Kıbrıs konusunda devam etmekte olan müzakere sürecinde hava yeniden olumluya döndü.
Liderler ve ekipleri ilk dört konu başlığında azami ilerleme sağlayıp bunları kapatma konusunda önemli sayılacak adımlar atmaya başladılar.
Süreci kendi kendisini tekrar eden, açmazlar yaşayan durumdan kurtardılar.
Yönetim ve Güç Paylaşımı, Ekonomi, AB ve Mülkiyet başlıklarında küçümsenemeyecek anlayış birliktelikleri sağlama yoluna girdiler.
Şimdi önlerinde Toprak ile Güvenlik ve Garantiler konuları var.
Bunlar kuşkusuz en zor konular.
Ancak Türkiye’de yaşanan son darbe girişimi gerçek anlamda hem Türkiye açısından hem de burada Kıbrıs müzakereleri açısından bir musibet oldu.
Bin nasihatin yerine geçti.
Darbe, bölgede yaşanacak herhangi bir olağandışı durumun Kıbrıs ve bölgede dengeleri nasıl birden bire değiştirebileceğini ortaya çıkardı.
Sanırım bu nedenle de liderler Kıbrıs sorununa bir an önce çözüm bulmanın Kıbrıs’ın geleceği açısından en doğru yol olduğu gördüler.
Ve pozisyonlarını gözden geçirerek “bu işi bitirmek bizim faydamıza’ noktasına geldiler.
Bu motivasyon son görüşmelere olumlu yansıdı.
Önemli olan bu olumlu havanın kaybedilmeden gerçek anlamda sonuç alıcı bir şekilde müzakere edilmesidir.
‘Al-ver’e korkmadan girilerek çözüm yolunda liderlik gösterilmesidir.
Bu yapıldığı takdirde sorunun çözümü için hedef olarak gösterilen 2016 sonu bitmeden ortaya kapsamlı bir çözüm planı çıkması mümkün olabilir.
Yeter ki liderler ve ekipleri ellerini çabuk tutsunlar ve müzakere sürecinin kendi kendisini tekrar etmesine izin vermeden onu ileriye taşıyacak adımlar atmaya devam etsinler.
Gelinen aşamada müzakere sürecine Türkiye’nin desteğinin tam olması bir diğer önemli meseledir.
Türkiye’de yaşanan darbe girişimi akşamında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın ilk andan itibaren darbeye karşı bir duruş sergilemesi Türkiye ile KKTC arasında var olan güçlü ilişkileri ve dayanışma ile güveni çok daha üst noktalara taşıdı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında saygı ve güvene dayalı sarsılmaz ve güçlü bir bağ oluştu.
Türkiye’nin müzakere sürecine olan desteği daha da üst bir noktaya taşındı.
Bunu Kıbrıs sorununa ilgi duyan tüm taraflar bir yere not etmeli ve Kıbrıs sorununun çözümü konusunda kendilerinin nasıl katkılarda bulunabileceklerinin hesaplarını yapmalıdırlar.
2016 bitmeden Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için tüm şartlar müsait.
Uluslararası ilişki ve beklentiler de öyle…
Kıbrıs’ta masadan çıkacak sonuç sadece adanın değil, Avrupa’nın ve bölgenin de geleceğini şekillendirecek.
Bu da bir tarafa not edilmelidir.
Türkiye’deki darbenin püskürtülmüş olması birçok şey için milat olmuştur.
Gelişmeleri doğru okuyanlar bu gelinen aşamada kazanacak tarafta olacaklardır.
Okumamakta direnip hata yapacak olanlar ise kaybedecektir.
İşin kötü tarafı onlar kaybederken Kıbrıs’ı da aşağıya doğru çekme ihtimalleri vardır.
Dileyelim öyle olmasın.
Yakalanan fırsat doğru değerlendirilsin.
































