Müzakerelerde son rounda girdiğimiz için haliyle spekülasyonlarve manipülasyonlar başladı.Bu iyi bir şey aslında. Çünkü,sanırım herkes işin ciddiyetini daha fazla anlamaya başladı ve ” bu kez galiba bir şeyler olacak ” havası oluşmaya başladı.
Büyük bir ihtimalle,7 liderler görüşmesi sonrası Eylül sonuna geldiğimizde bu hava daha da güçlenecek ve haliyle FEDERAL ÇÖZÜMÜ destekleyenlerle- desteklemeyenler arasında kavga-şamata büyüyecek.
Eğer, çok büyük bir dış dinamik olmazsa, 2016 Ekim-2017 Mart döneminde (i)anlaşma ortaya çıkacak,(ii)iki taraf bunu toplumuyla paylaşacak ve (iii) referanduma gidilecek.
Ve muhtemelen bu dönem, Kıbrıslı Türkler ve Kuzey Kıbrıs açısından tarihi BÜYÜK KIRILMA’mın başlangıcı olacak. Bu BÜYÜK KIRILMA içinde çok güçlü “ekonomi-politiği ve sosyo-ekonomik dinamikler ” barındırıyor.
Peki bu BÜYÜK KIRILMA’nın yönünü ve içeriğini ne belirleyecek ? Yani,Kıbrıslı Türkler açısından bu süreç neyi ifade edecek, neye göre karar vereceğiz?
Bunu anlatmadan önce bir durum tespitini daha doğrusu,öngörümüzü ortaya koymamız gerekir.Çünkü,senaryomuz bu öngörü üzerinedir.
….Türkiye,haklı olarak darbe girişimi sonrası BATI(AB-ABD) ile ilişkilerinde reel politik bir stratejiye geçti.Buşekilde,balans-denge stratejisi ile elini-pazarlığını da güçlendiriyor.Bu strateji ile Türkiye, önümüzdeki dönemde bölgesel-jeo stratejik merkez ülke konumlanmasıyla Doğu-Batı ve Kuzey-Güney ekseninde HUP bir ekonomi-politiği ülkesine dönüşmek istiyor.
Enerji,deniz-hava ulaşımı,finans,ticaretvs sektörlerinde köprü ve bölgesel merkez ülke pozisyona gelmek ve Müslüman demokrat ülke olarak İslam coğrafyasına(gönül coğrafyalarına vs) ilham vermek-liderlik yapmak istiyor.
Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye’nin bu potansiyeli var ve bu stratejisi de devam ediyor. Bu strateji için gereken “çekim ve vakum”güçlerine de yeterince sahiptir.
Lakin,bu potansiyelin güçlü bir şekilde açığa çıkması ve hedefe ulaşması için Türkiye’nin AB entegrasyon sürecinin yeniden başlaması lazım.AB entegrasyonu olmaksızın bu hedefe varmak zordur ve zaman alacaktır. Türkiye-AB ilişkisinde çok yönlü hem bölgesel, hem de global “ KARŞILIKLI BAĞIMLILIKLAR” da var.
Peki içinde bulunduğumuz dönemde Türkiye’nin AB entegrasyonunu yeniden güçlendirecek ve hızlandıracak olan açılım nedir ?
Tek ve en güçlü açılım,KIBRIS’tayakın zamanda federal çözüme ulaşmaktır.Bu tarihi gerçeği, içinde bulunduğumuz dönemde-hele darbe girişiminden sonra- hem AB, hem de ABD fazlasıyla biliyor ve farkındadır.
Dolayısıyla, Kıbrıs,Türkiye’de yaşananlardan sonra(bölgesel ve global dinamikler) her zamankinden daha da önemli hale gelmiştir. Çünkü, herkes biliyor ki; çözüm olması halinde, AB-Türkiye entegrasyon süreci her şeye rağmen yeniden başlayacaktır ve bunu da hiçbir dinamik kolay kolay durduramayacaktır.İşte bizim pozisyonumuz ve tercihimiz bu kadar hayatidir.
Bu öngörüye bir gerçeği daha ilave edelim.Kıbrıs adası,ekonomi-politiği açısından Türkiye’nin yakın kapsama alanındadır ve ada çözümle veya çözümsüzlükle Türkiye ile yüksek ekonomik entegrasyon içine girecektir.
Bunun hızını ve içeriğini de Türkiye-AB süreci belirleyecektir.Ama bu süreç, Türkiye-AB ilişkisinden bağımsız olarak her halukardagerçekleşecektir,yani çözüm olmazsa da gerçekleşecektir. Özellikle Kuzey Kıbrıs için bu süreci kimse durduramaz.Bundan kaçış yoktur.
Çözüm olsa da, olmasa da ada ile Türkiye arasında “ sermaye-hizmet-mal-kişi ” entegrasyonu hızlanacak ve yoğunlaşacaktır.Tahmini20-30 yıl sonra Kıbrıs adası bu anlamda TÜRKİYE’ninönemli bir parçası haline gelecektir.
İşte bu yüzden 2016 EKİM-2017 MART dönemi,bizim açımızdan BÜYÜKKIRILMA’yı işaret ediyor.Çünkü,bu dönemde sonunda, “ ya Türkiye’nin ARKA BAHÇESİolacağız ? Ya da Türkiye’nin ÖN BAHÇESİ olacağız.”
Arka Bahçe’ de ne mi var? Disiplinsiz-kuralsız ilişkiler, toplumsal ve bireysel olarak kimlik erezyonu, siyaseten özne olamama, görece yaşam kalitesi düşük bir hayat var.
Peki “Ön Bahçe ”de ne var ? AB içinde Türkiye’nin göz bebeği olma var,yaşam kalitesi var,disiplinli-kurallı ilişki var,toplumsal kimlik ve siyasal özne olma var,adanın bütününde eşit bir toplum olma var vs…
Diyeceğim odur ki; BÜYÜK KIRILMA’ya doğru hızla gidiyoruz ve tercihimizi Türkiye’nin ÖN BAHÇESİ mi; yoksa ARKA BAHÇESİ’mi olma isteğimiz belirleyecektir.Bu tercih sadece bizim değil,Türkiye’nin de rotasını belirleyecektir.
Merak etmeyin, her iki tercihte de Kuzey ekonomisi ciddi olarakbüyüyecektir.İkisi arasındaki fark; büyümenin hızı,içeriği ve kalitesinde olacaktır.
































