Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yunanistan örneği… Kararlı politikalar ve güven

Çipras önce yazdı
Aleksis Çipras

Yunanistan’ın Başbakanı Aleksis Çipras’ın büyük umutlarla geldiği iktidarda yaşadığı hayal kırıklıkları malum.

Seçilmeden önce, öyle boş vaadlerde bulunmuştu ki, sonradan gülünç duruma düştü. Bunlardan en önemlisi de, kriz içindeki Yunanistan’a kredi verecek kuruluşlarının şartlarını reddedeceği sözüydü.

Seçildikten sonra sözünü yerine getirdi, referandumu yaptı. Halk da bu şartlara “HAYIR” dedi. Ama o, bu karara uygun hareket edemedi. Etmesi de mümkün değildi. Taç giyen baş akıllanır derler ya o hesap, kurtulmak için önce ideolojik romantizmden vazgeçti. Referandum öncesinden daha ağır kredi şartlarını kabul etti, yola devam etti…

Ama Çipras başka bir şey daha yaptı…

Halkına bir yandan sosyalist bir hükümet olmanın gereğine uygun fırsatlar sundu, ama popülizm yapmadı. Diğer yandan da “madem ki dış karışmacılığı reddediyoruz, tasarruf yapacağız” dercesine acı bir reçete uygulamaya başladı…

Bakın neler yaptı;

-Kendini ideolojik saplantılarla yönetmeye kalkan ekibini dağıttı…

-Yeni anayasa tasarısıyla emeklilik yaşını kadınlarda 45’den 42’ye,erkeklerde 55’den 52’ye indirdi….

-Bütün eğitim ve sağlık hizmetlerini tamamen ücretsiz yaptı,

-Asgari ücreti iki yılda 800 euro’dan 1500 euro’ya (5000 TL) çıkarttı…

-Öğrenim gören öğrencilere ait ulaşım ve yemek harcamalarının devlet tarafından ödenmesine dair gelen anayasa teklifini onayladı ve hayata geçirdi…

-Vergiyi tabana yayacak ve ekonomide kayıt dışılığa son verecek yasa değişiklikleri yaptı.

-Milletvekili maaşlarını 4000 euro’dan 2000 euro’ya (6450 tl) indirdi, yine vekillere ait olan resmi araçların hepsini sattı…

-Vekil korumalarını ve şöförlerini de işten çıkartarak başka kurumlara personel olarak yerleştirdi…

-Bakanların özel helikopter ve uçaklarını da satarak parayı hazineye devretti. Bunu yaptığında karşı çıkan bütün bakanlarına birer tarifeli ekonomik uçak bileti hediye etti…

-Devletin tüm lüks harcamalarını yasakladı ve resmi kurumlarda zorunlu olmadıkça gündüz aydınlatma lambalarının yakılmaması direktifini verdi…

-Kendisinin de şöförü ve koruması yok, ailesiyle birlikte, babasına ait olan iki katlı evin üst katında yaşıyor ve 1998 model küçük bir araç kullanıyor…

Aldığı önlemlerle dış kredi kuruluşlarına güven veriyor. 2015’de imzaladığı anlaşmayla kabul ettiği  86 milyar Euro’luk ekonomik kurtarma paketi uygulaması sürerken, şimdi yeni bir paket üstünden çalışılıyor. IMF bile, AB ülkelerine Yunanistan’ın borcunu düşürme teklifi yapıyor, bunun üzerine önce borç ertelemesi geliyor, ardından da Avrupa Merkez Bankası Yunanistan’a ucuz maliyetli fon kullanma olanağı tanıyor…

Ekonomi binde on oranında da olsa, büyümeye başlıyor. Bundan sonra bir “kalkınma” hareketinin başlayacağı açıklanıyor.

“Yunanistan bu işi başardı mı” diyenlere yanıtı Maliye Bakanı Öklid Çakalotos veriyor, “Eğer yararlı işler yapmasaydık, işsizlik oranının yüzde 25 ve büyümenin olmadığı bir süreçte insanlar bize yeniden oy vermezdi. İnsanlar bize oy verdiler çünkü bu programı halkın hassasiyetlerini göz önüne alarak uygulayacağımızı biliyorlardı. Emekli maaşı ve gelir vergisi sistemlerinde reform yaptığımızı herkes gördü”…

İşte budur…

Eğer hükümetlerin ülkenin refahı, kalkınması, kurtuluşu için akılcı planları varsa, bu planlarını da halka anlatıp güven verebilirse, şartlar ne kadar ağır olursa olsun, başarılı olabiliyorlar.

Bizde eksik olan ne..?

Bulabildiniz mi..?

a)Doğru teşhis ve politikalar

b)Güven

c)İnanç

d)Hepsi…

YERİN KULAĞI VAR

YAKINDA DEVLET DE ÇÖKER: Eski Başbakanlardan Hakkı Atun, bitmek bilmeyen üçlü kararnameler nedeniyle, kamu yönetiminin çöktüğünü söyledi. Yıllardır liyakat yerine, sırf partili diye olur olmaz kişileri devlete sokuşturur, yıllarını devlete ve bürokrasiye adamış insanları partiliniz değil diye kapının önüne koyarsanız, bırakın kamuyu, devletin çökmediğine dua edin…

İLAHİYAT ARAPSAÇI:  Yüksek İdare Mahkemesinin, müfredatının yasa dışı olduğu yönündeki kararına rağmen Eğitim Bakanı Berova’nın Hala Sultan İlahiyat Kolejini,   Genel Orta Eğitim Dairesi’ne bağlayarak öğretime aynen devam etmesini sağlaması, öğretmen sendikalarını harekete geçirdi. Kararı yeniden mahkemeye taşıyacaklarını söyleyen KTÖS Genel Sekrteri Elcil, Bakan Berova’yı, “iş bilmezlik ve insan ilişkileri en kötü bakan” olarak suçladı… Bakan Berova müfredat konusuna açıklık getirmek zorunda.

AĞZINDAN BAKLAYI ÇIKARDI: Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis, Güvenlik ve Garantiler konusunda ‘kırmızı çizgiler’ dediği ‘askeri garantilerin tasfiyesi ve Türk askerinin derhal çekilmesi’ haricinde hiçbir uzlaşı veya takası kabul etmeyeceğini açıklamış. Türk tarafının garantiler konusundaki tavrı belli. Bu durumda yakın bir gelecekte nasıl bir anlaşma olmasını bekleyebiliriz. Ya Türkiye, ada üzerindeki garantörlük hakkından vazgeçecek, ya da Rumlar bugünkü sistemi kabul edecek. Şimdilik her ikisi de imkansız gibi görünüyor. Ama bugüne kadar olmaz dediklerimizin olduğunu da çok gördük….     

GÖREV ZARARI: Büyükkonuk Belediyesi açıkladı, 1 ton su alan da, bin ton alan da ton başına 4 lira ödeyecek. Onun işletme gideri yok mu? Geliri LTB’den daha mı fazla? Bence cevap şu, Büyükkonuk Belediyesi’nin fuzuli gideri LTB’den daha az. Bizim ödeyeceğimiz fark da, Lefkoşa Belediyesi’nin görev zararı. Hepsi bu…

 KİM İZİN VERDİ: Görevi eski eserleri korumak ve muhafaza etmek olan dairenin, Mağusa şubesinin eski eser olması sebebi ile, üzerine tek bir çivi bile çakılmaması gerekirken, dış cephesine klima monte edilmiş, etrafı da betonla sıvanmış. Buna kim, hangi akıl  izin verdi inanın anlamakta zorlanıyorum. Sosyal medyada patlak veren olayla ilgili olarak ilgili bakanlıktan henüz bir açıklama gelmemesi ise oldukça düşündürücü. Ülkenin her tarafını beton yığınına dönemsine göz yumanlardan, farklı bir anlayış beklemek yanlış olurdu…

ÖNCE KENDİMİZİ ELEŞTİRELİM:  Yıllardır vazgeçemediğimiz alışkanlıklarımızın başında, hafta sonu piknik alemleri gelir. Ama, geride  pislik bırakmak da mı kültürümüz bir parçasıdır? Değildi, bunu asla kabul edemem. Bu sonradan kazanılmış bir kötü alışkanlık. Sosyal medyada bu konuda yüzlerce resim paylaşılıyor. Belki bir hafta sonra yeniden gideceğimiz bir yeri pis bırakarak ne yapıyoruz ki? Bu kendimize saygımız olmadığını gösterir. O bayıla bayıla gittiğiniz dış ülkelerde de  yapın bakalım aynısını. Kolay mı?…    

ZİRVEDEKİLER: Kudret Özersay: “Acaba Hükümet neyin ne olduğunun farkında mı? Başbakan Özgürgün terör örgütü ilan edilen ‘FETÖ’ konusunda ne diyor, ‘ihbarlar veya bilgide doğruluğa RASTLANMAMIŞTIR!’. Türkiye Büyükelçisi Kanbay ne diyor: (bu terör örgütünün) KKTC’de de uzantıları OLDUĞUNU BİLİYORUZ…Önümüzdeki dönemde bazı görevden almalar yaşanabilir!”.

DİPTEKİLER: Polis’te Darp: Şiddet uyguladığı için yargılanan, ceza alan bir polis pek duyulmaz. 67 yaşında günahsız, hem de hasta bir insan, yanlışlıkla tutuklanıyor, daha ne olup bittiğini anlamadan darp ediliyor, sonra da özür dilenip evine gönderiliyor. Burada mesele yanlışlıktan da öte, polisteki şiddettir. Hem de üç yıldızlı bir polis tarafından. Daha bir kaç ay öncesinde Tutuklu ve Mahkum Yakınları Derneği, mahkemeye çıkan zanlıların  bir çoğunun verdikleri gönüllü ifadelerin baskı ve şiddet altında alındığını söylemişler, karakollara ve polis araçlarına kamera yerleştirilmesini talep etmişlerdi. Vatandaş şimdi dört gözle bu son olayın aydınlanmasını, şiddet kullanan polisin adını ve yargılandığını görmek istiyor…