Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Çıngıraklı oyuncak

1956 yılında EOKA İngiliz yönetimini iyice rahatsız etmeye başlamıştı.

Henüz daha ipler Makarios’un elindeydi ve “Kızıl Papaz” self-determinasyon istiyordu…

O yıllarda Türk tarafı daha rahattı.

Hele de Türkiye.

Oyuna girsin mi girmesin mi ikideydi.

Hatta Enosis istekleri karşısında bile zaman zaman sessiz kalıyordu.

Çünkü, öne sürülen Enosis planlarında ada Türkleri hakkında özerklik veya haklarının iyileştirileceği gibi öngörüler vardı.

Türklerle sorun olmayacağı mesajları veriliyordu…

İngilizler, özellikle Süveyiş Kanalı Krizi nedeniyle adada bir self-determinasyon yanlısı değillerdi.

Bunu kabul ettikleri yolunda görüşler ileri sürseler de,

Konuyu daha sonra görüşmeyi uygun görüyorlardı.

Batı için bütün mesele, komünizmin Doğu Akdeniz’de yayılmaması,

Petrolün ve komünizmin kontrol altında tutulmasıydı…

Cumhur Deliceırmak’ın ileri sürdüğü bir görüşte belirttiği gibi,

Adada yaşayanlar oyuncak olmaktan memnun görünüyorlardı.

Onlara verilen çıngıraklı oyuncak, milliyetçilikti…

Taksim meselesi İngilizlerin aklına tam da bu karmaşa içerisinde gelir.

Ama koşullar Hindistan gibi değildi.

Dolayısıyla koşullar Hindistan’daki gibi olgunlaşırsa,

Ancak o zaman Taksim gündeme gelebilirdi…

Yine de İngilizler kendi çıkarlarını koruyacak birçok plan üretirler.

O dönemler adadaki Vali Harding’ti ve sert önlemleri ile biliniyordu.

Adanın yerel kaynakları ile stratejik noktalarını bilen Harding tam beş tane Taksim planı hazırlar.

Haritaları ile birlikte.

Bütün haritaların ortak noktası,

Bugünkü gibi iki bölgeli bir Kıbrıs olmasıdır.

Bu iki bölgelerin büyük kısmı Elen halkına bırakılırken,

Küçük bölge Türklere ve İngilizlere bırakılıyordu.

Yani, Ada Elenleri karşısındaki diğer bölge,

İngiliz-Türk yönetimi altında olacaktı…

Bir örnek verecek olursak,

Birinci plana göre (Solution A) Lefke, Limasol Burnu (Ağrotur)’nu bağlayan bir hatla birleştiriliyor,

Ve bu hattın arkasında kalan bölge Türk-İngiliz bölgesi olarak adlandırılıyordu.

Diğer dört bölgede de durum aynıydı.

Türk-İngiliz bölgesi.

Bütün planlarda toprak oranı yüzde 25.

Eğer Harding planlarından biri hayat bulsaydı,

Bugün Akdeniz’le birlikte ırkımızın Maş denizinde de bir sevinci olacaktı!

Rum komşularımız İngiliz-Türk bölgesine geçtiklerinde,

Diyelim Lefke’ye geldiklerinde,

Londra’ya gelmiş gibi olacaklardı.

Türkler ve İngilizler o tarafa geçtiklerinde,

Atina’ya gitmiş gibi olacaklardı.

Biz de Bayrak törenlerini Lefke’deki Trafalgar Meydanında yapacaktık.

Gemikonağı’ndaki maden ocağı işletilecek,

Yanına denize nazır Hyde Park yapılacaktı.

Kim bilir ırkımızın ırkı da değişiklikler gösterecekti.

Esmer tene mavi gözler çoğalacaktı…

Yani,

Hangi plan uygulanmış olsaydı,

Kıbrıslı Türkleri ciddi bir değişim bekleyecekti.

Şimdiki gibi.

Trafalgar Merydanı yerine,

Cemal Gürsel Caddedi…

Neyse ki herkesin çıngıraklı oyuncağı yanında…