Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kaya Parçası

Altmışlı yıllardı.

Böyle yaz ayları.

Güneş her Temmuz olduğu gibi yakmakta.

Haliyle insanların sığınacağı yerler genellikle deniz kenarlarıydı.

O zamanlar kumsallar, denizler ahalinindi.

Şimdiki gibi yankesici bir düzen tarafından peşkeş çekilmemişti ona buna…

Kıbrıslı Türk ahalisinin bir kısmı 3 Mil diye bilinen Girne bölgesindeki bir deniz kenarına giderdi.

Çadır kurup aylarca deniz kenarında kalanlar da olurdu doğrusu…

O deniz küçücük bir koydan ibarettir.

Koy’un bir kenarında bir kaya parçası vardır ki,

Dönemin gençleri o kaya parçasının üstüne çıkar,

Atletik hareketlerle denize pike yaparlardı…

Kaya parçası dedik de,

Henüz sene 1958.

Kıbrıs meselesi “Elen-İngiliz” anlaşmazlığı olmaktan çıkıyor,

Türk-Yunan sorunu haline geliyordu.

“İngiliz parmağı” dedikleri parmak vardı işin içinde.

Ki bu parmak başka parmaktı.

O parmak sayesinde Türkler “Taksim” diye bir davaya sahip olmuşlardı…

Bir gün Yunanistan ve Türkiye Dışişleri Bakanları Averof ile Zorlu buluşurlar.

Bilinen öneriler dışında Türkiye’nin bir önerisi daha olur.

O da bir bayrağın dikilebileceği bir kaya parçası,

Bir de nöbet kulübesi…

3 Mil’in kumu yoktu.

Küçük sahili taşlıktı.

Ama bu deniz taşlarının üzerinde vakit geçirmek büyük keyifti.

Millet, taşların üzerine yatmaktan zevk alırdı nedense…

3 Mildeki kaya parçası bir bayrak değil, beş on bayrağın sığışabileceği büyüklükteydi.

Türkiye’nin istediği ise bir bayrağın sığışabileceği bir kaya parçası…

Şimdi bak komşu!

Sen kaya parçasını görüşürken,

Gün gelip kayalar değil dağlar gidecekti…

Her iki taraf tarihten nasıl ders çıkaracak bir muammadır.

Ya da bu mesele Kıbrıslılara mahsus değildir…

Bu arada,

O zamanlar,

İstenilen kaya parçasının denizde mi kara da mı olduğu bilinmiyor…

Bizim üzerine çıkıp oynadığımız kaya parçası biraz görkemliydi.

Hatırımda kaldığı kadar, karadan denize doğru uzanan bir geyik başı gibiydi.

Burnuna doğru gidilir,

Oradan bir sıçrama ile denize atlanırdı.

Gençler bu gösteri için kaya parçasının üstünde kuyruk oluştururdu,

Gözleri de sahilde,

Hani atlarken kızların görüp göremeyeceğini garantilemek için.

Görmezse, görene kadar beklerdi…

3 Mildeki kaya parçası da,

Tekmil 3 Milin kendisi de bugün askeri bölgedir.

Üstelik,

Yanılmıyorsam tekmil toprak Türk malıdır…

Türk malından çıkmayan,

Rum malından nasıl çıkacak?

Türkün malına bayrak diken,

Rum’un malına ne diker?

İster misiniz gün gele hacının biri oraya kumarhane açsın?

Diyeceğim,

O kaya parçasında,

Birçok insanın çocukluğu kaldı…