Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Anastasiadis’in yeni numaraları!

Tabi ki “gözlerim kapalı izliyorum Anastasiadis”i, demiyorum! Tam aksine adamın açıklamaları ile söylemlerini yakalayabilmek için dört göz oluyorum. Çünkü hem çok konuşuyor hem boş konuşuyor, hem de her görüşme sonrası Sn. Akıncının açıklamalarının tam zıddını söylüyor!  İnadına mı  yoksa politika mı yapıyor anlamak mümkün değil!                                    Mesela “Güzelyurt olayı bunlardan sadece bir tanesi! Kaçıncıdır  iade edilmesinin ne kadar zor ve  mümkün olmadığını bildiği halde “verilmezse çözüm de olmaz” diyor! Kuzey’deki tepkileri mi görmek istiyor yoksa “iadesi” konusunda alıştırma mı yapıyor? Her neyse:

       Bugünlerde başı Rum Ulusal Konseyi ile dertte. Bir mektubundan söz ediyorlar. Anastasiadis Rum Ulusal konseyinin yapısını  değiştirmek istiyormuş. Siyasi partiler leblebi çiğneyip demir püskürüyorlar! Ve diyorlar ki “geçmişte sorunları bizimle tartışır, kararlar ondan sonra çıkardı.  Şimdi bizi saf dışında tutmak istiyor…”

       Rum basınına göre Anastasiadis üç konuda RUK’ini bağlamak istiyormuş: Birincisi gizlilikmiş! Diğeri Kıbrıs sorununun sadece “bazı konularının”  görüşülmesiymiş. Üçüncüsü ise (hayret) siyasi partilerin “İki bölgeli iki devletli federal çözümü kabul etmeleriymiş!..” 

       SORUN GÜNEYİN SORUNU: Tabi ki kendi bünyesinde Ulusal Konsey’in yeniden yapılandırılmasına yönelik tartışmalar.. Ancak EDEK bu istekleri yerine getirmeyeceğini “böyle bir federasyonu kabul etmemiz şartsa o zaman Konsey’e katılmayız” diyormuş…

       KISACA: Görülüyor ki siyasi sorun söz konusu olduğunda Rum tarafının da  başı ağrıyor!  Hemen her gün  bir başka ağızdan bir başka açıklama yansıyor medyada. En çok da hükümet sözcüsü Hristodulidis’in “Kıbrıs’ta çözüm olmazsa boru hattı Türkiye üzerinden geçemez” tehdidi! Oysa bal gibi biliyor ki o boru hattı ancak Türkiye’den geçer! Kaldı ki çözüm olur veya olmaz Rum tarafının en erken Afrodit yatağından gaz çıkarması 2 bin 22’lerden önce mümkün değil. Boru hattı hemen döşenmeye başlasa bile gazın çıkarılacağı platformdan TC’ye  800 kilometrelik boru hattı döşenmesi gerekecek.  Dolayısıyle yılları alacak bir olay!  Ve bölgede önümüzdeki yıllarda ne siyasi ne de sosyoekonomik yönden neler olacağını kimse bilmiyor, tahminde bile bulunamıyor! Kaldı ki gazın çıkma olasılığının söz konusu olduğu 2022  yılında  ne olacağı bilinsin!

       Kısaca Anastasiadis politikayı çocuk oyuncağına çeviriyori müzakerelere de olumsuz yansıyor!

 TÜRKİYE BİZİ ENTEGRE EDECEKMİŞ! PÖH PÖHHH!

       Henüz ortada “uygulaması” yok ama Muhalefetin derdi davası oldu! “Eğer TC-KKTC protokolü uygulanırsa “Türkiye TC’yi entegre edecekmiş.” Bunu eski Maliye Bakanı Özgür söylüyor.

       Şimdi bizi protokollerle entegre edeceği söylenen Türkiye’nin adadaki konumuna bakalım.

       BİR: Evvel emirde ve 1974’den beridir Kuzey’de hem güvenliğimiz hem de adadaki “barışçı” süreci sağlamak için TC’nin bir “kolordusu” bulunuyor… (Dikkat bu orduya karşın TC’ye ne entegre olduk ne de öylesi girişimle baskı söz konusu oldu. Aksine askerin  Kuzey ekonomisine de  katkısı olmaktadır…)

       İKİ: Türkiye’nin 1974’den sonra Kuzey’e kaydırılan nüfusumuzun yarısı kadar TC kökenli yurttaş vardır. (Dikkat TC’lilerle KKTC’liler arası evliliklerin olmasına, TC’li yurttaşların inşaatlarımızda, temizlik, bakıcılık işlerinde bizim için  çalışmalarına karşın entegre olmadık, aksine onlar bize entegre oldu! Artı artık toptancılık da ellerindedir, sanat ve zanaatla pek çok alış veriş yeleri de. Yine de bu bağlılık ve bağımlılık TC’ye entegre olmamıza  yetmedi!)

       ÜÇ:  Rumdan kalan pek çok köye evlere yerleşmelerine, toprağa sahiplikte ekip biçip üretmelerine, hatta artık kırsalda biz Kıbrıs Türklerinden daha çok çalışıp daha çok kazanmalarına karşın, yine sayelerinde TC’ye entegre olmadık! (Dikkat üstelik artık yediğimiz hıyardan içtiğimiz süte, maydanozdan marula, patatesten molohiyaya kadar bu insanların tarım sektörüne hatırı sayılır katkıları olmaktadır!)

     DÖRT: Artık öğretmen, polis, memur olmalarına, seçimlerde aktif olarak oy kullanmalarına, tüm partilerde faal olarak çalışmalarına karşılık hâlâ TC’ye entegre olmadık! (Dikkat üstelik TC kökenlileri seçimlerde tepe tepe kullanan bizim siyasi parti kodamanları olmakta, enselerinden hatta seçim kazanmaktadırlar!)

      UZATMAYA GEREK YOKTUR! Şimdi 42 yıldır birlikte yaşadığımız bu TC kökenli yurttaşlarımız biline ki Erdoğan’ın bir parmak işareti ile harekete geçecek bağlılık ve siyasi irade sahipleri iken:                                                       Kıbrıs Türk halkını Türkiye’ye entegre etmek üç tane kurumun özelleştirilmesine mi kaldı?      İki üç caminin yapımı mıdır bizi korkutan!    İşimize geldiğinde limon gibi sıkıp geriye posalarını bıraktığımız bu insanlar mıdır geleceğin tehlikesi?

      GEÇTİK: UBP-DPUG Hükümeti Başbakanı Özgürgün açıkladı. “Hükümet iki ayda 700 milyon TL sürdü piyasaya..

       Nereden geldi bu para?  Kıbrıs Türk halkının vergilerinden mi, harçlardan mı, KDV’lerden mi? İhracat’tan mı, Narenciye’den hellimden mi, falan…  (Birikim Özgür bunları çok iyi bilir!)

       Yoksa bizi entegre edecek dediğiniz Türkiye’den mi?  İnsaf  dinin yarısıdır, azıcık insaf!    

KISACA TAKILDIĞIM: (“BİZ YAPARIZ OLUR” YENİDEN Mİ NÜKSEDİ!)

       “Ben yaparım olur” devrini yaşayanlar iyi bilirler. Devlet kuran UBP sonunda kantarın topuzunu kaçırınca “biz yaparsak olur” kibirlenmesine düştüydü! Tabi ta ki muhalefete düşene kadar…

       Şimdi “tekerrür” var! Kredi kartlarının faizlerini yüzde 20’den yüzde 30’lara yükseltti. Neden? Vatandaşı limitinin üstünde kredi kartı kullanımından caydırmak için mi? Yoksa bankalara bir kıyak daha çekmek  için mi?

       Yoksa “biz yaparız olur” hastalığı yeniden mi nüksedi?