bulduklarını düşünmekteler. Türkiye’deki kargaşanın ardından, bir de burada Cumhurbaşkanı-Hükümet gerginliği onlara bu cesareti veriyor. Madem ki Cumhurbaşkanı da “Halkım garantilerden vaz geçmiyor” demekte, o halde hep bir ağızdan daha güçlü bir tepki vermek, fırsatçıya o fırsatı vermemek gerekiyor…
VATANDAŞ EYLÜL’Ü BEKLİYOR:
Memlekette yaprak kıpırdamıyor. Esnaf, üretici, iş çevreleri, velhasıl toplumun her kesimi, duraklama dönemine girmiş gibi. Birçoğu umudunu tamamen kesmiş, bir kısmı da Meclisin açılmasını bekliyor. Hani belki, muhalefetin de bastırmasıyla biraz hareketlenme olur diye. Ama bakıyorum da, muhalefetin de iktidardan kalır yanıt yok…
BU CAZİBE GEÇİCİ:
Özellikle Girne bölgesinde, ev satışlarında patlama yaşanıyormuş. Emlakçılar, Türkiye’deki 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra ev satışlarında artış gözlendiğini söylüyorlar. Allah versin diyelim ama, Girne bu yükü kaldıramıyor artık. Cazipmiş, gözdeymiş, şuymuş buymuş. Bunların hepsi geçici. Yolu, suyu, trafiği tamam olmayan bir kentin cazibesi anında söner. Yakında göreceksiniz o cazibeyi. O binalar terkedilip bomboş kaldığında. Girne Maraş’tan beter olacak…
ZEHİRLENİYORLAR:
Girne’de faaliyet gösteren eğlence mekanlarından Locca ve Ice’de balon içerisinde alkol ve bir tür gaz içerdiği iddia edilen karışımın satıldığını tesbit eden polis, her iki eğlence mekanının yöneticilerini tutuklaMIŞ. Daha neler duyacağız. Dünyada 52 kişinin ölümüne neden olan karışım, gençlerin yeni hobisi olmuş. Uyuşturucu belasının ardından, gençler şimdi de bununla zehirleniyor. Gidişat iyi değil, geleceğimiz dediğimiz gençlerin bu halini gördükçe, umudum tükeniyor…
ZİRVEDEKİLER
Mehmet Ali Talat: “Türkiye’de yapılan darbeye yardım ve yataklık yaparmış gibi, Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Türk aydınların ve Kıbrıslı gazetecilerin hedef alınması, hedef gösterilmesi,… bir devlet görevlisinin böyle davranışı asla kabul edilemez. Bu Türkiye’nin itibarını da zedeleyen bir yaklaşımdır. Kim tevessül ettiyse ve kim bu talimatı kendisine (Ozan Ceyhun’a) verdiyse özeleştirisini mutlaka yapmalıdır…”.
DİPTEKİLER
Alkol Denetimi: Son aylarda meydana gelen trafik kazalarının bir çoğuna alkolün neden olduğunu görüyoruz. Demek ki, gereken sıklıkta denetim yok. Gündüz vakti, bölünmüş yollarda seyrüsefer denetimi yapmak yerine, denetimler özellikle yaz aylarında eğlence yerlerinin güzergahında yoğunlaştırılmalı…
































