Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Suriyeli çocuklar…

 

Mersin- Türkiye’de şu anda en önemli gündem, üç milyon Suriyeli’ye vatandaşlık verilmesi konusu…

AK Parti ve ruhani lideri Recep Tayyip Erdoğan bu konuda çok ciddi.

Neden?

Gerekçeleri şu:

“Kara parçası bizden küçük Almanya’da 80 milyon insan yaşıyor. Türkiye nüfusu ise bunun altında. Ekonomi demek daha çok nüfus demek… Madem ki Türkiye vatandaşları üç çocuk yapa yapa daha kalabalık olamıyor, o zaman nitelikli Suriyelilerden vatandaş yapalım…”

Evet…

“Nitelikli Suriyeli” diye de ekliyorlar her cümleye…

Burada geneli aşağılama da var…

Ayrım da…

Hor görme de…

Neden mi?

Suriyeliler neden geliyor Türkiye’ye…

Zorla…

Sorun bakalım, savaş istiyorlar mı?

Barış içinde bir Suriye olsa, kaç kişi bırakıp Türkiye’ye gelir…

Zira burada ciddi bir sefalet var…

Suriyeliler aç ve sokakta…

Zaten parası olan ya Avrupa’ya kaçtı…

Ya da Türkiye’de en azından küçük bir market dahi açarak, ticaretine başladı…

Gerisi sefil…

CHP zemin yaptı…

Ak Parti’ye ciddi bir muhalefet zemini bulamayan CHP, Suriyeli konusuna sarıldı…

Açıklamalara bakınca, insandan değil, sanki “aşağılık bir sürüngenden” bahsediyor koca koca siyaset adamları…

Gazeteciler de öyle.

“İstemeyiz” propagandası aslında bir siyasi zemin…

Çünkü çok sayıda AK Parti seçmeni de gelişmelerden rahatsız…

Düşünün Mersin’de inşaatta çalışan birisi günde 75 TL alabiliyorsa…

Suriyeli 40 TL’ye çalışıyor…

Küçük küçük çocuklar ya sokakta dileniyor…

Ya da garson, marketlerde poşetçi olarak çalışıyor.

Bu ne demek?

Ekmeğin küçülmesi demek.

Haliyle, Suriyeli düşman görülüyor.

Burada net olarak hissediliyor.

En ufak bir tahammül yok.

Her adli olayın altından Suriyeli çıkacak sanılıyor.

CHP, bunu siyasi zemin yaptı…

Körüklüyor…

Olayın insani boyutu

Bir de insani boyutu var olayın…

Evini bırakmış, işini bırakmış kaçmış insanlar…

Açlıkla, sefaletle boğuşuyor.

Geri dönme ümidi var.

Sorsanız;

Vatandaşlık mı?

Suriye’ye geri dönmek mi?

Evet, bu olayın Türkiye üzerinde sosyolojik etkileri vardır.

Türkiye insanının huzuru kaçtı…

Geliri azaldı…

Hırsızlık arttı…

Bu da başka bir gerçektir.

Türkiye bütçesinin ciddi bir kısmı Suriye’den göç edenlerin rehabilitasyonu için ayrılmakta…

Okulda…

Hastanede…

Yaşamın her alanında ücretsiz hizmet almakta…

Ama Suriye’de yaşananlara bakınca, olayın bir de insani boyutu olduğunu görüyoruz.

Kıbrıs’ta tecrübelerimiz var.

Evet, tarım iş gücü olarak çok sayıda insan geldi ve vatandaş oldu…

Ama daha fazlası, Güneydoğu’daki terör belasından kaçarak, huzur için de adaya geldi.

Kendi örfü ile. gelenekleri, görenekleri ile geldi.

Ne yaşıyorsak, şimdi beş mislini yaşıyor Türkiye…

Nasıl ki 1974’te adaya gelenler, şimdiki kontrolsüz nüfus akılından rahatsız…

Türkiye’ye Bosna’dan, Bulgaristan’dan, Girit’ten göç edenler de rahatsız…

Türkiye’de artık bir Suriyeliler sorunu var.

Ya Suriye’de iç savaş bitecek ve insanlar evlerine dönecek…

Ya da Türkiye’de Türkiyelileri sevmeyen Suriyeliler, Suriyelilerden nefret eden Türkiyeliler bir arada yaşamaya alışacak…

Ayrı kare foto buraya

Sahildeki mezar…

Tatildeyiz ya…

Sağ olsun, kayınpederimin Mersin Tece Halk Plajı yanında, bir site içerisinde evi var.

Sabah denize doğru yürüyorum…IMG_0938 copy

Sahilde oynayan Suriyeli çocuklar…

10-12 yaşlarında üç erkek çocuğu… Denize girip çıkıyor…

2 kız çocuğu, aynı yaşlarda… 

Bir de 5-6 yaşında uzun saçlı bir başka çocuk ama kız mı oğlan mı anlayamadım…

Başları bağlı…

Denize girmeleri de yasak… Ayak dahi ıslatmıyorlar…

Anneleri yaşında bir kadın…

Elinde siyah bir naylon… İçi çekirdek dolu…

Yanı başında da eski bir 2.5 litrelik Coca- Cola şişesi, plastik… Soğuk su dolu…

Çocukları seyrediyor…

Arapça talimatlar veriyor…

Ben de seyrediyorum.

Derken, çocuklar sahilde bir araya geliyor…

Kumları yığıyor…

Erkek çocuklar deniz kenarındaki çakıllardan taşıyor…

Ortaya bir mezar çıkıyor…

El ele tutuşuyorlar…

Mezarın etrafında yine Arapça bir şarkı söyleyerek dönüyorlar…

Tamamen siyah çarşafa bezeli kadın yanlarına gidiyor…

Sonra oyun ya da ayin…

Bitiyor…

Kadına özellikle bakıyorum…

Resmen ağlıyor…

Çocukların küçük olanını elinden tutuyor…

Anne ve çocuk önde…

Diğer beş çocuk arkada uzaklaşıyorlar…

Ruh gibi seyrediyorum…

Savaş aklıma geliyor…

Kayıplar…

Savaşın ve kayıpların mağduru çocuklar ve elbette analar…

Yürüyorum çocukların oynadığı yere…

Bakıyorum “oyun” için ne yaptıklarına…

Okkalı bir küfür ediyorum teröre, savaşa, adaletsizliğe…

Canım bir sigara çekiyor o an…

Ama hiç içmediğim içim, paket de yok haliyle yanımda…

Küfrümle baş başa, hızla uzaklaşıyorum…